her şeye rağmen insanı hayatta tutan yegane duygudur.
aşk-meşk, ana-baba, yaşlılık-gençlik, zenginlik-fakirlik, vatan-millet hikayedir.
kontrollü bir nefretle insan hayatında yeni bir çığır açar.
babam öldükten sonra kinim arttı. babamdan alamayacagıma göre bu öfkeyı, anneme yöneldim sanırım. babama hasta oldugunu söylemediği için ne kadar kızdıysam anneme de babamla iyi gecınmedıklerı ıcın o kadar kızgındım. Evet tutamıyorum bazen kendimi ve kavgalarda söyluyorum. senin yüzünden öldü diyorum ancak annemın aslında hıc birsucu yok. Sadece yasanmıslıklardaki nefretımı bu yolla atıyorum sanırım. Anneme birsey olacak günün birinde biliyorum o da ölecek. Eger ben onun ölümünü görürsem sırf bu sözlerım yuzunden kendımı affettmeyecegım. Ama içimdeki öfkede dinmek bilmiyor ki..
çoğu insanın hoşlanmadığı durumlarda hissettiğini söylediği duygu. '... dan nefret ediyorum' cümlesinin söylenişi oldukça kolaydır fakat gerçek nefret kolay kolay dışa vurulamaz. aynı zamanda, istediğini elde edememe gerçeği ve aşk ile birbirlerine çok yakındırlar.
Bu çağıl çağıl çağlayan nefret hissi nereden geliyor? Geçer mi? Bir kişinin siyasi, dini, etnik ve hatta sportif muarızı olan kaç yüz/bin/milyon kişi ölünce ya da (hapse) düşünce o kişinin içindeki nefret hissi azalmaya başlar? Veya başlar mı?
Kötülüğe maruz kalan ya da maruz kaldığını düşünen her kişinin içine nefret aynı dozda mı dolar?