ziya'nın (şener şen) münir özkul'a ( filmdeki adını unuttum) bu karı da bu yemekler bu oğlanda bu iştah olduktan sonra sen bu sıdıkayı alırsın derken ki el hareketiyle beni yaran filmdir. hangi dakikada bilmiyorum ama ziyanın o el hareketine dikkatle bakın. şener şen sen büyük adamsın büyük oyuncusun vesselam.
Neşeli Günler, 1978 yapımı bir Türk filmidir. Senaryosunu Sadık Şendil'in yazdığı filmin yönetmeni Orhan Aksoy'dur. Başrollerini, Türk sinemasının iki büyük emektarı Münir Özkul ve Adile Naşit'in turşucu rolünde oynadığı film, geçimsiz bir çiftin ayrılmasını ve gelişen olayları komik bir dille anlatmaktadır. Filmin bir diğer önemli ismi ise Ziya rolüyle müthiş bir performans gösteren Şener Şen'dir. Oyuncu kadrosunun kalitesi ve sevilen senaryosu ile 1970'li yıllardaki başarılı Türk komedi filmleri arasında yerini almıştır.
Mutlu bir aile... Turşuculukla geçiniyorlar... Bir gün, anne ile baba turşunun nasıl yapıldığı konusunda anlaşamazlar ve bu mutlu aile tablosu bir anda parçalanır ve anne ve baba üçer çocuğu yanlarında götürürler. Yıllar yılı birbirlerini arayıp sormazlar. Birbirlerinin hakkında herhangi bir şey duydukları zaman çıldırmaktadırlar. Aradan yıllar geçer. Çocuklar büyür ve bir gün tesadüfen karşılaşmanın ardından aileyi birçok sürpriz beklemektedir... https://www.youtube.com/watch?v=FQ_7cabWOv0
en muhteşem türk filmlerinden biridir. nazif efendinin (ihsan yüce ) " ooo şenlik var burada " diye elinde kese kağıdında sarılı şarapla eve girişi , bunun üzerine "sen kimsin be adam" diyen kazım bey'e (münir özkul) , "ben bu hanımın (saadet hanım * adile naşit ) nişanlısıyım" dediği sahne efsanedir .
--spoiler--
+başka nereye gittin Almanya'da ziya amca?
-aslan avına gittim.
/ziyaaa.
-efendim abi.
/ulan deminden beri çocuklara atıp tutuyorsun ama artık sabrım kalmadı, Almanya'da aslan ne gezer be?
-aman abi ya olmaz olur mu? ee. tabi afrikadaki kadar bol değilse de işte üç beş tane buldum. Alman aslanı alman.
+amca hadi şu aslan avını anlat.
-ha evet. bigün arkadaşlarla ormana gittik. jipten indik. etrafa dağıldık. elimde tüfek ağır ağır ilerliyorum. derken.
+eee
-birden onu gördüm.
+neyi?
-aslanı. bikaç metre ötemdeydi. böyle şey olamaz. allah allah, boyu on metre.
+aslanın boyu on metre mi?
/ziyaaa.
- on metre değilse de beş metre var.
/ziyaaaa.
-yani aslan kadar aslan, hemen doğrulttum tüfeği, tık, tüfekte kurşun yok, ulan.
+eyvah, sonra?
-Allahtan üstümde çakı var, hemen çektim çakıyı, açtım, atladım aslanın üstüne. karnına tak tak tak tak tak.
/ziyaa, çakıyla aslan mı öldürdün?
-öldürdüm abi öldürdüm ya, bacaklarını ayırdım aslanın.
/sus ulan şimdi ben seni öldürecem ha, palavralarınla çocukların aklını karıştırmasana.
-aşk olsun abi ya, sen bugün sinirlisin, yengeme kızmışsın, hırsını benden alıyorsun ya.
--spoiler--
-hangi partidensin amca?
+daha karar vermedim.. bir yandan demirel, öbür yandan ecevit; yalvarıp duruyorlar, "partime gel" diye, şaşırdım kaldım yav.
-milletvekilliği de veriyorlar mı?
-tıhıh! tıhı! (taşak geçen gülme efekti) ne milletvekilliği, bakanlık veriyorlar.
-ne bakanlığı amca?
-(kazım efendi) ne bakanlığı olacak, palavra bakanlığı.