Koltuğa çakıldım kaldım, terledim, gözlerim karardı, nefes alıp verişim hızlandı,ayaklarımı ellerimi sıktım, dilim ıkı dişimin arasına sıkıştı kaldı, geri çıkardığımda ağzım kupkuruydu, kalbimin üstüne bir öküz oturdu kalkmadı o baskında, bağırıp yeterr dıye çıkmak istedim, ama çıkamadım. Çıksaydım ateş altında kalırdım.O salonda kalıp onlarla o cehennemi yaşamak istedim.Kafamı eydim ki isabet almıyım diye,boynumda bana Mehmet abi'nin aldığı muskayı aradım ki öpiyim diye ,bulamadım.Tüfeğimi alıyım dedim,sağımda annemi buldum, elleri dudaklarında ağlıyodu, soluma döndüm babamla mevzi alalım diye, gözleri kısık kısıktı tepkisizdi.Acaba o uzun geceden nefes alarak çıkıcaklarmı diye düşündüm? Nerde hani filmin başında sözünü ettikleri topçu desteği diye yakındım kendi kendime.Mete yüzbaşı heralde şoka girdi dememe kalmadan habercisi ile vurulmasını izledim.
Sadece izledim. Benimkisi sıkıntımı? Acı mı? korkumu? Hiçbirşey.Ne gördüyseniz, kitaplardan ne okuduysanız, dost meclislerinde ne dinlediyseniz; en saf,abartısız ,menfaat içermeyen şeklidir bu nefes. Biz sadece izliyoruz, kimimiz acısına acı katıyo, kimimiz militarist diyor, kimisi para kazandılar diyor. Desinler.Çok vardı benim gittiğim yerde; "sonuçta onlarda eziliyor,ya bence saçma bi konu " diye düşünüp gelen, sonra tezkere alıp çıktıktan sonra o lafları soyleyen haline beton duvar çarpmış insanlar...
Herkez zevk almaz bu filmden.Çok duygusal der; bilmezler o ranzalarda yatan Mehmetlerin bir sonraki sabah öncesi o geceyi nasıl geçirdiğini o mavı çarşaflarda.Nasıl hissedicekler nöbet tutarken o karda, fırtınada botlarının içindeki çift çorabın nasıl ıslak hissi verdiğini? Üzerlerine giydikleri o pançonun, kendilerinden önce bilmemkaçkez giyilmekten üzerine sinmiş kokuyu alsalar heralde facebooka günlerce ileti yazarlar.
Noldu? aslan kral komutan goygoycu mu çıktı dediklerinde;hissetmemişlerdir bir komutanın yanlızlığının bir askere nasıl yansıdığını,yansıtmamaya çalıştığını,Sorumluluk hissinin stresle ne hale geldiğini.Annesi konuşurken, telefonun ağzını kapıyıp yüzünü sıka sıka ağlayan askeri ne bilir bu küstah zübbeler? Er Ryan'da Tom Hanks şoka girince ama hakli bir sebebi vardır,onlar Amerikalıdır, yabancıdır,kollar bacaklar vardır sonuçta vahşicedir demi?
4 Saniyede; önce ağlayıp sonra yüzünü serbest bırakıp ağlamamaya çalışan asker, ajitasyondan başka birşey yapmıyodur onlara göre.
Telefonda bitti diyen Fulya'nın, telefon ucundaki o askere ,Pkk'lı doktordan daha fazla zarar verdiğini bu filmle bile anlamayanlara, Senin sayende rahat uyuyorum demi? diyenler eşlik eder yan mevzide."Emrettiğiniz gibi komutanım"diyen habercinin mutevazı gururunu," sen söleyince onayladınmı şimdi yani haha diye yorum haline getirirler forumda.
Filmi yapan, bu filmin seneryosuna kanları,canları,uykusuzulukları ile konu olan ve olacak her aslan yüreklinin allah yardımcısı olsun.Ellerine,gözlerine,yüreklerine sağlık. Mete yüzbaşı rolünü oynayan o Mavi gözlü adama helal olsun helal.inme ulan o dağdan,ölmede kal orda.Bırak bundan sonraki filmde yanına başka oyuncular gelsin.Bırak 33. .ncu dönem yedek subay adayları yanına çıksınlar askerliğe, istanbullu barmen,artvinli yumurtacı yanına gelsin senin askerliğe.
