bir neşet ertaş hayranı ve kendisi de bir bağlama virtüözü olan bayram bilge tokel, neşet ertaş kitabı adını verdiği 300 küsur sayfalık kitabı yayınlandıktan sonra, bir mülakatta neşet ertaş üzerine yöneltilen bir soru üzerine şunları söylüyor:
300 küsur sayfalık kitabı yazdıktan sonra da hâlâ bunu tam olarak ifade edemediğimi düşünürüm. neşet ertaş''ı neşet ertaş yapan değerlerin başında samimiyet geliyor. zaten sanat samimiyettir. bunu en üst seviyede idrak edip spontane bir şekilde sanatına yansıtandır yegane sanatçı. neşet ertaş, yüreğinin sesini dinliyor. şeyh galip şöyle diyor: hoşça bak zatına kim, zübde-i âlemsin sen. neşet ertaş, şeyh galib''in bu mısrasını bilmiyor, her insanın kâinatın özünü temsil ettiğini, insanın kendisini keşfettiğinde kâinatı keşfedeceğini sezgisiyle hissediyor, kendi içinde derinleşiyor, bunu içinden geldiği gibi ifade ediyor. bu da ona müthiş bir zenginlik katıyor. bir de babasından devraldığı geleneksel bir birikim var. bu birikimi nasıl takdim edeceğini çok iyi biliyor. ayrıca neşet ertaş sadece güzel saz çalıp güzel bozlak okuyan birisi değil, aynı zamanda ustaca şiir söyleme yeteneği var. karacaoğlan''dan, seyrani''den, pir sultan''dan günümüze gelen halk şiiri tarzını yenileyerek, başta da söylediğimiz gibi karacaoğlan gibi konuşmuyor ama onun seviyesinde konuşuyor. halkın dünyasında yaşıyor ve onun çektiği acıyı biliyor, bunu da en güzel bir üslupla ifade ediyor. (40 ikindi dergisi - sayı 8/20, mehmet kaman).
Ben seviyorum sesini de türkülerini de, o kendine has bir garibanligi , alcakgonullugu vardı. Kendi halinde bir insandı. Türkülerini zaman zaman dinleyip ağlarım. Bir derdi olanlar anlar onun sesinde ki güzelliği.
vefatının 8.yıl dönümünde rahmet ve saygıyla andığım , coğrafyamızın en özel sanatçılarından biri. mekanı cennet olsun. şimdi gider bir "zahidem" açarım.
usta ; bize gönülün, sevmenin- sevilmenin kıymetini öğrettin. nurlar içinde yat. sen, baban,hacı emmin, çekiç ali bir bağın ölümsüz güllerisiniz. iyi ki vardınız .