kendini bir bok sanan memur türü. ikidir haberlerde denk geliyorum. adam en mutlu gününde espri yapıyor bu memurlarda nikahı kıymayıp ayrılıyor. ulan siz kendinizi ne sanıyorsunuz.
özellikle kışın düğün mevsimi dışında ne yaptıklarını merak ettiğim meslek grubu. kendilerine ait ofisleri falan mı var acaba? nikah kıymıyorsan nasıl çalışıyorsun?
kimine göre gencecik insanlara kıyan, kimine göre ise mutluluk tacını genç çiftlere takan devlet görevlisidir.
keyfili bir meslek...
insanların en özel günlerinden birine şahitlik etmek... sanmıyorum ki, hiçbir nikah memuru için rutin bir iş olsun...
çünkü ortamda hakikaten büyük bir heyecan var.
ruhu ölmemiş her insan daima o heyecana şahitlik edip keyifle icra eder mesleğini...
gelecekte buyuyunce düşündüğüm mesleklerden biri ne guzel is amk hem devlet isi hemde memur maaşı suan en dusuk memur maası 1200 tl gidiyosun 3-4 cümle kuruyosun evet mi evet hadi eyvallah cok rahat is.
+Siz ahmet bey ayşe hanımı karılığa kabul ediyor musunuz?
-eveeeet
+Siz ayşe hanım ahmet beyi kocalığa kabul ediyor musunuz?
-eveeet
+bende evet diyorum ve sizi 3 evetle uğurluyorum..
böğüre böğüre söylemenin insanı inanılmaz motive ettiği bir arif susam şarkısı.hele araya aşk diye koydu gururu kısmı yok mu... işte o kısımda herkes kendinden bir şeyler bulur sesler biraz daha yükselir.
çok yakın arkadaşlar ve ebeveynlerin katıldığı bir nikah olacaktır. * gelin *, damat şahitler ve nikah memuru * masadaki yerlerini almışlardır. ve başlar nikah memuru o uzun ve sıkıcı geçecek konuşmaya. lakin daha 2. cümlesini kuramamıştır ki, gelin kişisi damada dönüp dönüp bak sana söylüyo, iyi dinle gibisinden telkinlerle memurcağızın sözünü keser durur. şahitler ve konuklar başlar gülüşmeye. memur o cümleyi bırakır bambaşka bir cümle kurmaya yeltenir. ama gelin kişisi buna da izin vermez. memur kızarır bozarır, inatlaşır konuşmak için, kızar da tabi bir hayli. damatla gelin masada memurun demeye çalıştıklarını sana diyo, hayır sana diyo gibisinden kavga haline girerler. damat en sonunda memura döner, sen bize bir şey deme ulvi soruya geç de öpeyim şu laneti der. * garip memur çaresiz soruya geçer. fakat burda da tartışma büyüktür, gelin kişisi soruyu önce damada sor diye tutturur, damat inkar eder; bana evet dedirtip kendi hayır diyecek önce ona sorun diye. memur kendinden geçmiştir. bahsi gelin kaybeder, ama hayırını da sıkıştırır araya. imzalar atılır en sonunda.
şahitlerin imza işlevi de sanıldığı gibi kolay olmaz. defter önlerine gittiğinde memuru yanlarına çağırırlar, biz imzayı yanlış yere atarız da biz de evlenmiş gözükürüz gel başımızda bekle diye. memur ısrar etse de inandırıcı olmaz gider yanlarına çaresiz. en sonunda bitmiştir nikah.
evlilik cüzdanı ele alınır. memur bombayı patlatır ve arkasına bakmadan gider.
belediye başkanı bu kişilere çiftleri karı koca ilan etme yetkisi vermektedir. yetki sınırlıdır. elti, görümce, kayınço ilan edemezler insanları. bu ünvanlar kişilere ailelerdeki yaşlı teyzelerce verilir.
tüm yetkiler tek kişide toplansa daha iyi olur anafikirli bir sohbet için i. melih gökçek'e yaptığım ziyaret sonunda, melih bey beni dikkatle dinledi, hak verdi ve beni dük ilan etti.
herkesin hayatınki en önemli anlarından birini gerçekleştiren resmi görevlidir. özellikle haftasonları yarım saatte bir bir çay sigara molası verdiktan sonra rutinlerini gerçekleştirirler. yani bu meslek grubu da sünnetçiler gibidir. senin en önemli anların onların rutinini oluşturur.