Filmin sonunda gördünüz demi; bedavaya lojmanlarda oturuyolar ,ucuza yemek yiyorlar, kebap halde yaşıyorlar demi o evlerde, ohhhhh.En güzel yerleri kapmış demi askeriye?Karabal karakoluda gördüğünüz gibi havadar,manzaralı yermiş değil mi?Durun siz söylemeden ben söyliyim;""ne uğraşıcaklar banka kredisi ile,oyak onlara veriyor herşeyi zaten!!
Aşkların küçük geldiği büyük şehirlerde,top diye oynanan karın bu yerlerde nasıl mezar olduğunu Orhan Astsubaya, Nefes bütün sadeliği ile ortaya koymuş.
Fazla kaptırdım,fazla giydirdim biliyorum ama; Lütfen gidin bu filme( Diğer tarafa sesleniyorum). Sınıra sevkiyat yapıldı,mehmetçik pkk'ya göz açtırmıyor diye haber olan olayların,gerçek halini, en kahramancasını,en saf korkulu halini görün.
Üniversiteye ilk başladığım senenin başında Hakan Evrensel'in kitabını almıştım.O kadar gaza gelmiştimki,adama günlerce mail atıp soru sormuştum.Onunda ellerine sağlık, yapanlarında,oyuncularında, O tahtalı dağına eşya çıkartan katırlarında yüreğine sağlık.
Bu adamların yaptığının yarısı kadar bile askerlik yapmamış biri olarak,askerde günlerce uykusuz kaldığım için hergün küfür eden biri olarak,buzun üstünde savcı gibi kayıp düşünce birde günde 8 saat nöbete ana avrat küfr sallayan Tatvan'ın gökyüzünden akan kara hergün beddualar yağdıran biri olarak,bütün kötü sözlerimi geri alıyorum.Ben günlerce tugayın bahçesinde boyum kadar kar temizleyeme razıyım.Yeterki o köpekler çıkartamasınlar aylarca burunlarını.
Gidin izleyin.
izledim,alışveriş merkezindeki ısıtıcı ufolar anlamsız geldi,vitrindeki giysiler bi garip kaçtı gözüme.
Dağdaki o mehtmetlerin nefeslerine nefes,yüreklerine dua katın.
Nereden nasıl başlasam?
ilk önce şunu söylemek isterim ki bu film ilk şehidini 1984 yılında Eruh'ta vermiştir. Yol ortasında öldürülen subayımızın cesedini kaldırmak için askeri araç gelmiştir. O zamana dek insanlar yanından geçip gitmişlerdir. 1984 yılında ilk şehidini verdi diyorum, bir çok yazar belki o tarihte dünyaya bile gelmemişti. O tarihten bu yana 30.000 şehit veriyoruz. Ve bu ülkede 25 sene sonra konuyla ilgili film yapılıyor diye militarist, şovenist, faşist diye suçlanıyor. Bu şekilde düşünenlere cevabım net olacak: Yazıklar olsun size!
yaklaşık 2 saattir yazılanları okuyorum. Bazı yazarların görüşleri bana yakın, bazıları ise tamamen yabancı. inanılmaz hatta. Yine de merak ediyorum:
- Burada bunlara cevap verebilecek o coğrafyayı, o olayları yaşamış, neler olduğunu bilen bir yazar yok mudur diye? Ama o askerler giremez ki buraya. Bu topraklar için canlarını verenlerin evinde çoğu zaman ne latop olmuştur, ne bilgisayar ne de internet. O yüzden bazılarına ağzının payını verecek insanlar bulmak zor sözlükte. Benim postam antalyalı keramettin bana ne demişti: " ilk defa çatısı olan bir yerde askerde kaldım komutanım..."
Bu insanlar cevap da veremez zaten. Sanırlar ki herkes onlar gibi. Kendilerine birilerinin hak vermesini bekler kendilerini düzgün savunamazlar.
Film güzeldi. Daha başlar başlamaz gözümden yaşlar iç çekmeden akmaya başladı. 15 -20 dakika sonra durdu ancak. Filmin eksiklerini görenlere ya da eleştirenlere birebir cevap vererek filmi anlatayım kendimce...
hosaf : Kamuflaj beyaz da olur. Ama askerlik çok büyük bir şovdur. Bana bunu kıdemli yüzbaşım söyledi ben değil. Öyle televizyon ekranlarında gördüğümüz gibi olmuyor işler. 16 ay Hakkari de kaldım. Karlı günlerde de, tipili günlerde de oradaydım. Hiç beyaz kamuflajımız olmadı. Sadece bizim değil kimsenin. Kaldı ki ben 1997-98 yılında oradaydım. Film 1993'ü anlatıyor. 1993 askeri açıdan PKK'ya yaklaşımımızın değiştiği yıldır. O eleştirdiğimiz Tansu Çiller'in hayırlı bir işi olarak tüm karakollar güçlendirilmiştir. Derme çatma binalardan bölük binalarına geçilmiştir. Buna değineyim birazdan. KAmuflaj olmaması gayet normal. Unutmayın ki şehitlerimizin sayısının binli sayılarda dolaştığı zamanlarda pek kıymetli Kenan Evren PKK için "bir kaç çapulcu" diyerek ciddiye almıyordu. Ne kamuflajı...
