sene geçen sene bu vakitler okul bittmek üzere üniversitede ki son aylarımı sevgilimle beraber geçirip gelecekle ilgili hayaller kurmuştum. açıktan 3'le 4'ü bitirip bir smmm bürosu açıp gül gibi geçinip gidecektik pembe panjurlu evimiz bahçesinde kırmızı güllerimiz olacaktı(sarmaşık gülleri filminden alıntıdır) .. evet 2 yıllık muhasebe bölümünü bitirip hayallerime koşar adım gitmek için bir SMMM bürosunda işe başladım. herşey iyi gidiyordu taki aralık ayına kadar aralık ayından bu güne kadar çektiklerimi anlatamam bu başlığı açıyorum çünkü muhasebecilerin çok kazandığını düşünüp benim gibi bu hataya düşen başka yazarlar olabilir. siz siz olun muhasebeci olmayın abi zaten mali müşavir olana kadar geçen zamanda kaybettikleriniz daha sonra kazanacaklarınızla eşdeğerdir. stajerlik döenimdeki ofisboy olarak çalıştırma mantığı zaten beni kıl etmişti anlamalıydım lanet olsun...
zordur. ama her şeye kısa yoldan kavuşmak isteyen yurdum gençliğine daha da zordur. 2 yıllık muhasebe okuyupta muhasebeci oldum zannedene daha da zordur.
en çok ta bu ay ne var diye düşünmesi zor stopaj mı var peşin vergi mi yok sa gelir vergisimi yok yok kurumlar olması lazım yok ya o nisandaydı gibisinden dahi kafa bulandıran meslek...
bilinçsiz yönlendirme yapan ailenin, muhasebe bölümlü liseden mezun olduktan sonra, yetmezmiş gibi yüksek okulunada gidip ordan da mezun olduktan sonra mesleğinin aslında ne kadar ipe sapa gelmez bir iş olduğunu anladığında sorduğu sorudur. bir mali müşavirin yanında, sırf tecrübe olsun diye ayakçılık dedikleri işi yaptırmaları, okunan bölüme lanet ettirir cinsten bir meslek dalıdır. severek yapanlara da bizzat şahit olmuşluğum var. ama gerçek şu ki; tekrar dünyaya gelsem, kesinlikle bölüm olarak muhasebe okumaz ve muhasebe işi yapmazdım. o kadar da çekmişliğim var. burda tecrübe konuşuyor.
muhasebe dersinden hayata uyarlayabildiği tek şey olarak kendine yamuk yapan kişilere
"seni satıcılar hesabına yazdım arkadaşım" demek olan ve milletin de "bu ne be ıyyy muhasebe espirin mi?" demesiyle sonuçlanan ifadedir.
bu zatı bir hanın içinde görür görmez tanırsınız. yaşı 30 olmuş, pejmürde giyimli, hala babasından para istediği belli olan, tanıdık yanında mesleği öğrenmek aşkıyla, neredeyse bedava çalışıp, bir dolu kitabı o yaşta durmadan çalışarak smmm sınavını geçme telaşı duyan bu garibana ihtiyarsızca sorarsınız soruyu "abi muhasebecisin deyil mi?" ama içinden "ne muhasebesi lan eşşeğim, eşşekkk" der gibi bakar yüzünüze acı gülümsemeyle.
ancakkk o dertli,çalışkan, fakiri 4 sene sonra altında passatla; yanında en güzel kızla,villasına giderken göreceksinizdir, buna da emin olun.
yani fazla acımayın ama saygılı olun ona...
ömrümü yiyip bitiren, beni 10 yaş yaşlandıran bir meslek muhasebecilik. hatta geçenlerde, 'çok yoruldum lan çalışmaktan artık.. dayanamıyorum bu strese.' derken buldum kendimi bu meslek yüzünden. henüz daha 1 sene oldu çalışmaya başlayalı. ama kafa basmıyor muhasebeye.. napıcam bilmiyorum. atılmayı bekliyorum amk. en korktuğum şeydir ayrıca işten çıkarılmak. kafede falan mı çalışsam acaba, böyle daha az düşüneceğim, daha az kafa patlatacağım bir işte falan.. önüme bi maaş bordrosu geldi. yok işçinin ssk payını aylık kazançtan; işverenin payını ise ssk matrahından buluyormuşum. yok aile yardımının o net tutarıymış da brüt tutarını bulmalıymışım, yok damga vergisi, yok gelir vergisi kesintisi, yok işsizlik, yok agi(asgari geçim indirimi). aaeaahh! küfür edicem lan artık. bir haftadır sivilce çıktı oramda buramda anasını satayım. paraya ihtiyacım olmasa dakika durmazdım ya.. neyse..