nikim yok benim

entry163 galeri0
    51.
  1. gidiyorum deyip gidemememiş, fakat gidememesiyle bizleri sevindirmiş (93 kişiyiz biz burda ve hepimiz aynı ıp den bağlanıyoruz) yazar. bir daha yapmaması, etmemesi lazım böyle şeyleri. evet etmemesi lazım. et meme lazım. meme lazım. memelerrrr...pembe pembe...
    12 ...
  2. 52.
  3. gidiyorum deyip gidemeyen, yüzsüz, aşufte, pembe donlu.

    yok domain "gidersen ben de giderim" demiş de, yok "gidiyorum entrysini silmeyeceğim"miş de, yok "zenci erkeklerin kulaklarımı yalamalarından çok hoşlanıyorum"muş da.

    yüzüm güldü sayende
    icim huzurla doldu kaderimde
    yazan ask sonunda beni buldu
    hosgeldin yar yüregime
    bosver bee elalem ne-der-se-de-sin hadi hadi hadi hadi hadiiii hadi lilililili hadi lililili hadi lililili hadi lililili
    13 ...
  4. 53.
  5. dönmüş.. peh!! yine mi lan! bi çık hayatımdan. çoluk çocuk biz sokaklarda sefil olurken nerdeydin!! yeni mi aklın başına geldi. hangi karı kızın hangi sözlüğün peşindeydin yine!!

    bi daha gidersen affetmem ama.. bu son olsun recep. çok özledik seni. *
    6 ...
  6. 54.
  7. gidiyorum deyip, gidemeyen yüzsüz, aşufte, pembe donlu olmakla kalmamış, şahsıma "aşsjklşfdksj" yorumunu yaptırtmış rus memeli yazar.

    ben domain gibi ipnalık yapıp "sen yazmazsan ben de yazmam ulan" modlarına girmedim ama dedim ki, "bu niki olmayan dilli düdük dönmeden beşiktaş-kasımpaşa maçının yorumunu yazmayacağım" ahanda dönmüş onun şerefine yardırırız artık.

    durun lan, yazıp yazmamamla bunun hiç alakası yoktu, 3-4 gündür evde değildim o kadar. ama beşiktaş-kasımpaşa maçının yorumu bunun dönüşü şerefine daha bir klas yazılacaktır.

    iyi ki, döndün lan! yoksa furya harbiden hızlanırdı.
    6 ...
  8. 55.
  9. meme duydum geldim, yoksa tanımam etmem. meme varmış, pembe dediler.
    10 ...
  10. 56.
  11. orta 1'de evden kaçtıydım. ergeniz ya, asiyiz, serseriyiz ya. iki saat sonra döndüm kapıda bekliyorum, bizim ihtiyar sesi mi duydu nördüyse, açtı kapıyı, geri suratıma kapattı. inat mıdır nedir, mantar fırınlamış o akşam da, tv'den hababam sınıfı melodisi yükselmekte. her hadisenin benzeri hikaye anlatmak alışkanlığı babamdan kaldı bana.

    sabah çaldı telefonum. karşımdaki gizemli bir ses:

    - o..dönmüş..hhhh
    - he, doğrudur. dedim olayın bütün gizemini s.ktim attım. meğerse buymuş hadise.

    o değil de ne yaladın be birader. tükürdüğünü. ibretle izledim. kibrit-i alem olsun deyu toplayacam tanıdık tanımadık kim varısa eve, gelin la gelin yüzsüz görümlüğü var bizim evde hesabı..

    our boys have done it. iyi bok yedin domain..

