katledilen kürtler bu dereye atılırmış kan kırmızı olumruş dere bu yüzden türkçe adı kasaplar deresidir.düşünün ki bir halk çok değil 25 sene önce yaşadı bu zülmü zulümleri.kimse duymadı çığlıklarını bu toprakların.ey dıjmın edi bese lo!
--spoiler--
23 yıldır sessizliğe bürünmüş bir kokudur newala qesaba (kasaplar deresi). bu devletin 23 yıldır solumasına rağmen burnunun direğinin kırılmadığı kokudur. yarım asırdır haykıran, çığlıklar atan bir katlin adıdır newala qesaba; çürümüş, çürütülmeye bırakılmış cesetleriyle. bir çeyrek asırdır yatırılmışız, uyutulmuşuz, çiğnenmişiz orada. değil siirttin, değil siirt halkının, tüm türkiyenin uykusu kaçmalıydı oysa.
newala qesabada 200e yakın biz yatıyoruz ve 75 milyona yakın katil dolaşıyor aramızda. orada yatan da biziz, buna razı kalarak yatıran da biz. 75 milyon katil olarak 200e yakın bizi çiğner olduk yarım asır yıldır.
keskinleştikçe kokumuz, çöplerle, çöplüklerin kokusuyla bastırılmaya çalışıldı. olmadı, üstümüze toprak, toprağın üstüne de hayvan pazarı yapılması düşünüldü. hep bir şekilde bu insanlık suçu cesetlerimizin kokusunun üstünü örtmek için projeler gerçekleştirildi, projeler düşünüldü.
devlet 9 cesedin çıkarıldığı ve onlarca cesedin daha olabileceği düşünüldüğü newala qesabayı 23 yıldır hep erteledi. yıllardır kolay olunan seçildi ama bu kolay böyle sürmemeli.
1988 tarihinin aralık ayında, köylülerin ihbarı üzerine siirtte bulunan belediye ve aynı zamanda askeri birliklerin de çöp alanı olarak kullandıkları newala qesabada başka cesetlerin olabileceği haberi gazeteci günay aslan tarafından ortaya çıkarılmıştı. 20 haziran 1989 tarihinde vanın özalp i̇lçesi cumhuriyet savcılığı kanalıyla siirt cumhuriyet başsavcılığına bir dilekçe ile başvuran gazeteci günay aslan da, elde ettiği bilgilerin araştırılmasını isteyerek suç duyurusunda bulunmuştu. ancak, aslanın bu girişimi de sonuçsuz kalmıştı.
o dönemlerde resmi açıklamalarda önce 3, ardından 9 cesedin çıkarıldığı tespit edilirken, newala qesabada hâlâ gömülü olan 200e yakın cesedin olduğu düşünülüyor. 1984 yılında başlayan çatışmalar sonrasında bölgedeki ilk toplu mezar olma özelliğini hâlâ koruyor. ülkeyi yönetenler için bu ve buna benzer toplu mezarların araştırılmaması, açılmaması göğüslerinde gururla taşınan bir madalya mıdır acaba? neden gereken yapılmayıp, yüzleşmek istemiyor hükümet? niçin, ya erteleniliyor ya da komik ve kozmik bahanelerle örtülüyor bu insanlık suçlarının, ayıplarının üzerleri? binlerce art niyetli sebebin olduğu bariz bir şekilde gün yüzüne çıkıyor. bunu anlayabilmek için çıplak gözlerle devletin, hükümetin son 30 yılının cetveline bakmak yeterli.
bu yargısız infazlar, faili meçhul cinayetler ve toplu mezarlar gibi, bu ülkenin tarihinde gerçekleştirilmiş ve halen müdahale edilmemiş ve hâlâ yaşatılıyor olan bu suçun, suçluların hak ettiğini bulması gerekiyor. bunun ciddi anlamda, sağlıklı bir şekilde hayata geçirilmesi kürt halk önderi abdullah öcalanın özellikle altını çizdiği hakikatleri araştırma komisyonu alelacele kurulmalı. aksi halinde mevcut 75 milyon insanın bu ülkede gerçekleştirilmiş cinayetlerin, katliamların celladı, suçlusu olarak sorumluluk rozetini takmış olacağız. başka bir deyişle, hepimiz teşhisi meçhul ceset ve eşgali meçhul katil olarak yaşayacağız, yaşamak denilirse buna eğer
--spoiler--
en acı olan bu olayın ne yandaş medyada ne candaş medyada yer bulamaması...bir kasabanın yüzlerce insanın akıbetini kimsenin merak etmemesi ...sizin medyanıza, internetinize, insanlığınıza tüküreyim..