Apolet olayında haklı olabilirsin. Ama her görevime apoletimle çıktım. Zaten elinde telsiz olan biri olarak komutan olduğumuz belli oluyordu. Bizim mantığımız buydu. 30 cm'lik telsizden anlamayacaklar da 10 cm'lik apoletle mi anlayacaklar diyorduk... Bence haklıydık.
Hangi komutan göt altına atar demiş hosaf arkadaşımız. Atar kardeşim atar. 98 yılının anneler gününün bir gün öncesi. 6 askerimiz o cumartesi gecesi şehit oldu. Bir hiç uğruna. Bir salaklık uğruna. TAbur komutanımız kıdemli yüzbaşı T. tümen komutanına hava atsın diye yazlık üs bölgesini değiştirmek istedi. Tümen komutanı onun bu çıkışına karşılık önerdiği yeri beğenmedi de daha önce koca kayseri komando'nun tutamadığı ve adının bile "Kavga yeri" olarak kaldığı bir yerin üst bölgesi olarak seçilmesini istediği Aynı gün skorsky ile yaptıkları keşif uçuşunda bile taciz yediler, helikopter kuyruğundan vuruldu da karar değişmedi. Yaklaşık bin kişinin mevzilendiği yere 120 kişi gittiler. Korucular da bu sayıya dahildir. 2. günü baskın yediler. 6 şehit... Bu altı kişi öteki tarafta o tümen ve tabur komutanını dört gözle bekliyorlar eminim. Basan değil bastıran suçlu çünkü. Yem gibi kullandılar o insanları.
işte sana askerini gör altına atan bir komutan örneği. Gece gönderildiği görevde protesto etmek için bir adam boyu ateş yaktıran ve hem kendini hem de 28 asker 2 asteğmeni hedef olarak sunan bir üsteğmenimiz de vardı bizim. Bu da bir başka örnek. Sadece benim yaşadıklarım. Bildiklerim için ayrı entry açmak gerekir.
intihar bombacısı olayında hosaf ile hemfikirim. Ne görev öncesi, ne görev sırasında ne de görevim sonra asla bir pkk'lı intihar bombacısı olayı ile karşılaşmadım. Ama Hakan evrensel'in adı o zaman bile efsaneydi ve onun farklı tecrübeleri olmuş olabilir.
Filmin sonuna da eleştiri var. Gayet normal ve olması gerektiği gibi daha doğrusu olduğu gibi bitmiş. Rambo havasına dönmemiş film. Yüzbaşı kafasına türk bayrağından bandana takıp öldürmemiş tüm teröristleri. Olmuyor böyle çünkü...
Kaplus : Böyle durumlarda yardım gelseydi demiş sözlükdaşım ki asla ama asla gelmez. Çünkü bu durumlarda asıl pusu yardıma atılır. Hiç bir şey yapamadan ölürlerdi. Türk ordusu bunu acı tecrübelerle öğrendi. 1998 yılında Harward'lı asteğmen bağıra bağıra yardım istedi de gitmedi yardım. Şehit edildikten sonra çevrim çıktı PKK'lılar. "Gelin ölüsünü alın" diye. Böyle acıdır işte...