    hoşgeldin bari.(cidden hoşgeldin)
    16 ...
  12. 57.
  13. hem güldüren hem düşündüren entryleri ile sözlüğün olmazsa olmazlarından. bilgisayarını açıp sözlüğe girdikten sonra tek yapabildiği yazarlara seri halde eksi oy vermek olan bazı şirin insanların örnek alması gereken, çizgisinden sapmaması dilenen yazar.
    değerli seri eksi oy veren ibneler, pek sevgili klavye fakirleri, detay ara kısmına nikim yok benim yazıp teker teker okuyun, belki, zor ama, bir şeyler kaparsınız da sözlüğe faydanız dokunur.
    4 ...
  14. 58.
  15. #2803079 nolu entrysi;

    tum ogrenci evlerinin mumkunse salon duvarina cerceveletip asilmasi gereken yazar.
    4 ...
  16. 59.
  17. sabah bakkala indim. ekmek-gazete alacaktım. bakkal, dolap ekmek dolu olduğu halde, ekmek kalmadı dedi. bari kahveye gidip çay-simit yiyeyim dedim. selam verdim, selamımı almadı kimse; arkalarını döndüler!

    pederi aradım, telefonu açmadı... eve döndüm. kediyle oynamak istedim, arkasını dönüp gitti kedi. sevdirmedi kendini. derken, kapı çaldı. gelen ev sahibiydi. beni evinde istemiyormuş! nedeni bildiğim halde, neden diye diye sordum. neden herkes sırtını döndü bana? sözlükten gidecem deyip geri dönmemmiş sebep; tükürdüğümü yalamammış. biliyordum...
    6 ...
  18. 60.
  19. 61.
  20. sabah bakkala gittim. bir sabah, bir akşam alayım dedim. ''sabah eline, akşam ağzına alırsın'' diye cevap verdi bana... seviyesiz bakkal... çıktım oradan, kahveye gittim. abi bana bi çay verir misin dedim. biz burda çay isteyenleri sevmeyiz dostum, içeceksen kola iç ayran iç cebimize para girsin dedi. ordan da çıktım...terbiyesiz kahveci...

    pederi aradım. ''pazar günü seni klisede göremedim deatly'' dedi. ''tanrı şahidimdir ki kutsal kasenin peşindeydim peder'' dedim. güldü ve telefonu yüzüme kapattı. bunda gülünecek ne varsa? ardı sıra ev sahibi aradı, ''yılı doldurduk, kiraya zam yapalım'' dedi. üzüldüm, ağladım...kaltak ev sahibi...

    tekrar bakkala döndüm. bir nutella alıp eve çıktım. aldım elime çay kaşığını, nutellamı yedim. sonra ishal oldum, tuvaletten çıkamadım. meğer bakkal tarihi geçmiş nutella kakalamış bana..ibnetör bakkal.. neyse, işte o an, ishalden dötümün parçalandığı an sadece şunu düşündüm:

    ''nikim yok benim sözlüğe bi daha yazmam dedi ama yazdı. yüzsüzlüğe bak sen. tühhh...zooortttt...ohhhhh..''
    14 ...
  21. 62.
  22. sabah bakkala gittim. bir yoğurt alayım dedim. bakkalda bir tavırlar, bir yavşaklık... "nedir?" dedim. "aman hocam göl hiç maya tutar mı?" demesin mi? eeee nasrettin hoca bu durur mu, yapıştırmış cevabı. "ulan" demiş "gittiğime sevindin de döndüğüme neden sevinmedin?".. eeee bakkal bu durur mu, yapıştırmış cevabı. "ulan" demiş "kelin memesi olsa, tencereye sıvazlattırırdı". eeee tencere bu durur mu, yapıştırmış kapağı nasreddinin ağzına. eee nasreddin hocanın ağzı da boru değil. kımıl kımıl kıvranıyor cevap vermek için. "ulan" demiş. bütün köy yerlere yatmış gülmekten. hepsi sırtına almış nasrettini kırmızı başlıklı kızınan evlenmeye götürmüşler. eee kızmızı başlıklı kız bu durur mu? çıkarıvermiş donunu. eeee köy ahalisi de bunu bekliyormuş zaten. eeee kurtta gelmiş.

