nikim yok benim

entry163 galeri0
    88.
  1. (#3307651) pek bir güzel olmuş yah..undebahh..
    4 ...
  2. 87.
  3. mal yazar, mahallede misket oynuyordu tuttum kolundan gel yazar ol iki satır bilgi edin dedim getirdim. zor anlıyor, yazarken çok düşünüyor mesela bir entry yazarken 4 saat düşündüğünü gördüm. her halükarda yazar. gereksiz bok atma çabalarına gerek yok zira velisi benim. *
    3 ...
  4. 86.
  5. 85.
  6. beşiktaşlı dördüncü nesil yazar. bir diğeri için (bkz: dibi dibi rek) *
    2 ...
  7. 84.
  8. 83.
  9. 82.
  10. 81.
  11. beşiktaşlı ulu yazar. saygılar.
    3 ...
  12. 80.
  13. 30 defa gidip geri gelipte hala nick sahibi olamamış yazar. her gün bir harf alsan şimdiye tey tey.
    8 ...
  14. 79.
  15. entrylerinin "sen böylesin olm, nihohahaha" şeklinde işaretlenerek oylanmasından rahatsız olan yazar.
    0 ...
  16. 78.
  17. :o
    aha bu işaretle başı belada şahıs. ulan ne anlama geliyor, ne anlamam gerekiyor entrym böyle oylanınca? yuvarlak da bişey. ipne demeye mi getiriyor?

    edit: bak, çakalın biri de bu entryi öyle oylamış! paleface'den başkası değildir diye tahmin ediyorum.
    7 ...
  18. 77.
  19. diyaloglu entrylerde tavan yapmış beni koparmış olan, takip edilesi yazardır.*
    1 ...
  20. 76.
  21. (bkz: #3193609)

    akşam akşam koparmış yazar..
    1 ...
  22. 75.
  23. muhteşem bir yazardır kendileri.
    1 ...
  24. 74.
  25. sözlükte ilk takip ettiğim yazar...umarım bi gün tanışırız ...
    2 ...
  26. 73.
  27. güzel diyalogların yaratıcısı insan... gibin..
    2 ...
  28. 72.
  29. 71.
  30. 70.
  31. bir aylık kafa iznim (bkz: kafa izni) bitmiş bulunuyor efendim. bu bir ayın sonunda şunu gördüm ki, sözlükte zerrece okunmuyormuşum, takip edilmiyormuşum lan! bir kişi sormaz mı bu adam nerde, öldü mü kaldı mı diye? kimsenin afedersiniz zikinde değilmişim aga...

    gerçi, alışkınım ben bu etkisiz elemanlık durumuna. eve sabaha karşı 5'te giderdim de, annem bi kere bile nerdesin oğlum bu saate kadar diye sormazdı. ya da, lisede 3 hafta rapor aldıydım da, 3 haftanın sonunda yokluğumun far edilmediğini fark ettiydim. sıfır rakamı ne kadar etkisizse, ben de öyleymişim işte. entry mentry karma marma boşmuş hacı, çevre yapmak lazımmış.

    ha bu zaman zarfında sözlük beni ziklemedi de, ben onu çok mu zikledim sanki? hiç de bile! hıh! bi kere rüyamda gördüm sadece. rüya şöyleydi: yalın beni arıyor bi iş için (yalın, hani şu romantik küçük adam var ya, şarkıcı. işte o). diyeceksiniz ki, yalın'la sözlüğün alakası ne? yalın meğersem deatly'ymiş. ya da vaudeville for vendetta. tam çıkaramadım. o arada muavin dürtüp uyandırdı zaten. aracımız eskişehir'e girmiş. dayadı kolonyayı, dayadı kolonyayı; ne sözlük kaldı ne rüya...