TTTddd : Film sırasında bence dikkat çekilmesi gereken en önemli noktayı bir çok sözlükdaşım atlamış: Karakol. Neyse ki atlamayanlar da var. Karakolun ne kadar dandik olduğunu gördünüz değil mi? Aynen öyle... dışarıdan atılan mermilerle duvarların içinde olsanız bile ölebileceğiniz karakollar vardı. Bunların etrafında ne bir mevzi vardı ne de bir siper... Bildiğin gecekondu. Bu gibi yapılar teröristlerle değil kaçakçılarla mücadele etmek için kurulmuştu çünkü. Vazgeçilene kadar çok askerimizi kaybettik. o zamanlar üzümlü karakolu ile birleştirilmiş bir bölük daha vardı. Hizmet binaları Üzümlü ile aynı yere taşınmıştı. Asıl yeri başka bir yerdeydi. Bir gün asıl yerini de gördük. Nasıl bir askeri zihniyet gencecik insanlarımızı çanak biçiminde dağların sardığı bir yerin göbeğine öldürmeye göndermiştir ki? PKK bu karakolu acemi militanlarına eğitim yaptırtmak amacı ile kullanmış nakledilene kadar. O kadar acı ki... Ama evet, gencecik insanlarımız zamanında bu şekilde alınmış akılsızca kararlar neticesinde dağlarda canlarını verdiler. filmdeki karakolun da bundan farkı yok. Bayrak direği ve atatürk büstü bulunur da bir uçaksavarı bulunmaz. PKK'da uçak mı var demeyin. Bizim kullandığımız uçaksavarlar eğer hala değişmediyse ABD ordusunun birinci ve ikinci dünya savaşlarında kullandığı a4'ler. Bunlar taretlerle değil de bölüklere tek tek verilirdi ve oldukça caydırıcı ateş gücüne sahipti. Uçağa karşı kullanılması komik olurdu. Ama bir kayayı düzgün bir atışla unufak edebilir, bir insanı tek bir mermisi ile ikiye bölebilirdi. Yeri gelmişken askerliğini Hakkari Çukurca'da yapanlar için Üzümlü'nün anlamı büyüktür. Üzümlü defalarca basılmış, onlarca şehit verdiğimiz karakollarımızdandır. Çukurcadan binası görülecek kadar yakın ama dağların aman vermemesi yüzünden gidişi 1,5 - 2 saati bulurdu.
grb050904 : izli mermiler nasıl bitmez demiş sözlükdaşım. izli mermi neden bitsin ki. izli mermi çok özel bir mermi değil. Normal mermilerle aynı. Sadece arkasından ateş çıkarıyor. Bu merminin amacı ben buradayım demek değil atışımı izleyindir. izli mermi'nin dövdüğü hedefe çevrilir bütün silahlar ve yok eder orayı. Normalde her dört normal mermiden sonra bir tane izli konur, Mayonlara ya da şarjöre. ama mevcut mühimmatla tamamen hazırlayanın tasarrufundadır. Tümüyle izli mermi de doldurulur. Böyle yani
Cahillik mutluluktur : Bu arkadaşımızda nasıl olur da tüm askerlerimizin öldürülmediğini eleştirilmiş. Soğukkanlı ve biraz da cesur olan asker öldürülemez zaten. Baskın yedikten kısa bir süre sonra mevzini değiştirebilirsin. Çünkü olası yer biliniyordur ve tepene her an bir havan veya rpg yiyebilirsin. Onların, seni mevzi içinde olduğunu düşünürken senin başka bir yerde olman hem onları gafil avlar hem de hayatını kurtarır.
Askerlerin askerlikle alakası olmadığını söylemiş aynı arkadaşım. Bundan daha normal ne olabilir ki? elinde G3 ile adam öldürmesini beklediğin adam 6 ay önce sıvacı ersin, aşçı ercan, taksi şoförü ismail, tenekeci keramettin çünkü ya da benim gibi bilgisayar başında prince of persia oynayan birileri. Askercilik oynamakla aynı şey değil. insan üç ayda yarım yamalak eğitimle asker olmuyor. Benim timimin roketatarcısı ilk roketini usta birliğinde benim yanımda attı. Bu adam oraya roketatarcı olarak gönderildi düşünün. Onlara verilen bu ciddiyetsiz eğitimden sonra 18-20 yaşlarındaki adamların ne gibi bir durum içinde olduklarını kavramaları gerçekten zor. Attığı el bombası patlamayınca yanına gitmeye çalışan Ali de geldi aklıma.
Yüzbaşı da normal ... Sanırım bir çok insan bu filmde yüzbaşının o sert görüntüsünün ardından filmin finalinde eline silahı alıp teröristleri teker teker tepelemesini arzuladı. gerçekler böyle değil ne yazık ki. Komutanlar da insan ve onlarda donup kalabiliyorlar. hem filmin bu şekilde olması daha gerçekçi olmuş. Filmin finalinde bir rambo ya da malkoçoğlu çıkmamış ve filmi daha etkileyici yapmış.