    eeee bağlan a.mına koduğum hikayesi aaaa.
    83 ...
  23. 63.
  24. sabah bakkala indim. ekmek, gazete, 2 yumurta, 1 sucuk istedim. bakkal yeni aldığı camlı dolabın arkasından dolaşarak üzerindeki 1950'lerden kalma paltosunun büyük düğmelerini açmaya başladı... pat, pat, pat üstünde de böyle parlak bi şey var. uuuuvvv bak tüylerim diken diken oldu. derken, bu memelerini sıvazlıyordu tadındaki hareketlerini idrak etmeye meyillendim ki, birden dünkü yalama eylemim aklıma geldi.

    bakkaldan çıkıp, caddedeki büyük süper mi hiper mi tartışmaları süren markete doğru yol alacaktım ki, kapıdan kasap göründü. heyecanlandım. kanlı beyaz önlüğüne uzun bıçağını sürtüyordu. üzerine manav elmasını soyarak gelince. ben illalah dedim kendi kendime.

    caddedeki süper mi hiper mi tartışmaları süren markette her şey vardı. karar verdim bakkal, kasap ve manavla olan ilişkimi sonlandırmaya ki, bizim köyden henüz 15 yaşında olan dayımın torunu geldi, çıkardı dededen kalma altıpatları. korkudan titriyordu ama silahını da bana doğrulttu. bakkal, manav ve kasap hin gülücükler atıyordu. birden şu sözler döküldü ağzından "töreye ihanat etmişsan" dedim "yıllardır amsterdam'da yaşıyorum ne töresi?" sesini yükselterek seslendi "tükürdigini yalamak, töremize göre ölümle cezalandırılır", "vur ulan" dedim, "kahpe felek vurdu, bir de sen vur, hiç olmazsa dizilere konu olurum da şanım yürür" dedim, arkadan 3 el ateş etti, dan dan dan...

    sonra fark ettim ki, 1957 model erika marka daktilomun sesi çok kötü ve kötülük bağlamında ben ondan daha kötü bir cinayet romanı yazarıyım. en iyisi gidip sözlüklerde yazayım dedim.

    tanım: üstteki hikayenin baş kahramanıdır.
    4 ...
  25. 64.
  26. sabah bakkala gittim dedim ''bakkal böyle böyle bu iş olmaz.. çakkaldan kastınız ne?..'' dedim..''ne diyorsun evladım sabah sabah?..'', diye sordu.. bu cevabı bekliyordum, hemen kontratağa geçtim..''vardır ya öyle bir laf bakkala çakkala borcu varmış derler oradaki bakkal sen ve senin gibiler tamam ona lafımız yok ama çakkal ne demek?.. toptancı gibi bir şey mi yoksa işte esnaf dediğin çakal olur demeye mi getiriyorsunuz nedir yani?..'' dedim..
    bakkal beni kovalarken hayatın anlamını düşündüm.. hemen babamı aradım cepten.. hayatın anlamını düşündüğümde genelde onu ararım çünkü.. gizliden aradım ama.. açtı telefonu.. ''baba hayatın anlamını bana sms atsana ama çabuk biraz çünkü hem şarjım bitiyor hem de bakkal yaklaşıyor..'' dedim.. ''ulan ruh hastası nereden buldun bu numaramı ne biçim adamsın?.. peşimi bırak artık annen senin gibi evlat doğuracağına keşke 3 kilo kuru soğan doğursaydı hiç olmazsa bir fasülyeye kırardık..'' dedi.. akabinde de telefonu kapattı.. ardıma baktım bakkal kesilmişti, elleri dizlerinde offluyordu.. ne kadar heyecanlı ve ihtiraslı bir hayatım var diye düşünüp sevindim.. apartmanıma da gelmiştim zati..
    daireme çıkmadan önce evsahibime uğradım.. kapıyı açtı ve beni gördüğüne pek sevinmediğini gösteren bir surat ifadesi takındı.. bir şey demesine fırsat vermeden hemen konuya girdim: ''ben bu ay kira olarak 3 koli doritos peynirli düşünüyorum, fazlası beni aşar hem de mideyi bozar..'' dedim.. küfretmeye başladı bana.. özellikle anneme dediği şeylere çok kızdım.. ''benim annem ne cefalar çekmiş haberin var mı beni doğururken 3 kilo kuru soğan da dünyaya getirmiş babam söyledi, hem daha önce de 2 tane patates düşüğü varmış, ayıp bu dediğin kimse annem hakkında bu şekilde konuşamaz lan!'' diye bağırdım.. ama bunları daireme doğru kaçarken bağırmıştım çünkü evsahibimin evinde kahrolası federaller de vardı.. pentagon'u hackleyip kendi vesikalık resmimi ve açık adresimi siteye koyduğumdan beri federallerden korkuyordum..
    evime girdim.. japon balıklarımı seveyim dedim, yüz vermediler bana.. öylece yattılar yerlerinde.. hemen kafama onlara bir akvaryum almayı not ettim.. çünkü böyle yerde falan olmuyor, kötü gözüküyor.. bir misafir gelse ne der.. bu arada nikim yok benim uludağ sözlüğe dönmüş dedi bir tane japon balığım kafasını kaldırıp o habere sevindim işte..
    7 ...
  27. 65.
  28. 2008 oks ye girecek olan sozluk yazarlari arasında derslere en az önem veren bu. "ben pazarda su satıcam, siz oynayın" diyip, gidiyor. bizim yan sınıfta bu da. teneffüste bile birilerine bir şeyler satmaya çalışıyor.
    2 ...
  29. 66.
  30. sabah uyandım. yok yok kış uykusunda değilim. bakkala gittim koşa koşa. 15 kupon değerindeki ultra mega kuponu almak için. bakkal selam verdi. hatta bir muhabbet bir ilgi. yarın bir daha gel arka tarafa geçelim dedi. bir bok anlamadım.

