albert camus'a göre iki türlü nefret vardır. birincisi, sırf karşı taraftan intikam almak için kin duygularıyla beslenmiş nefrettir. ikincisi ise, karşı taraftan bi beklentinin kalmadığı anlaşıldığı için, hiç bir art niyet gütmeden, bireysel olarak kişiliğinizin karşı taraftan uzak durmasıdır.
ikinci çeşidi daha insancıl olandır, akla yakın olan, yakışandır.
gerekli olan insan duygusudur. herkes nefret eder, nefretini öfkeye döker, ortalığın amına bile koyar!
hepimizin nefret ettiği şeyler var bu dünyada. *
manitandan ayrılırsın, sen misin ayrılan? dünyayı dar etmek için ona - nefretinin verdiği o gazla-; kendinin bile şaşıracağı şeyler yapabilirsin, enteresan şeyler düşünebilirsin onun için!
nefret, intikama dönüşürse; işte o duygu evrimini yaşayan insandan, uzak durmak farzdır kanımca!*
ikili ilişkilerde hat safhaya ulaşır bu duygu!
sana yapılanı unutamazsın, onu da geçtim, yediremezsin, kendine konduramazsın!
içindeki şeytan dürtüsünün, bir çeşididir.
kötü şeyler yapmaya meyleder adamı!
bazen gereklidir ama!
bana haksızlık yapılıyorsa, sana haksızlık yapılıyorsa, nefretini imntikama dönüştürmesini bilmelisin, bilmeliyim...
nefret, bazen itici güçtür! seni gaza getirir! kendinden beklenmeyecek derecede olaylara imzanın atabilirsin!
örnek:
öss yarışı! herkesi seni aşağalar, ailen senden umudu keser, sen içinde bu olanlara karşı bir nefret biriktirirsin..
bu seni bir şeylere yöneltir. öfkeye dönüşen nefretin, her pes edişinde sana yapılanları hatırlatır çalar saat misali...
unutmak mümkün olmaz, amacına ulaştırır bir şekilde.*
kötü nefret için ise atalarımıza kulak verelim; '' öfkeyle kalkan, zararla oturur''*
ilkokula giderken cebime rastgele 3-4 seker* atardim. bunlardan biri herzaman vanilyali olurdu, digerleri meyveli, ya da kakaolu. kayisi ve cilek aromalilari sevmezdim, daha asansorden inerken onlari yerdim. kakaolu varsa arkadasima verirdim, tesekkur ederdi salak. salakti, cunku ona sevmedigim ve yemedigim icin kakaoluyu verdigimi cok kez soylemisimdir.
butun gunun gecmesini ve vanilyali sekeri bir an once yemeyi isterdim. kantine gider cikolata, sakiz vs alirdim. boylece zaman gecer sakinlestirirdi beni, ama aklim hala cebimdeki vanilyali sekerde. nihayet okul cikisi da cebimde sakladigim o beyaz sekerlemeyi yerdim. hele gunlerden cuma ise, dokunmayin keyfime!
.
.
nefret; dogru zamanlama ile, cevreye verilecek zararin ve alinacak zevkin en yuksek degerlere sahip oldugu bir f(x) fonksiyonudur.
bütün duyguların aynı anda yaşanmasıdır aslında nefret.
hepsinden de güçlüdür. ayakta tutar hepsini bu yüzden..
hatta daha da ileri giderek insanı yaşama bağlar diyebilirim.
çünkü en kendin gibi olduğun andır, nefretin tavan yaptığı an...
çok zamansız bir duygudur. zamansızca gelir zamansızca girer içinize tıpkı aşk gibi. ama içinizden atmasını bilmelisiniz yoksa o sizi kullanır ve atar bir köşeye.
son zamanlarda çok sık karşılaşılan duygu.
insanın içine o kadar sağlam yerleştirilirki,o döngünün içine giren insan, kolay kolay çıkamaz;çıkana helal olsun.
bu iğrenç tohum, insana küçücük bir çocukken yerleştirilir; atalarından bulaşıcı bir hastalık gibi küçücük beyinlere bulaşır ve çocuk bu garip bünyeyle hayatı boyunca yaşar;neferetini büyütür. herşeyden,herkesten nefret etmeye başlar; bu duygu o kadar hızlı ve adeta bir çığ gibi büyürki pis emellerin altında, gün gelir bir ülke parçalanmaya yüz tutar;bu büyük felaketi hissedemezsin bile...
