her sabah gazete aldığım bayinin sahibi yaşlı amcadan bu sabah duyduklarım...
- ahhh. neydi o eski günler herşeyin tadı vardı. herşeyin bir sırası ve zamanı vardı. sinemaya giderdik araya parça koayarlardı.
çok başkaydı. şimdi işin suyu çıktı 24 saat yayın yapan uydu kanalları var.
fransızcadan dilimize giren nostalji (nostalgie) sözünün: yurt özlemi, sıla özlemi. aynı söz daha çok "geçmişe duyulan özlem" anlamıyla kullanılmaktadır. sözün bu anlamı için de özlem ve hasret kelimeleri uygun karşılıklardır. çünkü bu kelimeler "geçmiş" anlamını zaten içermektedir. aynı sözden türeyen nostaljik için de "özlemli" karşılığı önerilmiştir.
Heryerimize deniz kumunun
kaçtığı zamanlarda,
daha belirgin yada
daha anlaşılmaz
değildi bu başı sonu belli olmayan
zaman tuzağı.
Ama güneş,
bize şah damarımızdan
daha sıcaktı
ve kedilerle beraber yaşıyorduk.
Biz onlara yemek,
onlar bize şans veriyordu.
içki gerektiği kadar,
ama her gerektiğinde içiliyordu.
Aşk yollarda,
yolun tozuyla
ayaklarımız arasında bir yerdeydi ve
tek yapmamız gereken
üstünde yürümekti.
ilkokul dörtteyken ilkokul ikiye, orta üçteyken orta bire, lise bire giderken lise hazırlığa, okul sonrası üniversiteye hep bir özlem duyardım/duyuyorum.
ama tuhaf olan insan yaşamadığı bir dönemi nasıl olur da özlemle yad eder.
ne biliyim, neden beatles videoları veya ayhan ışık filmleri izleyip de 60'ların başına özlem duyar ki? bi gariplik var bende..