Ulascan sanırım bu filmde şovenistlik algılayan ender isimlerden biri bu yazar arkadaşımız. Nerede vardı şovenizm be sözlükdaşım ? Bir söyle de biz de öğrenelim. Hangi ırk övüldü, hangi ırk yerildi. Irkçılık mı vardı? Kürt asker de vardı, doktor terörist te. Terörist doktor'un konuşması düzgün gelmedi mi sana... "Neden köyleri yaktın" dediğinde "yakmadım" mı dedi? Bu filmde haklı haksızdan ziyade savaşın anlamsızlığı üzerine bir dikkat çekildi bence.
Bohemian : Sevgili sözlükdaşım genelde çatışmalardan sonra etrafta tek bir ölü pkk'lı bulamazsın. Ellerini bulursan, ayaklarını bulursun, kafataslarının parçalarını bulursun, kanlarını görürsün ama ölülerini bulamazsın. Çünkü bırakmazlar. Bırakanlar ceza alır. Çünkü ele geçirilen ceset görüntüleri türk televizyonlarında propaganda olarak gösterilir. Buna izin vermezler, vermek istemezler. Aslına bakacak olursan filmin finalinde karakolun etrafında o kadar çok ölü terörist olması mantıksız. Çünkü bu ölüleri toplayacak bir yedek kuvveti mutlaka bırakırlar. Göremezsin, öldürdüğünü bilirsin. Ama ölüsünü göremezsin. en azından tek parça olarak.
Gaz veren komutanın pısmasını mantıksız bulma olayına gelince. Sanırım onlarca yıldır empoze edildiği şekilde komutanlarımızı birer üstün insan olarak hayal ediyoruz. Değiller! normal insanlar. Bir kısmı babasının zoruyla askeri okula girmiş, bir kısmı daha iyi bir iş imkanı bulamadığı için, bir kısmı da ekonomik imkansızlıklardan ötürü askeri okulları cazip bulduklarından. elbette aldıkları eğitim sonrası mükemmel komutanlarımız da var ya da bir komutanın çatışma anında pısıp kalması onun kötü bir komutan olduğunun delili değildir. Çoğumuz ölü insan görmedik. Kaldı ki yanımızda konuştuğumuz adamın kafasının patladığını, bir anda yere yıkıldığını görmedik hiç bir zaman. Görseydiniz haliniz nice olurdu ? Kimbilir değil mi? Kimi zaman hiç beklemediğiniz insanlardan hiç beklemediğiniz tepkiler görebiliyorsunuz. Bu adam asker olmak için yaratılmış dediğiniz yakışıklı bir üsteğmen çatışma sırasında cenin pozisyonunda "hepimizi öldürecekler" diye avaz avaz ağlayabilirken "ben askeri tek tokat atsam akşamına bir şişe rakı içerim" diyen bir başka üsteğmen çatışma sırasında mevzi mevziye atlayıp MG3'lere "helal olsun çocuklar, aslanlarım benim" diye gaz verebiliyor. Bu bir an aslında... o ana cesur başlarsanız cesaretiniz giderek artıyor, korkarak başlarsanız da çöküp ağlayabiliyorsunuz. Tamamen insani bir durum.
beyaz kamuflaj konusunda yazdım. Kadın PKK'lının kaşları alınmış. Ne var bunda? Biz karşımızda savaşan insanları mağara devrinde mi yaşıyor sanıyoruz acaba. Alakası yok. Kadın her yerde kadındır ama bu insanın ne işle iştigal ettiğini kim bilebilir ki. işte geçenlerde teslim oldular. Çıkarın üstündeki elbiseleri, normal vatandaş haline sokun kafanızda. hangisi için adam öldürebilir derdiniz. Katillerin tiplerinin bozuk olması, çirkin olması sadece filmlerde oluyor.
Filmin başından sonuna canlı terörist görmedik demişsin. sanırım konuşan, repliği olan yok demek istedin. Yoksa filmin son sahnesinde öldürülmeyenden tut ta, kaşlarını beğenmediğin kadın teröriste kadar canlı olarak göründükleri sahneler vardı.
