bağlamasında otuzu aşkın perde bulunan anadolu ozanıdır. babası muharrem ertaş'tan öğrendiği türküleri söylemekle beraber yüzlerce de kendine ait eseri vardır. kendi eserleri, yıllarca trt tarafından anonim olarak kabul edilmiş ve maddi olarak en sıkıntıda olduğu dönemlerde bile, hiçbir telif hakkı alamamıştır. 70 küsür yaşına rağmen sesinde en ufak bir bozulma olmayan üstad, bugün bile herhangi bir konserine başlamadan önce, ceketini çıkarmak için seyircilerden izin alır. kendisini oraya getirenin sadece sanatı, kişiliği ve halkın ona olan aşkından olduğunu en iyi bilen kişidir.
"Ayaklar turabı gönüller hizmetçisiyiz biz. Zeki Müren den bugüne kadar sanatçı olup da benim türkülerimi söylemeyen kalmadı. Kimseye sen şunu da eksik yaptın demedim. Kendini bilen bilir, kendini bilmeyenin de ben kusuruna bakmam. Bunun için bir şey söylemiyorum. Beni rahatsız eden tek şey eserlerimin aynı duygularla söylenmemesi ve sözlerinin eksik söylenmesi. Bir türkünün aslını dinlemek isteyen varsa ben buradayım hala yaşıyorum. Benim türkülerimi herkes söyleyebilir. Tek şartım sözünü tam söylesinler, sazını tam çalsınlar ve duygusunu hissetsinler. Bir tek bunu istiyorum."
o kadar çok kişiden dinlememe rağmen ''neredesin sen'' isimli türküyü ondan dinleyince ruhumda hasret, sevgi duygularını isyana sürüklettiren türk ozanımız.
Beste yapmadığı zaman ve yaptığı muhteşem besteleri söyleyip rezil ettiği zaman, çılgınlar gibi dövülmesi gereken muhteşem bir bestekar fakat iğrenç bir yorumcudur. (bkz: Köylü ağzı konuşmak)
öncelikle belirtilmesi gereken husus şudur ki tüm anadolu'da tek bir köylü ağzı yoktur, neşet emmininin ağzı iç anadolu'ya hastır. *
ikincisi, bir türküyü yörenin ağzıyla icra etmek, o türkünün ruhuna ve özüne sadık kalmak demektir. bir, iki kıçı kırık sosyete velet diyor diye bu durum iğrenç olmaz. * iğrenç demek için tam bir öküz olmak gerekir. orjinal halinde beğenmiyorsan otur istanbul türkçesiyle türkü yaz, bakalım ne kadar yürek yakacak.
üçüncüsü, istanbul türkçesinin resmi dil olması, diğer ağızların daha kötü, daha çirkin olduğu, unutulması ve hatta hor görülmesi gerektiği anlamına gelmez. hatta resmi dil dahi bu ağızlardan alacağı kelimelerle zenginleşebilir. *
son olarak, türküleri yörenin ağız ve şivesi haricinde icra eden şarkıcıların dilleri kopsun. **
kırşehirlilerin neredeyse taptığı türkücü. kırşehirlinin birine istiklal marşımızı kim yazdı diye sormuşlar. o da:
---- muharrem* baba diyecem ama onun okuma yazması yoktu. neşat abidir kesin demiştir.
Geçen yıl canlı dinleme şansını yakaladığım, bugün de Kuzeyin Oğlu Programına katılacağını duyunca beklemeye başladığım, şahane bir insandır.Kendisi Kırşehir'li olup babasından kalma ev belediye tarafından yıkılınca küsüp izmir'e giden ve şu anda orada oturan büyük ustadır.Ölmeden değerini anlarız inşallah.Zira kendisi bu aralar iyice hasta.Allah bizden ayırmasın kendini.Görüyorum ki eften püften şarkıcılara binlerce entry girilmesine rağmen benimkiyle burada 194. olacak.Kendimden utandım valla.
insanlar birbirlerinden farklıdır. düşüncelerinden, tuttuğu takımlara kadar. ama neşet ertaş her insanın ortak olarak sevebileceği bir adam, bir üstad, bir ozan... onu tanımayıp sanatçı geçinenlere hatta bunu utanmadan medyaya açıklayanlara selam olsun...