    eve geldim salonun ortasında ne göreyim. deep, nasrettin hoca ve kırmızı başlıklı kız bir şeyi bağlamaya çalışıyorlar. yardım ettim. hakketten bağlanmıyor azizim.
    4 ...
  31. 67.
  32. ...bi hikayeyi bağlayamadınız ımına koyiim dedim. pamuk prenses 'aaa çok ayııp, küfür ettiii' diye yeni ergen küçük kız triplerine girmesin mi? 'ulan' dedim, 'daha dün kurbağayla kırıştırıyordun, ne tez muhafazakar oldun' dedim. bakkal lafa atladı hemen: 'bu devirde muhafazakar olacan' diye gevrek gevrek sırıtarak...

    derken, hoca nasreddin yanında tahtadan bi oğlanla girdi bakkala. kim bu piç demeye kalmadan, 'bakın bu benim oğlum, pinokyo' demesin mi? desin. bunu duyan tayfun talipoğlu durur mu? 'okula gidiyo musun' diye sordu tahtadan velede. sesinde her zamanki buğu vardı. bu buğudan etkilenen kırmızı başlıklı kız soyunmaya başlamasın mı? başlamasın tabii. daha yaşı küçük onun...

    'hikayeyi sen boka buladın esasında' dedim, deep'e dönerek. efendi gibi yoğurdunu alıp gitse, ne nasreddin gelecekti, ne kız, ne tayfun talipoğlu! hikaye bağlanmaz tabii. derken, dedem korkut sazıyla girdi içeri. 'dayı' dedim, 'isim konacak kimse yok, niye geldin ki' dedim. meğer dede korkut değilmiş zaten; ahmet koç'muş. 'bu kim' diye sordu kötü kurt. fırsattan istifade hem oradakilere, hem de bunu okuyan ve ahmet koç'u tanımayan dostlara anlatıverdim: hani şu her enstrumantal parçayı bir de bağlamasıyla çalan adam var ya, bıyıklı nokta sakallı.. lafımı bitirmeden bu girdi zaten bağlama taksimiyle. baba filminin müziğini çalmasından korkuyordum ki, korktuğum başıma geldi ve don vito karleoooone içeri girdi. 'bakkal şemsi efendi, bizim haracı göndermemişsin' diye bastı kalayı bakkala...

