iç huzurumuz yok. Kendi kendimizi gıdıklayarak da gülemiyoruz her zaman. Herkesin dünyasında bir şeyler dönüyor ve bazı şeyleri kendi gücümüzle aşamıyoruz.
doğdum büyüdüm çocuktum her şey o kadar güzel ve netti ki sonra bi şey oldu aniden oldu... ne olduğunu anlayamadım sonra bi kadın belirdi çok güzeldi... sevgi dolu tutkulu ve aşk bakışlı... rüya gibi.. çok uzun sürdü ama saniyeler kadar kısa geldi... öyle bir kadın ki doymadı kalbim tadına... sonra büyü geçti net olan her şey bulanıklaştı... bütün duygularım alt üstü oldu anlayışım iyi niyetimin miadı doldu... en önemlisi mutluluk gitti...nötr bi adam oldum nokta his kalmadı... stabile bağladı mutsuzluk artık alışkanlık yaptı... mutlu olmayı unuttum... nedenine gelince bi şey oldu her şey değişti mutluluk gitti mutsuzluk kaldı. güven kalmadı.. ruhsuz sevişmeler dümdüz geçen zaman sabit benim oldu. ***
Mutlulugu bir amac olarak gormekten kaynakli. Aslinda mutluluk ya da mutsuzluk sadece bir duygudur. Ä°nsan hep ayni duyguyu tasiyamaz zira buna vucut kimyasi izin vermez. O nedenle oluruna birakip sadece yasamak icin gerekli donanimlarinizi edinip hayati oluruna birakirsaniz gerisi kendiliginden gelecektir.
hayallere ulaşamamanın verdiği mutsuzluk, zaman geçtikçe hayallerden uzaklaşmanın farkındalığı, olmak istediğin kişi olamama, yapmak istediğin şeyleri yapamamanın verdiği mutsuzluk. para kazanmak zorunda olduğumuzun verdiği mutsuzluk, çok boş yaşamanın verdiği mutsuzluk. çevrendeki insanların verdiği mutsuzluk. parasızlığın verdiği mutsuzluk.
en başından şu saatte burada olmamız, uykusuzluğun verdiği bir mutsuzluğun da varolduğunu kanıtlıyor. saat 7'de metroda yenikapı yönünde olacağım mesela, hala uyumam bekleniyor. çok düşünmek hem mutsuzluk, hem de mutsuzluk getirir. mutsuz insan uyuyamaz.
kanayan yarama bastınız sözlük, daha uzar gider bu yazı da gerek yok, "uludağ sözlüğü verdiği mutsuzluk" olmasın bir de.
gözümüz açıldı da ondan. çok sığ ve dar kafalı bir yaklaşım olsa da bunun böyle olduğunu düşünüyorum. nasılına gelirsek de çok fazla nedeni var ama açık değilde metaforik konuşmak isterim. şöyle ki; yerküre yani dünya küçüldü ve bi cep telefonun içine sığar hale geldi. bizde kendi küçük dünyamızdan vazgeçerek gerçekte büyük ama pazarlanınca küçülen dünyaya sulanır olduk elde edemeyeceğimizi bile bile. kendi küçük dünyasında kendi ekmeğini pişirip yemenin derdinde olan mutlu insan ekmeğin hazır bi şekilde ayağına gelmesini tercih etti, rahata alıştırıldı, parası olmasa bile bir gün gelip de reklamlarlarda ve dizilerde gördüğü herşeyi alabileceğini sandı, aslında kandırıldı. bu kandırmacaya karşı uyanık olanlarda zorla asimile edildi. kendi olmasa da annesi, çocuğu ya da arkadaşı. özendirildi, aşağılandı neden mi çünkü dünyası küçüktü. ona dar gelmeyen ama zorla çıkartılıp bi akıllı cep telefonunun içine tıkıştırılmaya çalışılan insanın manasını yitirmesine sadece arzulamasına ve tüketmesine izin verdiler. insanda tatminsizliğinin bedelini mutsuzluk olarak ödedi.
cok kolay mutsuz olabiliyoruz, mutlulugu ise lüks olarak görüyoruz; mutsuzluğun sonu yok , zarardan başkada bi etkisi yok. mutluluk burada ve yanımızda , yeter ki görmek isteyin o sizi hemen bulacak..
Cunku abi her seyi cok hizli tuketiyoruz. Filmler izliyor, konserlere gidiyor, arkadaslarimizla sohbet ediyoruz. Mutlu olmak icin bir suru sey yapiyoruz. Peki bu etki ne kadar suruyor? Hayir biraz daha mutluluk,daha eglenceli bi'seyler. Yetmedi biraz daha. Daha fazlaaa.. Bu kafayla mutlulugu metalastirdik, formuzile ettik. (Genis arkadas cevresi* beraber bi tiyatro oyunu) / vakit - para = mutluluk. Halbuki mutluluk an dir. Bir an. Onu hissettigin an beslenirsin ondan tek bir an sana haftalarca aylarca yetecektir belki...diye cevap verilecek basliktir.