bir maddeyi kullanmak suç olarak kabul edilmemelidir, çünkü henüz bir kurbanı yoktur. eğer ölümcül maddelerin dağıtımından bahsetmek istiyorsanız, evet, bu tartışılması gereken bir konu, ama biraz ciddi olalım. tütün bu konuda rakip tanımıyor. alkol ikinci sırada. ağır uyuşturucular oldukça alt sıralarda yer alıyor. dahası kişi için çok zararlı olmasına rağmen, uyuşturucu kullanımının oldukça zayıf bir toplumsal etkisi var. ağır uyuşturucularla ilgili suçlar çoğunlukla maddelerin yasaklanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. eğer ilkeniz ölümcül maddelerin topluma dağıtılmasını engellemekse, ilk peşine düşmeniz gereken tütündür, bir sonraki de alkoldür, listenin alt sıralarında kokaine ulaşırsınız ve neredeyse görülemeyecek kadar aşağılarda da esrara varırsınız. [soru: kokain kullanan biri daha fazla mı şiddete yatkındır?] hayır, yüksek suç oranı kokain almaktan ve satmaktan kaynaklanıyor, fakat bu yasadışı olmasıyla ilgili bir durum. bunun sebebi suç kapsamına alınmış olması, maddenin etkileri değil. bu konuyla ilgili iyi araştırmalar var. tütünün şiddet yarattığı söylenemez, ama alkol kesinlikle yaratıyor. alkol nedeniyle gerçekleşen ölümler, ağır uyuşturucular nedeniyle gerçekleşen ölümlerin çok ötesinde, ve eğer ayırt ederseniz, ağır uyuşturucular konusunda ölümler yasadışı olmalarının bir sonucu. evet, uyuşturucu çeteleri ve torbacılar bölgeler için çatışıyorlar, ve tabi ki bazı ölümler yaşanıyor. al capone'un chicago'yu yönetmesi gibi bir şey. ama bu yasadışılığın bir sonucu, uyuşturucunun değil. uyuşturucular daha çok insanları pasifleştirmeye yöneliktir. diğer yandan alkol insanları saldırganlaştırıyor. suçluluk edebiyatı üzerine kapsamlı araştırmalar var, sonuçlarına bir göz atabilirsiniz. temel sonuç, tütün diğer her şeyden daha fazla ölüme neden oluyor, en ön sırada yer alıyor. dahası sadece kullananları değil, herkesi etkiliyor. sadece pasif sigara içiciliğinden kaynaklanan ölümler bile uyuşturuculardan kaynaklanan ölümlere oranla çok daha fazla. daha da önemlisi gelecek nesle de nüfuz ediyor. alkol en büyük ikinci katil, ve sadece kullanıcılarını öldüren bir katil değil, şiddetle olan ilişkisi nedeniyle diğer insanların da ölümüne neden oluyor. sırada uyuşturucular var, seyrek olarak diğer insanlar için zararlı olurlar ve genelde zararı kullanana dokunur. sonunda esrara ulaşıyoruz, son baktığımda bu ülkede 60 milyon kullanıcı olduğunu görmüştüm, ve bilinen tek bir aşırı doz vakası yok. tabi ki, sizin için iyi bir şey değil, şüphesiz, ama risk aşağı yukarı kahve seviyesinde.ve işin aslı, şunun farkına varın, esrarı yasaklamak için hiçbir zaman tıbbi bir gerekçe varolmadı. eğer ilgili iseniz, bununla ilgili tarihi inceledim, anlatmamı ister misiniz bilmem, ama oldukça ilginç bir tarihi var. çok kaba olarak, maddeler tehlikeli sınıflarla ilişkili oldukları için yasadışı ilan edildiler, bilirsiniz fakir insanlar, çalışan insanlar. mesela ingiltere'de 19. yüzyılda bir dönem cin yasaklandı, ama viski yasaklanmadı, çünkü cin genelde yoksul insanlar tarafından tüketilirdi. bu crack veya toz için verilen cezalara benziyor. abd'de alkol yasağı'nın (prohibition) ilk yıllarında hedeflerden biri göçmen işçilerdi, new york'un saloon barlarının müdavimleri, bu adamların ensesine binmek gerekiyordu. yukarı new york'ta yaşayan zenginler ne olursa olsun içeceklerdi, bilirsiniz, işten çıkıp eve geldiklerinde içmek isterler. peki ya esrar? esrar (marijuana) meksikalılarla beraber geldi ve ilk esrar yasakları güneydoğu'daki eyaletlerde başladı. new mexico, ardından utah ve diğerleri, bu yasaklar özellikle meksikalıları hedef alıyordu. esrar, alkol yasağı'nın bitmesinden kısa bir süre sonrasına kadar yasadışı değildi. alkol yasağı sona erdiğinde dev bir narkotik büromuz vardı ve bir işe yaramaları gerekiyordu. ve birden esrarın size bütün kötü şeyleri yapacağını keşfettiler. bu konudaki senato kayıtları gerçekten şaşırtıcı. amerikan tıp kurumundan bir temsilci var ve ellerinde bu yönde hiçbir tıbbi delil olmadığını söylüyor. susturuldu, itham edildi, bilirsiniz, ondan bir şekilde kurtuldular. sonra başka birini buldular, kelimenin tam anlamıyla böyle oldu, temple üniversitesinde ders veren ve marijuana ile köpekler üzerinde araştırmalar yapan bir farmakolog buldular. tutanaklar çok eğlenceli, kesinlikle okumalısınız. bu adamı getiriyorlar ve o da köpeklere marijuana verdiğinde köpeklerin çıldırdığını söylüyor, düşünün işte, akla gelebilecek her şeyi yapıyorlardı. ve sonra, bir senatör veya öyle biri, bu adama bir soru soruyor, bunu hafızamdan anlatıyorum bu yüzden biraz eksik olabilir ama aşağı yukarı böyle bir şey, 1930'larda geçiyor. esrarı hiç insanlar üzerinde denedin mi diye soruyor. o da evet, kendi üzerimde denedim diyor. peki, ne oldu diye sorulunca da, bir akbaba oldum ve odanın içinde uçtum diyor. ve tabi;aman tanrım, bu berbat bir şey, insanları delirtiyor. diyorlar hep bir ağızdan. ve kongre esrarın insanları delirttiğini açıklıyor. ama sonra bir şey oldu. savunma avukatları buradan bir fikir yürüttüler; tamam biz bunu bir cinnet savunması olarak kullanabiliriz. böylece bir adam 3 polisi öldürdüğünde, avukatı olayın öncesinde marijuana aldığını ve cinnet geçirdiğini, bu yüzden de müvekkiline bir şey yapamayacaklarını söylüyordu ve insanlar marijuana kullandıkları iddiası ile polis öldürmek gibi suçlardan alacakları cezalardan kurtulabiliyordu. işte bu yüzden aniden esrarın insanları delirtmediğini keşfettiler. kongre,pardon, esrar sizi delirtmez, çünkü bu mevzudan kurtulmak istiyoruz;kararına vardı. bir sonraki fikir, esrarın bir geçiş uyuşturucusu olmasıydı, onu kullanırsınız sonra başka bir maddeye geçersiniz. bu yönde hiçbir kanıt yoktu, ama buna karar verdiler. sonra 50'lerin başında başka bir şey oldu. marijuana, amerikan halkını zehirlemek ve yok etmek için kızıl çinliler tarafından abd'ye getiriliyordu. işte bu yüzden esrarı durdurmalıydık. ve bu minvalde devam etti. aslında, dediğim gibi, marijuana kullanımının zirvesi 70'lerdeydi, ama onlar zengin çocuklardı, bu nedenle hapse atılamazlardı. sonraları ciddi şekilde suç kapsamına alındı, biliyorsunuz, yoksul insanlar söz konusu olduğunda bu yüzden hapse gönderebiliyorlar. kabaca tarih böyle. detaylı tarih bir hayli ilginç.
aslen rus göçmeni bir yahudidir, ancak israile karşı ABD'de en önemli fikri muhalefeti yapan insanlardan biridir.
Amerikan müdahaleciliği kitabı türkiyede dava konusu olmuş,2002 yılındaki sözkonusu duruşmaya Chomsky bizzat katılmış, ancak mahkeme davayı düşürmüştür.
Kendisi halen MIT'dedir.
Dr. Avram Noam Chomsky, halen Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) çalışmalarını sürdüren bir dilbilimcidir. Dünyanın önde gelen dilbilimcilerinden ve entelektüellerinden olan Chomsky 1950'li yıllarda başlattığı dilbilim hareketi ile insan dilini incelemeye yeni ve güçlü bir bakış açısı getirmiş ve Evrensel Gramer fikrini yaratmıştır.
