bahçemizin halinden,
baharımı kıyasla.
zambaklar verem olmuş,
kırmızı güller yasta.
eller yüzler simalar
resimler aynı değil
baharlar bile degişmiş
artık her şey bir başka.
bu sonbahardaki ayak izlerim
sanki geçmiş bir şeyler
her yerler talan olmuş
hatıralar bile yanlış
üç beş kırık bardak
tas tabak çanak
birkaç kiraz dalı
ürkütülmüş birkaç kurbağa
yolcular yok olmuş
yollar artık bambaşka
artık akortsuz saz gibi
dalda kuş çiçekteki arı
bir uçkur iki bağlama
yanlızca varı yoğu
iki göz kırpmışım
bir kaç da öpücük
boşunaymış burukluklar
aceleler, tezler
hesap kitap yanlışmış
yıllar boşuna gecmiş
ayrılıklar hüzünler
şimdi pususundan
bakan gözler bir başka
hesap kitap gerekmez
var zararı hesapla.
"[Sevgilim] Seni uçurumun dibinde tutunduğum dal bileyim." Demiş.
"Hiçbir çizgi kesişmiyor yüzünde
Ellerin bile bir kez olsun kavuşmadılar
Sonunda kendini de yalnız bıraktın" demiş.
"Hüzünlü bile değilsin şimdi
Yalan mı, bıktın sınır boylarından
Kendine birkaç sıfat bul artık, yoruldun
Paltosunun kanatları denize yayılan
Bir adamın düşlerini bırak
Evlere akan ırmaklar gördün
Belki bütün küf kokuları bundan, belki bütün boğulmalar
Senin evin uçurumlar üstünde olsun" demiş.
" Lakin
Ne ben sana doğru kayabildim
Ne de sen benimle gelebildin
Hayallerde kaldi seslenişimiz
Biliyoruz ki
Her yıldız bir gün kayar
Ve biliyoruz biz
Beraber kayacağız sonsuza
Bitmeyecek sevişimiz. "
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
Bir yer sızlar yanar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürse beni unutma.