sanırım bokun dibidir. büyük bir şaşkınlığın ardından duruma alışmaya çalışırsınız. sonra düşünürsünüz "seda benim gerçekten helalim mi?" diye. eğer evet cevabını bulabilirseniz, önce çişinizi yaparsınız sonra "bi tanesinden bi tanesine" şeklinde mesaj çekersiniz sevdiciğinize. cevap gelmez, çünkü sevdiceğin sabahları program yapmaktadır. hemen canlı yayına bağlanırsınız ve haykırırsınız; "seda benim helalim, onun bastığı toprak olurum" demenizle birlikte seyircileri coşturursunuz.. alkış.. çığlık.. kıyamet.. program biter, sevdiceğiniz gelir, yapacak bir şey bulamazsınız ve dubai'ye gitmeye karar verirsiniz. nihayetinde gider ve burj el arab'ın önünde resim çektirir ardından çiçekli arap gömleğ alıp geri dönersiniz. tabii dönüşünüzü medyaya haber vermeyi ihmal etmeden.. bir günü böyle tamamlayıp, ertesi sabah kendiniz olarak uyanmak için dualar edersiniz.
gregor samsa bir sabah uyandığında kendini nihat doğan olarak buldu.
göğüs kılları pijamasından dışarı çıkmış, saçları jölelenmişti.
burun deliklerinden soluyor. içinde fırtınalar kopuyordu. delikanlı oldum diye düşündü samsa.
Büyük bir feLsefi akıma öncüLük edecek oLmanın ağır insani sorumLuLuğuna aLışmaya çaLışmanın akabinde bir basın topLantısı düzenLeyip, ruhu ruhunun önünde diz çöküp tövbe istemeyenLeri gerekeni yapmaya davet etmektir.. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi oLmayacak'tır çünkü fırsatını da buLdunuz ya fırsatını, siz biLiyorsunuz fırsatını.. (bkz: Nihatdoğanizm)
demokrasi için, özgürlük için, milli birlik beraberlik, kardeşlik için kabul ederim fakat en yakın havaalanı yüz kilometre ötede kısmet değilmiş artık önümüzdeki seçimlere bakarız.