11.
müstehcen kelimesi arapça lisanında yer alan '' hücnet '' ; kelimesinden türeyerek türkçeye geçmiş olup hücnet kelimesi sözlüklerde; soysuzluk, karışıklık, bayağılık, aşağılık, kötü davranış olarak tarif edilmektedir. bu tarife bağlı olarak aynı sözlüklerde müstehcen kelimesi; ayıp, terbiyesizce, iğrenç, açık saçık, edepsizcesine, edebe aykırı, yakışıksız olarak açıklanmaktadır.
8.
arapça bir kelimedir. utanılası anlamı taşır.
9.
yatağın altındaki, kitapların arasındaki, ücra köşelerdeki cd ve dergilere takılan sıfattır.
anne: müstechen dergiler mi saklıyosun bakiyim sen orda?
oğul: yok anne matematik ödevi.
7.
"utanma duygusunu rahatsız eden" anlamında bir sıfattır. dolayısıyla cinsellikle ilgili olmayan durumlarda da kullanımı söz konusu olabilir.
20.
bir öyküde geçmektedir. müstehcen olduğu için +18 sınırı vardır. cinsel ve şiddet içerikli olabilir.
seni sevmek istiyorum..
hiç sevmekten sıkılmamak,
yorulmamak ve vazgeçmek istemiyorum senden.
bana tattırdığın o zevkli güzel günden sonra hep aynı rüyayı gördüm.
hep biz, ikimiz birdik,ben hep senin kollarında,
terlemiş vücudunda bir ten oluyordum.
sabah gözlerimi senin günaydın mesajına açmak istiyorum.
sana tutunmak istiyorum,
beni hem sev hem kolla istiyorum.
aynı zamanda her daim kanatlarımın altında ol,
bana ait, benim ol..
5.
Açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız.
22.
hikayenin öncesi için bakınız (bkz: hedonist vs aşk )
gözümü kapadığımda kızı, tenine dokunduğumda kadın,
bu ne , bu ne haz, ben kendini saatlerce tutan, partneri rahatlamadan, rahatlamayan ben, bu aldığım aşırı zevkten korkar oldum.
kadın ustalıkla kavradı bedenimi masaya dayadı, benim yapacağımı o bana yaptı. ben ne yapacağım, erkek olan kim?
tedirginlikle ters döndüm ve " erkek benim " modunda kadının saçından kıvırarak aşağıda doğru şeker, protein ürütim noktasına
yönlendirdim, o sırada karşımda göreceğim, dün masaj yaptığım kız bacaklarını açmış ve bana karşı mastürbasyon yapıyordu.
bu sahne unutulacak bir sahne değildi, kadında ardımda küçük deliğe parmağı ile yoklama yapıyordu. ağzı doluyken ben içimden teker
teker gelin diyordum ... ben her şeye doymuş adam.(demek ki daha neler varmış diyecekmişim).
zevk o kadar yoğun ki kucağımda olan laptop şimdi tekrar yazarken de yere düşmesinden dolayı anlatımın yarım kaldı.
hatırladım o günleri, kadın 40 yaşındaydı ve zevk vermenin, zevk almanın doruğundaydı. kızının orada olduğunu biliyor muydu o an
bilmedim ancak kız bizi sonuna kadar, daha doğrusu kadını amuda kaldırıp, buradan nasıl diye sorduğum zamana kadar izlediğini
biliyorum.
ve ilişki adına ne yapılması gerekiyorsa hepsi yapılmıştı.
ancak kadın 40 yaşına rağmen o vücut, o bitmeyen cinsel istek, benim doymama yetmemiş en son kızının gözlerinin içine bakarak
rahatladığımı hatırlıyordum ancak
protein üretim noktası işlevini devam ettirdiğinden, ve kadın beni deli edip devam etmesini
istediğinden onlarca kez rahatlamasına rağmen biliyordu ki o üretim tesisi sırf kendisi için bir yarım saat daha çalışırdı eğer
doğru hamleleri yaparsa. dili çok becerikli kadın , parmakları da maharetli yarım saat dediğimi, bir saate çıktı. sonrasını
hatırlamıyorum.
uyandığımda kimse yoktu yanımda.
aynada gördüğüm morluklar nereden geldi? peki o dün her tarafıma sinmiş kızın kokusunun ne işi vardı?
bu konuda 1. son müstehcen olan son.
müstehcen: bu geçekten +22 dir. konu bütünü en baştan okunduğunda anlam kazanır.
mümkün olduğunca normal erotik anlatımın dışına çıkılmadı.
alternatif 2 son daha yazılacaktır.
(bkz: hedonist vs aşk )
16.
büyük bir sessizlik gecesi, soğuk kemiklere kadar işlenmiş ve sis.
yaptığımız tüm ayıbın üstünü örter. kendimize duymak istemediğimiz gerçeklerden öte yalan da
olmayan o acımasız,tekrarı olmayan zevkin zirvesini verir içimize.
sessizlik, sen yoksan yanımda, bir anlamsız gece daha geçirmeme sebep olur, bu sisli havada bir başıma.
var olmadığın zamanları düşesim gelir hayatımdan, sen olmadığımda yanımda.
bir mecaz, bir hiciv, bir ten, bir buluşma noktası senin deltanda ıslak zemin,
ve kayarken temkinli, kontrolsüz içinden bir duvara çarparım, bu ne zevktir ki acıması gerekirken mutluluk veren his.
bir çukur, küçük ve narin nemli zeminde, üstünden geçtim ki tepeler var önümde ortada bir vadi.
rahatça kayarak boğaza doğru giderim bir yudum rakı içmeye, kayarken tüm ıslaklığına,
yağmurlar yağar üstüne, ve elmacık kemikleri elma gibidir, ısırırım.
biraz mahçup, biraz bakir, biraz kaybetmişliğimiz de işin içinde, ne masum bir tepe, ne bakir bir delta,
ve ulaşılmamış bir vadi kalmadı derken, sabah oldu ve ne sis ne soğuk ne yağmur seni bana getirdi tekrar.