Filmde teröristler görünmemiş fazlaca. iyi de olmuş. Ülkemizde dandik tv dizilerindeki kötü adamların bile vatandaş tarafından dayak yediği düşünülecek olursa şu günlerde terörist rolündeki aktörün başına kim bilir neler gelirdi? Sanırım biz biraz da saçı sakalı birbirine karışmış, tipi kaymış, yüzü gözü bere içinde iğrenç tipli teröristler görmeyi hayal ettik biraz da. Ama tıpkı terörist doktorun olması gibi diğerleri de normal tipli insanlar. Doktorun konuşmasını duydunuz. Her ne kadar asla benimsemek de davasına inanmış bir insanın konuşması değil miydi? Bizim komutanımıza da çevrim çıkan böyleydi, hatta daha kibardı. "Ölmedin mi" dedikten sonra. "Geçmiş olsun. başınız sağ olsun." dedi. Bizim komutan ana avrat dümdüz giderken o "Kızma bana 528, savaş bu. Kim kimi yakalarsa. Bugün ben seni yakaladım yarın da sen beni yakalarsın." şeklinde gayet sakin bir konuşma yapıp çıkmıştı. Tek kabalığı kodunu bildiği komutanımızı ıslıkla çağırması oldu. "Piiiiiuu piu.. 528" demesi gibi.
Filmde kimseyi kahraman yapmamışlar. Bir destan yaratmaya niyeti olmayan film. Herkesin çok şey beklediği adam hiç bir şey yapamadan ölüyor neredeyse.
Beni rahatsız eden sahneler ise çatışma sırasında yaralanan bir asker ile o kadar çok kişinin o kadar uzun süre ilgilenmesi oldu. imkansız diyebilirim. Bir de son sahnede öldürülmeyen PKK'lı... Belki de öldürmek ve ölmek her şeyin çaresi değil mesajı vermek istediler ama çevrenizdeki 12 kadar kişiyi öldürmüş birini yakalasanız acımazsınız emin olun. O anda ne insanlık kalır ne de insan hakları gelir aklınıza.
dün akşam izledim filmi.. taksim'de.. Nefes ya hani filmin adı.. Neden öyle biliyorum.. çünkü nefes almadım sanırım çok uzun bir süre.. ya da alamadım.. Her sahnede bir kurşun bekledim, her sahnede kahpe bir mermi.. En neşeli anlarında bile.. Tuttum nefesimi hep.
Filmden çıktım, yanımda en yakın arkadaşlarımdan biri. Atlas pasajından, tünele gidene kadar tek kelime etmedik nerdeyse ve ben gençliğimden beri yürüdüğüm istiklal caddesinde hiçbir zaman bu kadar garip hissetmedim kendimi. Sanki izole olmuştum bütün insanlardan, kalabalıktan. Kafam yerde yürüdüm bütün caddeyi abartmıyorum.
Neden, niye diye sorar sora. Neyin muhasebesini yaptım ben bile bilmiyorum ama şuna eminim sırtımda biri vardı sanki ve boşuna yaşadığımı hissettim o an. Ne yapıyordum lan ben orda? Benim kardeşlerim dağlarda o şartlarda nöbet tutarken, orospu çocuklarıyla savaşırken ben ne sik yiyordum mınakoduum şehrinde? Ben ki moralimi asla bozmam, hep neşeliyimdir, kafama hiçbir şeyi takmam ama resmen ağlamaklı oldum ki zaten filmde gözümden hep yaşlar süzüldü, tüylerim diken diken oldu.
Dün o filmden sonra provam vardı tünelde ve yemin ediyorum tek bir tat alamadan, ne yaptığımı bilmeden öyle alelade geçti gitti bir saat. music is god hayat prensibi olan bir adam olarak ben, yaptığım işten keyif alamadım. Biz filme girmeden Birkaç saat öncesinde kız arkadaşım gitmiş aynı filme, aramıştı beni ve "sakın askere gitme, tecil ettiriyorsun tekrar" demişti.
bense izledikten sonra akciğer hastası olduğum halde, akciğerimden parça alındığı halde, normalde belki de askerlikten muaf olma durumum olmasına rağmen ciddi ciddi tecili mecili bozdurup, gönüllü olarak komanda olmayı düşündüm.. Ve düşünüyorum da..
Gözümü kırpmam yemin ediyorum, ne ölüm ve zulüm. Beynimde, kalbimde ve ruhumda düşünceleri, kolumda dövmesi kazılı atatürk ve onun cumhuriyeti için bir kez değil, binlerce kez ölmeyi görev bilirim. Ne mutlu türküm diyene!!
filmde kürt kökenli askerlerin anneleri ile kürtçe konuşmaları ve kürt kökenli askerin bayrağı çekerkenki söylediği türkü , kürt kökenli vatandaşlar ile pkk arasında çizgi çekmesi açısından iyi olmuş.
Yüzbaşının erlere "uyumakla" ilgili attığı nutuk sahnesine dikkat edin. En sonunda sözde subayına seslenir. Kamera geçiş yapar. Subayına bağırmaktadır ama gözgözesinizdir: " Sen uyursan herkes ölür!"
sanırım yönetmen uyuyan bizlere bir mesaj göndermek istedi.
