Bazı mecralarda Muhafazakar homoseksüel gibi aptalca ifadeler duyarız. işte nazlıcık da Bunun gibi garip bişeydir (bkz: Modifiyeli doğan SLX)Sevimli bir ülkeyi parçalamak bölmek adına, kavram karmaşalarının yaşanması ilk adım olmakla birlikte, bu operasyonun ilk adımını gerçekleştirmek için yetenekli insanlar seçilir. işte nazlıcık da o insancıklardan biridir. (bkz: CIA ajanı) (bkz: Kabak Götlü Afrika Dömelgeni)
isterse %100 doğruları söylesin ama nedense bana çok itici geliyor bu kadın.her ipte oynayanları hiç sevmem ulan refahtan milletvekili oldun dicem dincisin dinci olsan başın niye açık.diyorsun laikim o zaman refahta ne işin var full çelişki dolu bu kadın.chpyi savunup akpye oy veren şahıslar gibidir.
ortalama olarak katıldığı her programda rezil olan komik insan.
gerçi ortalama olarak her akp yalakasının düştüğü öğrenilmiş çağresizlik sendromudur bu.
ve an itibari ile yine habertürk'te kıvırma moduna girip, içindeki derin akp yalakalığı ile tsk'ya pkk'ya kusmadığı kadar kin kusan, saldıran zihniyettir.
gazeteci olduğu halde kendini ermiş kişi sanan merkez sağ görüşlü biri olarak tanınır. bide oğlu var bunun. tiksinç verir. sağdan soldan da seveni pek azdır.
bugünkü yazısında büyük bir ayıp işlemiş kadındır. lakin bir hikaye hakkında bir şey tarattığımızda bile bütün internet sitelerinde bire bir aynı özetleri bulursunuz, noktasına virgülüne kadar. dolayısıyla delinin biri bir taş atmış, herkeste tutmuş inanmış Mevlana olduğuna. Fakat sözlerdeki kimi çağdaş cümlelerin nasıl olurda Mevlana'ya ait olabileceğini kimse iredelememiş. Hatta Nazlı hanım bile.
sincan hakimi osman kaçmaz'ın cumhurbaşkanına kayıp trilyon davası diye anılan davayı açması sebebiyle yazdığı yazıda osman kaçmaz'a işgüzar demesi hakaret kabul edilip 11 ay 20 gün ceza alan yazar. hakkında yazılan entrylerde daha çok hakaret olduğu düşünülünce birçok yazarımıza dava açarsa kazanacaktır. tabi adalet ve eşitlik varsa.
en can sıkıcı olan ise hakkında atıp tutanların söylediklerine kanıt aramaması. mesela dönek deniyor hangi konuda olduğu belli değil. birkaç işgüzar atıp tutuyor işte. siyasi anlayışı kavramaya yetecek beyin olmayınca normal görmek lazım. fakat cahillerin atıp tutması sebep göstermemesi cahilleri sevmeyince canını sıkıyor insanın.
dar çerçeve gözlükle bakanların kavram kargaşaları içinde neyin ne olduğunu bilemediği bir ülkede yaşıyoruz. nazlı ılıcak birçok insan gibi liberal demokrattır. yani ülkelerin sınırları olmasa devlet her işe burnunu sokmasa, vatandaşı rahat bıraksa mutlu olacak insanlardan... bugün bunu islamcı, dinci dediğiniz akp savunuyorsa ona arka çıkar, anap sahip çıktığında anap'ı savundu. refah sahip çıktığında refah'a sahip çıktı. yani partilerdekilerin dini görüşlerinden öte ne yaptıklarıyla ilgilenen biri. laiklik dediğimiz bu değil mi? bazılarına göre laiklik dindarlara kin gütmek olabilir. evrensel laiklik bu anlamda değil tabi. refah partisinin, akp'nin aldığı oy sadece din nedeniyle veriliyor zanneden bir kesim var.,veya işlerine öyle geliyor. oysa ülkede bir çok vatandaş bu partilere dindarlıklarından dolayı değil kişisel özgürlükleri savunan liberal yapılarından dolayı oy verdi. bu liberal yapıları göremeyen cahillere göre bu millet o partiden bu partiye dönüş yapan dönek bir millet. oysa milletin çoğunluğu nazlı ılıcak gibidir. yani liberal demokrattır. cahillerin anlayacağı şekilde söyleyelim. sağcılığın en solundadır. bu yapısı inancından veya başka sebeplerden gelmiş olabilir. çünkü islam dini liberalliğe en yakın dindir.
idelojik sebebplerle küçük insanların kişilerle uğraşmasından nazlı ılıcak gibilerin olaylara göre taraf seçmesi daha yeğdir. eskilerin dediği gibi küçük insanlar kişileri, orta insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri konuşur.
bu gün darbe karşıtlığının sembol ismi olan nazlı hanım, on iki eylül faşist cunta günlerinde kaleminden kan damlarcasına " dönem insanı " olduğunu birkez daha göstermiştir.
Mesela 12 Eylül darbesi öncesi 17 Aralık 1978 de şöyle yazıyor Nazıl Hanım:
13 ilde sıkıyönetim yürürlüğe girdi. Huzura susamış milletimiz yürekten sesleniyor: Merhaba asker...
12 Eylül den hemen sonra 14 Eylül günkü satırları
Bir otorite boşluğu doğmuştu. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu boşluğu doldurdu...
18 Eylül 1980
12 Eylül bir darbe değildir, diyen Orgeneral Kenan Evren'e tamamıyla katılıyoruz. 12 Eylül ne bir darbedir ne de bir ihtilal.
16 Ekim 1980
12 Eylül'ün gerekçesi haklıdır; 12 Eylül terörden bezen halkın meşru müdafaaya geçtiği gündür.
uzun zaman önce emin çölaşan'ın hürriyet gazetesindeki köşesinde viskici nazlı diye hitap ettiği, hafızama kalemi ya da görüşleriyle değil bu cümleyle kazınmış kadıncağız.