    bu bi aylık süreçte zaten babam bi kez aradı beni. yanlış anlaşılmasın, hal hatır sormak için değil. eve haciz kağıdı gitmiş de, onun fırçasını kayıverdi. battalgazi vergi dairesinden de 3 kez aradılar sağolsunlar. avea da 2 mesaj gönderdi, eksik olmasın. bir kez de ev sahibi aradı da, tırsstım açamadım. 'açsana lan şerefsiz' diye mesaj geldi zaten peşisıra..

    böyle işte. çok yalnızım be sözlük! arayın beni, hoş dakikalar geçirelim. işte numaram: 0 900 931 31 31

    edit: (#3029954) eyvah eyvah. pulp fiction'ın hakkını yemişim. hakikatli adammışsın hacı.

    bide, bi sürü geyik kaçırmışız lan. sevgilim ayakların da ıslandı mı filan...
    13 ...
  32. 69.
  33. yok bu aralar yine. bir sabah ansızın bakkala gitti herhalde. bekliyorum(Z).
    4 ...
  34. 68.
  35. sabah uyandım ve her zaman olduğu gibi bakkala gittim. ekmek ve gazete istedim, bakkal bana "geçen g.ötü yırttın gene ha" dedi sonra da "sadece ekmek ve gazete mi?" sorusunu yöneltti, uykulu gözlerimle s.iktir çekercesine "evet" dedim, "ahahaha 2 yumurta 1 sucuk almıyor musun?" diye aklınca espiri yaptı.

    o sırada bakkala bir afet-i devran girdi ve ben bakkalın angut espirisinin cezasını kesmeyi daha sonraya bıraktım. ağzımın sağ köşesinde hafif bir ıslaklık hissettim, hemen atladım, "merhaba" dedim, o da çok seksi bir ses tonunda "merhaba" dedi sonra hemen elimi uzattım ve "nikim yok benim" dedim, hatun irkildi, gözleri parladı dedim "tamam bu iş" hatun "nikim yok siz misiniz?" dedi şaşırdım, adımı anlamamıştı. "yok komplike, komple isim, yani nikim yok benim, komple yani, tiki olmayan komple" dedim hatunun güzelliği aklımı başımdan almış hafiften saçmalamıştım. hatun "benim nikim yok, olsaydı adınız, anlam kargaşasına mahal kalmazdı, bu adınız anlatım bozukluğu kokuyor, en iyisi "benim nikim yok" olsun sizin adınız hem daha seksi" dedi. hatun bu uzun cümleyi kurduktan hemen sonra, deatly memelerini sıvazlayarak içeri daldı. 1970'li yıllardan kalma külhanbeyi havası ataraktan hatuna omuz attı. hatun irkildi ne yapıyorsunuz demeye kalmadı ki, deatly konuşmaya başladı. "çekilmemeniz, size sürtmeme neden oldu, sürtmememi istemiyor olsaydınız, çekilmemezlik yapmazdınız, yani size sürtmememi istemediniz, bilakis sürtmemişlerimi istediniz." gibisinden kendisinen beklenmeyecek felsefi bir cümle kurdu ki, hatun deatly'ye hasta oldu.

    hemen deep'i aradım, dedim "oğlum hatun var burda dehşet bir şey deatly ipnası almadan hatunua kapaklanmak lazım" aslında işin çakallığındaydım, deep hatunu deatly'den alacak ben de deep'i pulp fiction'un yardımıyla bertaraf edecektim. deep 5 dakika sonra bakkalın önüne o muhteşem motoskletiyle park etti. o kaskı çıkarışını görmeliydiniz. saçları ahenkle dans ediyordu, hatun arkasına döndüğünde deatly'nin hiç şansı kalmamıştı. derken telefonum çaldı arayan pulp fiction'dı ben onunla olayı konuşurken, domaine hasret yumuşak g girdi bakkaldan içeri. bakkal domain ipnasına seslendi "almayacaksan elleme paketlere" içeride bakkal dahil 6 kişiydik. zaten g.öt kadar olan mekanda 6 kişi nefes alıp veriyorduk ama deatly'nin nefes alış verişleri farklıydı, hem nefes alıyor hem de ah-oh gibisinden laflar ediyordu. bu 6 kişiye de pulp arada bir telefonla dahil oluyordu. deatly bir şeyler karıştırıyordu ama yakında çıkardı kokusu nasıl olsa. deep hatuna bir klark çekti, hatun deep'in motoruna doğru yol almaya başladı. domain seslendi arkadan, "ulan ne şanslı adamsın artık 2 tane motorun var" gülmeye başlamıştık ki, minisi ile motora binmeye hazırlanan hatunun etek hafiften yukarı kaydı ve bir şey sallanıyordu. inanamadık. ama malesef gördüklerimiz doğruydu! deatly atladı "adam madam bana fark etmez, vazgeçtiyseniz ben eve götürürüm" dedi, ben atladım "asıl bana fark etmez, s.iktirin ulan" dedim. bakkal rüstem de atladı "asıl bana fark etmez" diye.

