Şimdi neslican tay'ın en sevdiğim yönü diğer hastalara mücadelesiyle umut ışığı olmasıydı, öldüğünde de en çok buna üzüldüm. Yani onun ölmesi değildi üzüldüğüm, diğer hastaların ümitsizliğe kapılma ihtimaliydi.
Neslican bir savaşçıydı ama bizim hayatımızda ekranlardan izlediğimiz bir kızdı sadece. Dolayısıyla öldü ve tabii ki gündem oldu ve tabii ki gündemden düştü.
Ama biz hasta değiliz, neslican bize umut olmadı. Bu unutuluşu bir de ondan güç alan yüzlerce hastaya sormak gerek.
Soralım onlar unutmuş mu, unutacak mı? Yoksa izleyip güç aldıkları kız hep kahramanları olarak mı kalacak?
Yaşamam gereken bi hayatım var.
Ben kendi adima uzuldum kanserle savasmis yenmis hatta bir degil iki degil üç defa falan buyuk bi azim hayatta kalma olayi ama onun olmesi uzerine hergun onu hatirlamak yâd etmeme gerek yok degil mi?
Primde kasmadim hatta bu konuda burada entry bile girmedim uzerime dusen gorevi yaptim simdi kendi hayatima donmem lazim.
Mekani cennet olsun onun azmi hayatta kalma arzusu baskalarina ornek ve destek olsun.
gidenin arkasından son sürat unutmak vefasızlığıdır. kız ilk öldüğü gün herkes kendi primini kasmak için yazılar yazdı edebiyat parçaladı. kız öleli kaç gün oldu bahseden eden kimse yok. her gün de konuşmayın tamam ama şimdi hiç yaşamamış gibi davranıyorlar. ülkece çok derin üzüntülerin altından sahtekarlıkla 1 hafta içerisinde kalkıyoruz. aslında o yoğun duyguların içinin bomboş olduğunu görüyoruz.