Hem oku hem çalış 2 senedir bir hafta sonu görmedim. Birde onca sıkıştırılmış şeyle uğraş, kız mız konusu geç yaşamaya vaktim yok bir tonca insanla uğraş niye var ki bu hayat ?
nasıl mi,
şöyle söyleyeyim,
hani nefes almak bile zorlaşıyor ya biz insanlar büyürken,
işte nefes almayı bile zorlaştıran hayat,
mutluluğu da derinlere görmüyor,
küçük kalplere..
Çünkü hayatımızın her zerresinde 'sayılar' ve 'rakamlar' var ve her şeyi belli kalıplara göre yaşıyoruz! maaş, maaş farkı, enflasyon oranı, zam oranı, alım gücü, kur farkı, haftalık çalışma saati, kredi faiz oranı, kira, gıda, giyim gider oranı, üfe-tüfe, yağ oranı, şeker oranı, kalori miktarı. .. Günlük hayatımızın her anında dijital bir mekanizma gibiyiz, ve böyle günlük hayat da aynı zamanda hayatın ta kendisi oluveriyor! gel de bu robotik ortamda mutluluğa yer ayır!
Maddi alem insanları mutlu etmeye yetmiyorsa ters giden birşeyler var demektir. O halde yapılması gereken azlarla yetinmesini öğrenmek. Hep Kazanmak sahip olmak ve tüketmek. Veya bunlar için uğraşmak. Kaygı endişe stres. Haddinden fazla dünya için gayret ve koşturmak. Halbuki insan sadece etten ve kemikten ibaret değil. Kalbi ve ruhu var. Onları doyuramıyorsa sadece mideyi doyurmakla tatmin olamaz.
Çünkü manipülasyona mağruz kalıyoruz. dünya düzeni, kapitalizm, sömürü vs ne derseniz artık. insanlara aslında hiç ihtiyaçları olmayan şeylere hayati ihtiyacı varmış baskısı kurması. pahalı giyecekler, seksi kadınlar, ateşli erkekler, lüks arabalar vs. hepimiz de bu oyuna geliyoruz dolayısıyla bunlara sahip olamayınca mutsuz hissediyoruz.
yanii diyorum ki insan doyumsuz bir canlı, o yüzden mutsuzluğa mahkum.
Herkesin bir derdi var ama bunları çok fazla abartıyorlar. Mutlu olmak ani yaşamak akıllarının ucundan geçmiyor. Hep bi şikayet hep bi acındırma politakasi. Çok milletten insan tanıdım arkadaşlık kurdum. Biizm gibisini görmedim. Türkler ağlayacak yer arıyor resmen . Bi sorun çıksında hemen kendimi acindirayim derdinde . Işe gider şikayet eder. Ailesinden şikayet eder. eşinden çocuğundan arkadaşlarından hayatının her alanında şikayet vardır.
Benden size tavisye mutlu olun . Tek siizn derdiniz yok. Ani yaşayın. Çünkü bir daha bu anda olmayacaksınız.
Ve son söz olarak, hayat o kadarda uzun değil. Pişmanlık yasamnamak için ağlamayı bırakın .
Elimizdekiler ile yetinmeyi bilmiyoruz. Tatminsiz insanlarız. Herşeyin daha fazlasını istiyoruz. Örnek çok güzel bir eşin varken aklının hep başkalarında olması gibi. Küçük bir çocuk gibi tek bir oyuncakla yetinmeyip, bir sürü oyuncağı olmasına rağmen yine de başka bir oyuncak istemesi ve aldığı oyuncağı da ilk fırsatta kırıp atması. Halbuki atalarımız ne yokluklar, ne mücadeleler ile savaştı. Onların yarısı bile olamıyoruz. Yaşamın gerçek anlamını idrak edemiyoruz. Kendimizi ve insanları yormadan yaşayabilsek keşke...
doğdumuz günden itibaren bize "kader kurbanı" olduğumuz düşüncesi doğrudan veya doalylı olarak aşılanıyor. bunun sonucu sürekli olarak kendimize acıyoruz ve bizi bu acıdan kurtaracak birini veya bir olayı bekler oluyoruz.
mutsuzluktan kurtulmanın ilk adımı insanın kendine acımasına son vermesidir. olayları kontrol edemeyiz ama duygularımızdan biz sorumluyuz.