gece gece müslüm gürses'in içimi titreteceğini bilmezdim. onlar nasıl sözler, o nasıl bir yorumdur. o ah çektikçe ben de bir sürü anı arasında dalga dalga savruldum.
"her şeyi al bana beni geri ver
bir şansım olsun,
başka yer başka zaman
sensiz ömrüm olsun.."
"ya sev beni ya da bana yalan aşkından söz etme" diye bas bas bağırır ki insanın içi gider. zerrin özer gibi değişik bir gırtlak yapısı ve çok güçlü bir sesi vardır. sesi, sezen aksu ve ajda pekkan gibi naif değildir.
reha muhtar'la aşk yaşamak gibi tarihi bir hata yapmıştır. sanırım o dönemde psikolojisi iyi değildi.
beni kahreden kadın.
o sesle, o şarkılarla, 70'lerden şimdiye...
canımı yakarcasına.
ağlattıkça ağlatıyorsun. öyle engin şarkı listesi var ki, ben daha çok ağlarım bu gidişle.
destan yazacağım sana nilüfer, destan.
nilüfer bir su bitkisidir; uzun saplı yaprakları suyun üstünde yüzer. adını taşıyan nilüfergiller ailesi, ilgi çekici bir kaç alt aileye ayrılır. nilüfer çiçeğinin taçyapraklarından pek çoğu erkek organa dönüşebilir; taçyapraklar, aynı çiçekte olup biten bazı ara evrelerden sonra erkekorgana dönüşür. nilüferin yayvan biçimli yaprakları, dip çamurundan çıkan uzun sapların ucunda, suyun yüzünde yüzer. kök biçimdeki gövdesi yedek besin depo etmeye yarar; bitki bu besini ertesi yıl büyümek için kullanır.
....bostan dolabinin yanindaki, sulari bana kahverengi gözüken, o küçük ve eskimis havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere
gidip bakardim çocukken, babam, onlarin kökleri olmadigini anlatmisti bana.
Neden bu çiçekleri hep birseylere benzetmek için kullandiklarini ancak büyüyünce anladim.
Yalnizca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmis gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yasiyorlardi.
Hayat da böyle birseydi benim için ; hep biryerlere gidecek gibi duran, yalniz ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatin özeti buydu.
Bende bir yere baglanmadim ve bir yere gitmedim, öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde yalniz basina durdum, köklerimi salamadim, ne, oldugum yere saglamca yerlestim, ne, baska diyarlara kaçabildim,
Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasina takmadi beni, kimse odasina koymadi, kimse beni sulayip büyütmek için ugrasmadi.
Onlara ihtiyacim olmadigini, havuzumda tek basima yüzebileceðimi düsündüler.
Ben de bu yüzden; kederi, yalnizligi, kirlenmeyi ögrendim ve hayata benzedim.
Ne garip baska bir seyde olmak istemedim, beni begenmeleri yetti bana...
beyaz show'da beni hayal kırıklığına uğratan sanatçı. yıllar sonra belki ilk kez o yavan proframı izledim. uykusuz kaldım. ama değmedi. hasta mıydı diyeceğim ama insan yayında söyler. cidden ses berbattı, duruşu da iticiydi. ben ki hayranıyım böyle düşünüyorum, sevmeyenleri için ne desem boş. bu arada yeni şarkısı da berbat. hit potansiyeli varmış. peh. senin son albümün hayalde var zaten hit. adı: bir liste. bu zalimin kararına ne gerek vardı.
neyse ben hastayım bu kadına yine de. bir destan yazacağım buraya onun adına az kaldı.
kayahan şarkılarını okumayan, okuyamayan; hala sızısı, acısı, burukluğu ya da adı neyse o olan, 1955 doğumlu küçük dev. seveni de sevmeyeni de vardır mutlak ama sizi alıp götüren bir sestir.
son dönemin belki de en iyi şarkısı. zeynep casalini'den de, müslüm gürses'ten de dinlemesi çok keyifli. şarkıyı şarkıyı yapan ise, o olağanüstü güzellikteki sözleri.
bir de aynı adda bir efsane sanatçı var ki, ona ayrı bir destan hazırlıyorum.