    hehe, bu noktadan sonra bok bağlanır bu hikaye!
    7 ...
  33. 68.
  34. sabah uyandım ve her zaman olduğu gibi bakkala gittim. ekmek ve gazete istedim, bakkal bana "geçen g.ötü yırttın gene ha" dedi sonra da "sadece ekmek ve gazete mi?" sorusunu yöneltti, uykulu gözlerimle s.iktir çekercesine "evet" dedim, "ahahaha 2 yumurta 1 sucuk almıyor musun?" diye aklınca espiri yaptı.

    o sırada bakkala bir afet-i devran girdi ve ben bakkalın angut espirisinin cezasını kesmeyi daha sonraya bıraktım. ağzımın sağ köşesinde hafif bir ıslaklık hissettim, hemen atladım, "merhaba" dedim, o da çok seksi bir ses tonunda "merhaba" dedi sonra hemen elimi uzattım ve "nikim yok benim" dedim, hatun irkildi, gözleri parladı dedim "tamam bu iş" hatun "nikim yok siz misiniz?" dedi şaşırdım, adımı anlamamıştı. "yok komplike, komple isim, yani nikim yok benim, komple yani, tiki olmayan komple" dedim hatunun güzelliği aklımı başımdan almış hafiften saçmalamıştım. hatun "benim nikim yok, olsaydı adınız, anlam kargaşasına mahal kalmazdı, bu adınız anlatım bozukluğu kokuyor, en iyisi "benim nikim yok" olsun sizin adınız hem daha seksi" dedi. hatun bu uzun cümleyi kurduktan hemen sonra, deatly memelerini sıvazlayarak içeri daldı. 1970'li yıllardan kalma külhanbeyi havası ataraktan hatuna omuz attı. hatun irkildi ne yapıyorsunuz demeye kalmadı ki, deatly konuşmaya başladı. "çekilmemeniz, size sürtmeme neden oldu, sürtmememi istemiyor olsaydınız, çekilmemezlik yapmazdınız, yani size sürtmememi istemediniz, bilakis sürtmemişlerimi istediniz." gibisinden kendisinen beklenmeyecek felsefi bir cümle kurdu ki, hatun deatly'ye hasta oldu.

    hemen deep'i aradım, dedim "oğlum hatun var burda dehşet bir şey deatly ipnası almadan hatunua kapaklanmak lazım" aslında işin çakallığındaydım, deep hatunu deatly'den alacak ben de deep'i pulp fiction'un yardımıyla bertaraf edecektim. deep 5 dakika sonra bakkalın önüne o muhteşem motoskletiyle park etti. o kaskı çıkarışını görmeliydiniz. saçları ahenkle dans ediyordu, hatun arkasına döndüğünde deatly'nin hiç şansı kalmamıştı. derken telefonum çaldı arayan pulp fiction'dı ben onunla olayı konuşurken, domaine hasret yumuşak g girdi bakkaldan içeri. bakkal domain ipnasına seslendi "almayacaksan elleme paketlere" içeride bakkal dahil 6 kişiydik. zaten g.öt kadar olan mekanda 6 kişi nefes alıp veriyorduk ama deatly'nin nefes alış verişleri farklıydı, hem nefes alıyor hem de ah-oh gibisinden laflar ediyordu. bu 6 kişiye de pulp arada bir telefonla dahil oluyordu. deatly bir şeyler karıştırıyordu ama yakında çıkardı kokusu nasıl olsa. deep hatuna bir klark çekti, hatun deep'in motoruna doğru yol almaya başladı. domain seslendi arkadan, "ulan ne şanslı adamsın artık 2 tane motorun var" gülmeye başlamıştık ki, minisi ile motora binmeye hazırlanan hatunun etek hafiften yukarı kaydı ve bir şey sallanıyordu. inanamadık. ama malesef gördüklerimiz doğruydu! deatly atladı "adam madam bana fark etmez, vazgeçtiyseniz ben eve götürürüm" dedi, ben atladım "asıl bana fark etmez, s.iktirin ulan" dedim. bakkal rüstem de atladı "asıl bana fark etmez" diye.