sonucunu gördüğün zaman anlarsın ama zamanı durdurma gibi bir yetin olmadığı için, öküzün trene baktığı gibi giden nefret treninin arkasından bakarsın donuk bir suratla... **
en çok sıkıntı veren ve en özensiz duygudur. nefret bir defa girdimi içinize atmadan geçmez. ki çoğu zaman içinizden atamazsınız ve onun kasvetiyle yaşamak zorunda kalırsınız. ilk zamanlar farketmezsiniz ondan nefreti. zaman geçtikçe anlaşılır. içinizden hiç olmuyacak şeyleri yapmak gelir bir şeylere veya birilerine karşı. kalkıp yumruklamak istersiniz bazen, yada bağarıp çağırmak rahatlayacagınızı dusundurur. istediğinizi yapın asla rahatlayamazsınız. nefret insanın içini tamamıyla çürütür. ne var diyebilirsiniz ne yok diyebilirsiniz. küçük bir dünya kurar başta kendıne once orasını karartır ve sonra başlar alanını genişletmeye bu işin sonu kendinden nefret etmeye kadar gider. en son kendinizdende nefret ettiğinizde farkına varırsınız olayın. kazanan nefret olur ve o kendısı doyuma ulaşır. nefret doydukça siz bir şeylere aç kalırsınız. açlığınız asla doymaz. hatalr yaparsınız açlığınızı doyurmak adına. Dahada aç kalırsınız. zaman geçer nefret bitmez.
ortalama insanda
herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
ve cinayet konusunda en becerikliler
cinayet karşıtı vaaz verenlerdir
ve nefreti en iyi becerenler
sevmeyi vaaz edenlerdir
ve son olarak
savaşı en iyi becerenler
barış vaazı
verenlerdir.
tanrıyı vaaz edenlerin
tanrıya ihtiyacı var
barış vaaz edenlerin
huzuru yok
sevgiyi vaaz edenler
sevgisizdir
vaaz verenlerden sakının
bilmişlerden sakının.
durmadan
kitap
okuyanlardan
sakının
yoksulluktan nefret edenlerden
ya da gurur duyanlardan sakının
övgü göstermekte hızlı davrananlardan sakının
karşılığında övgü beklerler
sansürlemekte hızlı davrananlardan sakının
bilmedikleri şeylerden
korkarlar
sürekli kalabalıkları arayanlardan sakının;
tek başlarına
bir hiçtirler
ortalama erkekten
ortalama kadından
sakının
sevgilerinden sakının
sevgileri vasattır, vasatı
aranır dururlar
ama nefretleri dahiyanedir
nefretleri seni beni
herkesi öldürebilecek kadar
dahiyanedir.
yalnızlığı istemezler
yalnızlığı anlamazlar
kendilerinden farklı
herşeyi
yoketmeye
çalışırlar
sanat
yaratamadıklarından
sanatı
anlayamazlar
yaratma başarısızlıklarını
dünyanın beceriksizliğine
yorarlar
kendileri tam sevemedikleri için
senin sevginin
eksik olduğuna inanır
ve senden
nefret ederler
ve nefretleri
parlak bir elmas
bir bıçak
bir dağ
bir kaplan
bir baldıranotu gibi
mükemmeldir
Ortalama insanda Herhangi bir günde herhangi bir orduya yetece...k kadar ihanet, nefret, şiddet ve saçmalık vardır. VE Cinayet konusunda En Becerikliler Cinayet Karşıtı vaaz verenlerdir VE Nefreti En iyi Becerenler Sevmeyi Vaaz Edenlerdir Ve son olara...k Savaşı en iyi becerenler Barış vaazı Verenlerdir. Tanrıyı Vaaz Edenlerin Tanrıya ihtiyacı Var. Barış Vaaz Edenlerin Huzuru Yok. SEVGiYi Vaaz Edenler SEVGiSiZDiR. Herhangi bir konuda VAAZ Verenlerden sakının. Bilmişlerden Sakıının. Durmadan Kitap Okuyanlardan Sakının. Yoksulluktan Nefret Edenlerden Ya da Gurur Duyanlardan Sakının. Övgü Göstermekte Hızlı Davrananlardan Sakının, Karşılığında Övgü Beklerler. Sansürlemekte Hızlı Davrananlardan Sakının, Bilmedikleri Şeylerden Korkarlar Sürekli Kalabalıkları Arayanlardan Sakının; Tek Başlarına Bir Hiçtirler. Ortalama Erkekten, Ortalama Kadından Sakının, Sevgilerinden de Sakının. Sevgileri Vasattır, Vasatı Aranır Dururlar Ama Nefretleri Dahiyanedir. Nefretleri Seni, Beni, Herkesi yok edebilecek Kadar Dahiyanedir. Yalnızlığı istemezler, Yalnızlığı Anlamazlar. Kendilerinden Farklı Herşeyi Yoketmeye Çalışırlar. Sanat Yaratamadıklarından Sanatı Anlayamazlar. Yaratma Başarısızlıklarını Dünyanın Beceriksizliğine Yorarlar. Kendileri Tam Sevemedikleri için Senin Sevginin Eksik Olduğuna inanır Ve Senden Nefret Ederler Ve Nefretleri Parlak Bir Elmas, Bir Bıçak, Bir Dağ, Bir Kaplan, Bir Baldıranotu Gibi Mükemmeldir. En Usta Oldukları Sanattır NEFRET! Charles Bukowski
insana bazen sonsuz bir güç veren
" beni dellendirmeyin evi başınıza yıkarım laN!! " gibi düşüncelerin o anda içimizden geçtiği hal ve hareketler bütünü