Gerçekten de uyumuyor muyuz?
Karşı olduğumuz şeyleri savunan insanlar kadar eylem gücümüz var mı?
Uyuyoruz işte ve biz uyursak herkes ölür...
öncelikle filmi vasat, sıradan, donuk, ağır vs vs. tarzında eleştiren arkadaşlara şunu sormak geliyor içimden.
kaçınız o şartlar altında askerlik görevini yerinize getirdiniz? ya da kaçınız askerlik yaptınız?
bırakın milliyetçilik duygularını vatansever homurdanışlarını...
kaçınız donmuş konserverden aynı şekil de donmuş parmaklarınızla 100 gram yemek yemeye muhtaç bırakıldınız?
veya hanginiz kahpece sıkılan bir kurşunun kulaklarınızı delen o iç gıcıklayan sesiyle tanıştınız?
hanginiz ananızın, babanızın kardeşinizin veya sevgilinizin sesini 10 saniye duyabilmek ve onlardan haber almak için haftalarca bunun gerçekleşmesini beklediniz?
kaçınız eksi bilmem kaç derece de gözünüzün görmediği, duyularınızın çalışmadığı, kalp ritminin tamamıyla abuklaştığı, korku, merak, özlem, acı duygularıyla birlikte görüş açısının sıfıra indiği tamamen terkedilmiş ürkütücü ve dondurucu mevzilerde nöbet tuttunuz ey ahali?
ülkenin batı kesimlerinde yapılan şey askerlik değil tamamen kamu görevi! askerlik doğu anadoludan başlayıp, güney dogu anadolu da son buluyor. askerlikse bunun ismi işte budur askerlik!
her şeyini unutursun!
Tanrını hatırlayamayacak duruma gelirsin.
anne ve babanın silüetini hatırlamakta zorluk çekersin.
sevgilin mi? hah o asla aramaz seni. sen de unutursun çok zor olsada...
insanlıktan çıkarsın bir yerde.
keyfin hep kaçık olur fakat o çevreni süsleyen seninle birlikte aynı yer de ve aynı şartlar altında askerlik yapan 25 30 arkadaşın yok mu, işte onlar seni tutar ayakta.
ailen onlardır artık. dostun da, kardeşin de, anan da, baban da.. her şeyin oluverirler kısacık zaman da.
askerlik öyle bilindiği üzere dağ tepe koşturup marşlar söylemekle olmaz arkadaş! askerlik gerçekten gerektiği ölçüde yaşandıgı zaman askerlik olur.
hayata karşı bir pozisyon sahibi bile olmadığın bir vakit, bakarsın tutuşturulmuştur eline bir demir yığını. en büyük asker bizim asker nidaları arasında uğurlanırsın bir de güzel biçim de. durdurur sizinkiler otobüsü istiklal marşımızı hep bir ağızdan söylemeye başlayarak... istedikleri ise seni biraz daha fazla görebilmek... bilir çoğu askerlik gerektiği gibi yapıldığı vakit askerliktir... en acı kayıplar da bile tek bir cümle çıkar hepsinin ağzından! vatan sağolsun!..
anan ağlar günlerce duyamadığı için sesini.
baban daima dimdik durur kahvehane de arkadaşlarının yanında. çünkü o artık bir asker babasıdır!!!
askerlik böyle bir şey arkadaş...
senin asla alt edemeyeceğin türden bir güçtür bu!
senin gibi kahpe soylarının asla yıkamayacağı türden bir güç...
kahpeler bilir daima kendini. çünkü dikkatli bakıldığı vakit yazar alınların da ben böyle doğdum böyle ölürüm. çünkü ben doğuştan bölücüyüm...
filme dönecek olursak, helalinden 10 üzerinden 8.
gerçeğe yakın replikleriyle, askerlerin duygularının aktarılışı, mutsuz yüzler fakat her şafakta biraz daha aydınlanan gözler, korku, öc alma duygusu her şey mevcut filmde. komutanın çaresizliğin önünde bile diz çökmemesi, askerlerine bir adım dahi geri adım atma izni vermemesi ve silah arkadaşının öcünü almak için son nefesi her ne pahasına olsa da almak isteyişi her şeyiyle gerçekçi kılıyor filmi. ona keza komutan o karakolun kahpe bir saldırı sonrası büyük bir zayiat verecegini çoğu sefer altını çizerek hatırlatıyor.