    zar atmaya karar verdik, zarı attık en büyüğü deatly attı. adam bu konularda şanslıydı ki, köşenin başından paleface yeni aldığı wolksvagen minibüsü ile göründü. geldi siyah camlı minibüsü kapısını açtı aman allahım, kuzey avrupa dolaylarından gelmiş tam 5 hatun. pulp fiction da içerde. deatly şanslı olduğundan kendisini kadın-adam ile başbaşa bırakmaya meyillendik ki, karnımın aç olduğu aklıma geldi ve bugünkü gazeteyi okumadan hayatta güne başlamazdım. minibüse binmeyip, eve çıktım ve bu hikayeyi hemen sizinle paylaşayım istedim.

    imza: nikim yok benim

    tanım: çok iyi gazete okuyucusu olan yazar.
    2 ...
  36. 67.
  37. ...bi hikayeyi bağlayamadınız ımına koyiim dedim. pamuk prenses 'aaa çok ayııp, küfür ettiii' diye yeni ergen küçük kız triplerine girmesin mi? 'ulan' dedim, 'daha dün kurbağayla kırıştırıyordun, ne tez muhafazakar oldun' dedim. bakkal lafa atladı hemen: 'bu devirde muhafazakar olacan' diye gevrek gevrek sırıtarak...

    derken, hoca nasreddin yanında tahtadan bi oğlanla girdi bakkala. kim bu piç demeye kalmadan, 'bakın bu benim oğlum, pinokyo' demesin mi? desin. bunu duyan tayfun talipoğlu durur mu? 'okula gidiyo musun' diye sordu tahtadan velede. sesinde her zamanki buğu vardı. bu buğudan etkilenen kırmızı başlıklı kız soyunmaya başlamasın mı? başlamasın tabii. daha yaşı küçük onun...

    'hikayeyi sen boka buladın esasında' dedim, deep'e dönerek. efendi gibi yoğurdunu alıp gitse, ne nasreddin gelecekti, ne kız, ne tayfun talipoğlu! hikaye bağlanmaz tabii. derken, dedem korkut sazıyla girdi içeri. 'dayı' dedim, 'isim konacak kimse yok, niye geldin ki' dedim. meğer dede korkut değilmiş zaten; ahmet koç'muş. 'bu kim' diye sordu kötü kurt. fırsattan istifade hem oradakilere, hem de bunu okuyan ve ahmet koç'u tanımayan dostlara anlatıverdim: hani şu her enstrumantal parçayı bir de bağlamasıyla çalan adam var ya, bıyıklı nokta sakallı.. lafımı bitirmeden bu girdi zaten bağlama taksimiyle. baba filminin müziğini çalmasından korkuyordum ki, korktuğum başıma geldi ve don vito karleoooone içeri girdi. 'bakkal şemsi efendi, bizim haracı göndermemişsin' diye bastı kalayı bakkala...

