umarim zirvede söyliyemeyecegi bir nedenden dolayi herkesi ekmez. yok eger öyle bir durum olursa mesaj atmasi yeterli olacaktir. kisa bir sms örnegin; glmyrm. evet bu kadari yeterli olur.
Neden ben? Neden ben? Kime olacaktı ki? Başkasına olsa o da neden ben diyecektir.Yani neden ben bitmeyecektir.Kendini düşünmenin ve bencilliğin daniskası aslında.
deli dolu caglarini yasayan liseli genclerin kendilerine ve yakin cevrelerine en cok sordugu soru. neden ben ? cünkü sen secilmis kisisin. ayrica; muhabeti hos olan yazar rafigim. kendisine zirve de cok is dusmektedir cok.
her günün bitiminde şikayet edildi zamanın çabukluğundan. kolay değildi, bir gün daha bitiyordu ve hayat çalıyordu zamanımızı, ömrümüzü, sevdiklerimizi...
biz hırslıydık, direniyorduk hayata, gücümüz elverdiğince.
kimi zaman tek kaldık direnişimizde veya tek bırakıldık hayat tarafından.
uğurlamak daha bir acıydı gidenleri, çünkü hayat yolculuk biletini tek yönlü kesiyordu.
o yüzden biliyorduk gidenin gelmeyeceğini.
haykırmak istedik çoğu zaman, gidene gitme diye.
ama olmuyordu işte, hayat dev gibi bir çınarı bile sürükleyebiliyordu bir saatte...
bize de sadece bakmak kalıyordu arkasından ve gücümüzü toplayıp son kez bir el sallamak...
hayat buydu işte!
doğarken ağlıyorduk, yaşarken gülüyorduk şansımız varsa eğer, bazen gözyaşı çıkıyordu şansımıza...
bu döngü böyle devam ediyordu, hiçkimseden bir farkımız yoktu ve yitip giden sadece bir hayat oluyordu!
eğer bırakabilmişsek geride birkaç seven, ölünce de ağlatıyorduk...
yani doğarken de ölürken de ağlıyor ve ağlatıyorduk...
bize kar kalan yaşamımız boyunca kimleri gülümsetip, kaç defa güldüğümüzdü aslında...
hayat aynıydı işte, herkes yaşıyordu acıları, tek değildik yani:
hayatta öyle şeyler geldi ki başıma, bir şey olmuşsa mutlaka bir sebebi vardır, bunu öğrendim. ha bu demek değil ki hiçbir şeye üzülmemek lazım. sonuna kadar üzülmek, dövünmek ve hatta ağlamak lazım ki içindeki o kötü duygular dışarı çıkabilsin.
genç yaşına rağmen olaylara bu kadar sahip, bu kadar duyarlı yazar kişisi. onu görünce bu memleket emin ellerde diye pır pır ediyor yası bitmeyen yüreğim. "neden ben" demiş kendine sevgi pıtırcığım. son zamanlarda ben bu soruyu kendime sorar oldum.cevabını bilsemde soruyor işte beynim... seninle çok güzel çalışmalar yapıcaz biliyorum. seneye antep te kitap dağıtıcaz dedim, senin o çığlığın hala duyar gibiyim. ve inan ben sözümdeyim. klavyelerinden kan kusan o nick altı çetelerini de bekliyorum. ama biliyorm ki gelmeyecekler ve o değerli emeklerini(!) nik altlarında harcayıp kin kusacaklar yine. "siz bu işleri iyi bilirsiniz ne de olsa... hadi siz de haber verin birbirinize eksileyin şimdi bizi" diyerek yolumuza devam edelim di mi ama? entry girmeme kararımı senin için bir günlüğüne bozdum prensesim. sana dayanamadım sadece. ben gitsem de geride senin gibi aklı başında aydınlık dolu yüzlü gençlerimiz var içim rahat genç dostum. seni çok seviyorum. ve şimdi sadece uykum var, izninle.
abilerine küstahlık yapacak kadar terbiyesiz,
pırlanta gibi bir insanı nesilcilikle suçlayacak kadar rahat,
msn den çıkarken bir iyi geceler demeyecek kadar gamsız, * *. *
ayrıca kendisi hakkında büyük bir sırrı da açıklamanın vakti geldi. kendisi boş zamanlarda atilla taş tan ham çökelek dinleyerek oynayan bir insandır. *
tanımam etmem ama, sözlükte son günlerde herkesin canını sıkan yazara "troll" demesi can sıkıcı boyuta geldi.. herkes troll oldu.. kimse karşısındakini anlamaya gayret etmedi, biraz daha uzlaşmacı davranalım lütfen..