yeni teklisi piyasa çıkmış büyük insan. her güne her ana uygun bir lakırdısı muhakkak vardır.lakin internet sitesine bir türlü üye olunamıyor. daha profesyonel bir site yakışırdı nazanıma şöyle arada bir yaptığı - ve benim sonuncusuna ne yazıkki gidemediğim- konserlerden haber gelse ne hoş olurdu.
hakkında cümleleri art arda sıralayamadığım kadın.
bir hadise var kimse bilmiyor'dan önce hüdaverdi'si ile falan hastayım bu kadına. ondaki mizahi zeka söz yazarlığı açısından kimsede yok. belki bir numara değil ama öyle olsa zaten bu denli sevemezdim.
karşılıklı soğuk bi ayran içme ihtiyacı mesela nazan. ne alkol ne kafein. yine o salak buhrana girdim ben.
oku oku adam ol şair ol diye kendime haykırıyorum kaç gündür kemençe her daim.
bi ay sonra hadi güneye diye inleyeceğim. at martini debreli yeter oğlum.
öyle bir dil ki o, kot da giyerim bot da...siyah kazaklarımı da severim ve hiç umrum olmaz "aşşşşkaaaam" deyişlerim. öyle bir yakınlık bu. omuzda ağlamak gibi, gönül tellerinin titremesi gibi.
çünkü harbi kadın olmak nedir onu gösterir nazan. ben de bir melek değilim bugün canım sevişmek ister haliyle.
manzaralı oda ve gül pansiyon nazan. ne bir otel ne de bir konak.
daha çok anlatasım var da ben senin yalnız ağacım dedikçe, özgürlük çayı içesim gelir benim bile...
susarım.
çeyrek asırdır hissetmediğim nağmeleri duyar gibiyim nazan'dan. gerçeğin kabalığını örter nazan'ın sanatı.
biraz nihilisttir, anarşist duyguları vardır, 50 yi aşkın yaşıyla sokak kızı gibidir ben de. gittikçe gençleşen, her geçen gün güzelleşen bi idoldür sanki.
saçları tel tel öpülmeden sevgilinin bi yıkıntı oluştan bahseder. nazan'da bir hadise vardır hep kimsenin bilmediği. yağmur fırtına ıslanırken hep bi "gidelim buralardan" sert ve sessiz isyanı vardır. en derunda kararsıza, kalbe ziyan amansıza seslenir. yüzüne bakmadığı bir resmini saklar.
konuşmayı sevmez, akşamları sevmez, sorun yaratır akşamlar nazan'da. çok pis geberik lafına kafayı takmıştır. sevgili ile güneye gitmeyi, beyoğlunda gezmeyi, bi yerde çöp şiş yiyip ayran içmeyi anlatır türk filmi tadında. hem sokak kızı, hem özgür çiçektir nazan.
Üniversitede kişilik kuramları dersi ödevimin konusuydu bu hatun. Psikanalitik kuram çerçevesinde mazisini irdelemiştim. Tam bir vakadır kendisi netekim. Daha derin araştırmalı, farklı perspektiflerden, farklı kuramlarla da incelenmelidir...
yan komşumun gençlikteki arkadaşıymış, izmirde kuaförde çalışırmış, komşu teyzemin manikürünü yaparmış0şişman çirkin birisiymiş. şarkılarının hepside çok güzel olan özel hayatının iğrençliğinden tiksinmediğim (üvey babasının tecavüz ettiğinden dolayı olabilir) beni sözleriyle etkileyen söz yazarıdır.
"bende bir resmin var, yüzüme bakmıyor" vurucu cümlesini geceler kara tren adlı şarkıda seslendirerek kendisi yorumlamada zirveye çıkarken bizleri de dibe çökermetmeyi başarmış, aşmış insan..severiz, dinleriz.
söz yazayım derken ortaya her biri şaheser niteliği taşıyan birbirinden enfes,sürekli bıkmadan usanmadan dinlenilesi şarkıları günümüze getiren harika bir insan.
kendilerine olan hayranlığımın gün be gün artmasına engel olamadıgım gibi,herhangi bir şarkısında kendisine eşlik etmek istediğimdir.
yolu açık olsundur.
söz yazarları arasında olsun, söyleyenler arasında olsun, çılgınlar arasında olsun, deli gibi sevenler arasında olsun her zaman ayrı bir yere sahip alışıla gelmişin dışındaki değerli varlık.
Beni hatırla bir şarkı tut gibi şarkılarla da aşkım baksana bana hay hay gibi şarkılarla da insanı ölüme sürükleyen güzel insan.
Sibirya ' dan beter bir yatak
yattım mı batıyor panik atak
ağlıyorum sanıyorsun sadece
ne uyku var ne dur durak
Sen kendine müslüman
bu aşk değil bu tekme tokat
yüz yüze tanışmaya nail olduğum güzel yürekli insan. o eserleri sanki o değilde sen yapmışsın gibi teşekkür ettikçe yanakları kızaran asi sokak kızı. "gerçek" sanatçı olmak, olabilmek bu olsa gerek. hüzünlü bir çift göze mütevazilik bu derece mi yakışır. muhteşem söz yazarı, muhteşem insan.
her gün bir tane sezen aksu şarkısı dinlemezse onun eksikliğini hissettiğini beyan etmiş şarkıcı... gitme kal bu şehirde diye bir şarkısı vardı, pek hoştu...