    hehe, bu noktadan sonra bok bağlanır bu hikaye!
    7 ...
  38. 66.
  39. sabah uyandım. yok yok kış uykusunda değilim. bakkala gittim koşa koşa. 15 kupon değerindeki ultra mega kuponu almak için. bakkal selam verdi. hatta bir muhabbet bir ilgi. yarın bir daha gel arka tarafa geçelim dedi. bir bok anlamadım.

    eve geldim salonun ortasında ne göreyim. deep, nasrettin hoca ve kırmızı başlıklı kız bir şeyi bağlamaya çalışıyorlar. yardım ettim. hakketten bağlanmıyor azizim.
    4 ...
  40. 65.
  41. 2008 oks ye girecek olan sozluk yazarlari arasında derslere en az önem veren bu. "ben pazarda su satıcam, siz oynayın" diyip, gidiyor. bizim yan sınıfta bu da. teneffüste bile birilerine bir şeyler satmaya çalışıyor.
    2 ...
  42. 64.
  43. sabah bakkala gittim dedim ''bakkal böyle böyle bu iş olmaz.. çakkaldan kastınız ne?..'' dedim..''ne diyorsun evladım sabah sabah?..'', diye sordu.. bu cevabı bekliyordum, hemen kontratağa geçtim..''vardır ya öyle bir laf bakkala çakkala borcu varmış derler oradaki bakkal sen ve senin gibiler tamam ona lafımız yok ama çakkal ne demek?.. toptancı gibi bir şey mi yoksa işte esnaf dediğin çakal olur demeye mi getiriyorsunuz nedir yani?..'' dedim..
    bakkal beni kovalarken hayatın anlamını düşündüm.. hemen babamı aradım cepten.. hayatın anlamını düşündüğümde genelde onu ararım çünkü.. gizliden aradım ama.. açtı telefonu.. ''baba hayatın anlamını bana sms atsana ama çabuk biraz çünkü hem şarjım bitiyor hem de bakkal yaklaşıyor..'' dedim.. ''ulan ruh hastası nereden buldun bu numaramı ne biçim adamsın?.. peşimi bırak artık annen senin gibi evlat doğuracağına keşke 3 kilo kuru soğan doğursaydı hiç olmazsa bir fasülyeye kırardık..'' dedi.. akabinde de telefonu kapattı.. ardıma baktım bakkal kesilmişti, elleri dizlerinde offluyordu.. ne kadar heyecanlı ve ihtiraslı bir hayatım var diye düşünüp sevindim.. apartmanıma da gelmiştim zati..
    daireme çıkmadan önce evsahibime uğradım.. kapıyı açtı ve beni gördüğüne pek sevinmediğini gösteren bir surat ifadesi takındı.. bir şey demesine fırsat vermeden hemen konuya girdim: ''ben bu ay kira olarak 3 koli doritos peynirli düşünüyorum, fazlası beni aşar hem de mideyi bozar..'' dedim.. küfretmeye başladı bana.. özellikle anneme dediği şeylere çok kızdım.. ''benim annem ne cefalar çekmiş haberin var mı beni doğururken 3 kilo kuru soğan da dünyaya getirmiş babam söyledi, hem daha önce de 2 tane patates düşüğü varmış, ayıp bu dediğin kimse annem hakkında bu şekilde konuşamaz lan!'' diye bağırdım.. ama bunları daireme doğru kaçarken bağırmıştım çünkü evsahibimin evinde kahrolası federaller de vardı.. pentagon'u hackleyip kendi vesikalık resmimi ve açık adresimi siteye koyduğumdan beri federallerden korkuyordum..
    evime girdim.. japon balıklarımı seveyim dedim, yüz vermediler bana.. öylece yattılar yerlerinde.. hemen kafama onlara bir akvaryum almayı not ettim.. çünkü böyle yerde falan olmuyor, kötü gözüküyor.. bir misafir gelse ne der.. bu arada nikim yok benim uludağ sözlüğe dönmüş dedi bir tane japon balığım kafasını kaldırıp o habere sevindim işte..
    7 ...
© 2025 uludağ sözlük