Dilbilim alanındaki çalışmalarının yanısıra basın yayın incelemeleri, politik yazıları ve eylemleri ile de önemli bir kişilik olan Chomsky, şu anda yaşayan düşünürler içinde en çok atıfta bulunulmuş kişi unvanını elinde bulundurmaktadır.
dil ve zihin adlı eseri akademik yayınları arasında gözbebeğidir. dilin, dil gelişiminin biyolojik temele dayandığını savunur. ayrıca amerika'da ve tabi ki dünyada da bush yönetimi karşıtlarının önde gelen isimlerindendir.
"Basit gerçekler, entelektüeller, hükümet temsilcileri ve medya işbirliğiyle 'ayak takımını' uzak tutmak için anlaşılmaz bir dilin gerisinde gizlenmektedir." Bu sözü hep hatrınızda olsun. Medya maymunlarına inanmaktan vazgeçip daha gerçek pencerelerden bakın hayata. Devletin dayattiği tüm değer yargılarını bir kenara bırakın o zaman tüm doğrular bir tokat gibi çarpacak yüzünüze. Dilerim ki o zaman çok fazla insanı kırmış olmazsınız. Geri dönüşü yok bazı şeylerin.
insan zihninde doğuştan gelen yapılar bulunduğunu ve evrensel bir dilbilgisinin varlığını savunan dilbilimci. bu açıklamalarıyla görsel okuryazarlık kuramının gelişimine de büyük katkıları olmuştur.
afrin hakkında açıklamalarını okuduktan sonra kendisine saygım büyük ölçüde azaldı. adamın sikinde mi? değil, o ayrı mevzu.
ancak, afrin'in tamamen bir kürt bölgesi olduğunu, (suriye'de olmasına rağmen nasıl oluyorsa?) suriye'den kaçan mültecilerin burada bakıldığını*, türkiye'nin ve desteklediği cihatçı gurupların, ışid'e karşı savaşan masum kürtlere karşı savaştığını söylüyor.
Fransa'da yayımlanan aylık Le Monde Diplomatique gazetesinin,
düşünür ve dilbilimci Noam Chomsky'le 'demokrasi, iletişim ve propaganda'
üzerine söyleşisini okuyarak daha yakından tanıyabilirsiniz: http://www.karakutu.com/News4058/
abd sistemi ile kayıkçı kavgasında olduğu, sadece sistem karşıtlarının gazını almak için abd gizli servislerinin ortaya sürüp finanse ettiği uyuduruk abd karşıtı, yahudi asıllı akademisyendir. en son cia'dan destek mahiyetine milyonlarca dolar aldığı ispatlandı. solcuymuş da, abd sistemine karşıyımış da... peh! ayrıca türkiye hakkındaki fikirlerine dair birkaç örnek vermek gerekirse:
-türkiye ulus devlet yapısını dağıtıp, eskiden olduğu gibi eyalet sistemine yeniden geçmeli, yeni-osmanlıcılk idealini sürdürmeli ve ortadoğunun hamisi olmalıdır.
-bu yeni osmanlıcı eyalet sisteminde kürtler ve ermeniler iddia ettikleri coğrafyalarda kendi toprak bütünlüklerini sağlamalı...
-türkiye ermeni iddialarını kabul etmeli ve diyetine razı olmalı...
-kurulacak yeni osmanlı ideali hem ortadoğuya hem de tüm asyaya yeni bir soluk getireceğinde hiç şüphe duyulmamalı...
sadece, şu düşünceleri bile noam chomsky kişisinin ne biçim bir adam olduğunu gözler önüne serer. akılı sıra chomsky türkiye'nin ulusal bir devlet olmasını diktotaryal düzen olduğunu, bu topraklar üzerinde yaşayan ermeni, kürt vs. etnik grupların abd pişpişlemesiyle kurulacak eyaletçi osmanlı devleti sayesinde daha özgür olacağını savlamaktadır. elbetteki abd'nin gizli yandaşı noam chomsky türkiye cumhuriyeti'nin üniter ulus devlet yapısının bozulup osmanlıcı eyalet sistemine geçmesini istemektedir. zira dağılmış, ulus devlet vasfını yitirmiş başıbozuk eyaletler ile yönetilen ülkeler emperyal devletlerin kolayca yutması için küçük lokmalar haline gelmesi demektir. ve noam chomsky bunu çok iyi bilmektedir.
not: noam chomsky'nin ortadoğu ve türkiye cumhuriyeti'ne ait düşünceleri i. shahak adlı kişinin hazırladığı zionist plan of the middle east başlıklı raporda ayrıntılı olarak işlenmiştir. siyonizmin güdümündeki yeni osmanlıcılık fikriyatı ve eyaletçilik düşüncesi!