kesinlikle izlenmesi gereken bir film. ne paranız ne de vaktiniz boşa gitmeyecektir...
güneydoğunun gerçekleri kürt gözünden gösterime girince "demokrasi, kardeşlik, barış, hede hödö" diye ortam yapan densizlerin gaz maz vesair olarak adlandırdıkları film.
askerliğini yapanlar, fragmanlarda dolanan nöbette uyuma mevzusunun ne kadar önemli olduğunu bilecektir.
hah, askerliğini güneydoğuda yapanlar; filmde abartının olmadığını da bilecektir.
askerliğe karşı olanlar; zaten bu filme gitmesin. kucağına oturdukları sam amcalarından rambodan masallar falan seyretsinler.
not: dört gözle beklediğimiz güneydoğunun gerçeklerini gözler önüne serecek olan film.
doktor: senden yoldaşımın hesabını sorucam kaya. mete yüzbaşı: gel sor hadi. doktor: o kadının intikamını alıcam senden. mete yüzbaşı: ben de intikam alıcam. doktor: o kadının heykelini dikicem oraya! mete yüzbaşı: yiğitsen adam gibi gel. doktor: gelicem komutan, çok az kaldı. mete yüzbaşı: seni görmeden gitmem. korkak herif! doktor: 10 senedir savaşıyoruz biz, korkak adam devam eder mi? mete yüzbaşı: 10 senedir domuzlar gibi dağda yaşıyorsunuz lan. doktor: binlerce genci öldürdünüz! katilsin! mete yüzbaşı: kendi halkımın kanını emen sülüklerle savaştık biz. doktor: senelerce öldürdünüz de n'oldu? bitirebildiniz mi? mete yüzbaşı: sen kendi insanını katleden bir hainsin doktor. doktor: yıllardır ezdiğin halkın adını ağzına alma. mete yüzbaşı: ne zaman ezildin doktor?! ne istedin de vermedi bu ülke sana? doktor: özgürlüğümü vermediniz komutan. halkımı kendi toprağında sürgün bıraktınız. mete yüzbaşı: katliam yaparak özgür olunmaz. doktor: dilimi yasakladınız komutan, dilimi. mete yüzbaşı: bu ülkenin üniversitesinde okudun. doktor: sabret. bütün sıkıntılarından kurtarıcam seni. mete yüzbaşı: katilsin sen. doktor: katil olan sensin komutan. mete yüzbaşı: ya sizin öldürdükleriniz ?! öğretmenler, çocuklar, mühendisler, işçiler? doktor: bu topraklar sert komutan. bu savaşın kuralları var. mete yüzbaşı: sizin kuralınız çoluğu çocuğu kurşuna dizmek mi? doktor: söylesene kaç tane köy yaktın? mete yüzbaşı: bastığın köylerdeki masum insanların kanı var lan elinde! doktor: siz bizi hiç anlamadınız komutan. yoksulluğu halkıma kader yaptınız. mete yüzbaşı: yoksul olan herkes senin gibi terörist mi oluyor? doktor: bu topraklar bizim. mete yüzbaşı: doktor, bu ülke hepimizin. doktor: bu dağlar benim komutan. git burdan! mete yüzbaşı: burayı sana mezar yapıcam doktor. doktor: git burdan! mete yüzbaşı: seni görmeden gitmem. doktor: karına git komutan! mete yüzbaşı: ben burdayım doktor. doktor: git burdan! mete yüzbaşı: seni öldürücem. doktor: burası senin mezarın olacak. mete yüzbaşı: o zaman vatan sağolsun.
kesinlikle izlenmesi gereken, terörün gerçek yüzünü yansıtan bir film. şimdi ben bazı insansılara göre faşist oluyorum bu filmi beğendim diye öyle mi? "sen mi belirliyorsun sıfatımı sıfatsız?" desem ağır mı kaçar bilemeyeceğim amma velakin vatanı sevmek, korumak faşistlikse faşistim canem. öpt kib bye.
nefes alamıyorum sandım bir an filmi izlerken. gerçekten de nefesimi tutmuşum. içimi acıttı, öfkelendirdi bu film. yüzbaşı eniştemin anlattıklarının aynısıydı nerdeyse filmde yaşananlar. tabiki onun yaşadıkları bu filmde yaşananlardan kat kat fazlaymış. film tamamen beni içine çekti. her karakter özenerek işlenmiş. tüm gece uyutmadı bu film beni. benim için uyuyamayanlar vardı ben nasıl uyurdum?