    zar atmaya karar verdik, zarı attık en büyüğü deatly attı. adam bu konularda şanslıydı ki, köşenin başından paleface yeni aldığı wolksvagen minibüsü ile göründü. geldi siyah camlı minibüsü kapısını açtı aman allahım, kuzey avrupa dolaylarından gelmiş tam 5 hatun. pulp fiction da içerde. deatly şanslı olduğundan kendisini kadın-adam ile başbaşa bırakmaya meyillendik ki, karnımın aç olduğu aklıma geldi ve bugünkü gazeteyi okumadan hayatta güne başlamazdım. minibüse binmeyip, eve çıktım ve bu hikayeyi hemen sizinle paylaşayım istedim.

    imza: nikim yok benim

    tanım: çok iyi gazete okuyucusu olan yazar.
    2 ...
  35. 69.
  36. yok bu aralar yine. bir sabah ansızın bakkala gitti herhalde. bekliyorum(Z).
    4 ...
  37. 70.
  38. bir aylık kafa iznim (bkz: kafa izni) bitmiş bulunuyor efendim. bu bir ayın sonunda şunu gördüm ki, sözlükte zerrece okunmuyormuşum, takip edilmiyormuşum lan! bir kişi sormaz mı bu adam nerde, öldü mü kaldı mı diye? kimsenin afedersiniz zikinde değilmişim aga...

    gerçi, alışkınım ben bu etkisiz elemanlık durumuna. eve sabaha karşı 5'te giderdim de, annem bi kere bile nerdesin oğlum bu saate kadar diye sormazdı. ya da, lisede 3 hafta rapor aldıydım da, 3 haftanın sonunda yokluğumun far edilmediğini fark ettiydim. sıfır rakamı ne kadar etkisizse, ben de öyleymişim işte. entry mentry karma marma boşmuş hacı, çevre yapmak lazımmış.

    ha bu zaman zarfında sözlük beni ziklemedi de, ben onu çok mu zikledim sanki? hiç de bile! hıh! bi kere rüyamda gördüm sadece. rüya şöyleydi: yalın beni arıyor bi iş için (yalın, hani şu romantik küçük adam var ya, şarkıcı. işte o). diyeceksiniz ki, yalın'la sözlüğün alakası ne? yalın meğersem deatly'ymiş. ya da vaudeville for vendetta. tam çıkaramadım. o arada muavin dürtüp uyandırdı zaten. aracımız eskişehir'e girmiş. dayadı kolonyayı, dayadı kolonyayı; ne sözlük kaldı ne rüya...

    bu bi aylık süreçte zaten babam bi kez aradı beni. yanlış anlaşılmasın, hal hatır sormak için değil. eve haciz kağıdı gitmiş de, onun fırçasını kayıverdi. battalgazi vergi dairesinden de 3 kez aradılar sağolsunlar. avea da 2 mesaj gönderdi, eksik olmasın. bir kez de ev sahibi aradı da, tırsstım açamadım. 'açsana lan şerefsiz' diye mesaj geldi zaten peşisıra..

    böyle işte. çok yalnızım be sözlük! arayın beni, hoş dakikalar geçirelim. işte numaram: 0 900 931 31 31

    edit: (#3029954) eyvah eyvah. pulp fiction'ın hakkını yemişim. hakikatli adammışsın hacı.

    bide, bi sürü geyik kaçırmışız lan. sevgilim ayakların da ıslandı mı filan...
    13 ...
  39. 71.
  40. 72.
  41. 73.
  42. güzel diyalogların yaratıcısı insan... gibin..
    2 ...
  43. 74.
  44. sözlükte ilk takip ettiğim yazar...umarım bi gün tanışırız ...
    2 ...
  45. 75.
  46. muhteşem bir yazardır kendileri.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük