müslüm gürses

entry1696 galeri181 video72
    64.
  1. Ayrılık acısı yaşayan bünyelerin, kanlarında alkolde varsa kesici delici alet bulunan ortamlarda fiziksel sağlıkları açsından dinlememesi gereken, BABA sıfatının hakkını sonuna kadar veren sanatçı..

    seversiniz sevmezsiniz o ayrı mevzu ama tanrı istemezseyi-ibadeti-aldanma çocuksun-yıllar utansın veya unutamadımı dinlemeden yorum yapmayın.

    Aşk tesadüfleri sever,kader ayrılıkları
    Yollar geçmeyi sever,insan aramayı
    Güller açmayı sever,zaman soldurmayı
    Eller birleşmeyi sever,yollar ayırmayı..

    Kaç rakı-votka fondiplemişizdir bu parçada..
    3 ...
  2. 65.
  3. kendisi için arabeskin anlam dünyası adıyla bir kitap yayınlanmış olan sanatçı.
    3 ...
  4. 66.
  5. yanilmiyorsam bilim adamlarinin arastirmalarina göre notayi en iyi okuyan türk ses sanatcisidir.
    4 ...
  6. 67.
  7. Bülent Ortaçgil'in Sensiz Olmaz parçasını çok iyi yorumlayan ve az da olsa sempatimin oluştuğu ilk arabesk sanatçısı.
    2 ...
  8. 68.
  9. sensiz olmaz'a yaptığı yorum ne tür bir şeydir diye düşündüren yok ya düşündürmek değil resmen ağlatan şahsiyet... bülent ortaçgil yorumuna bağışıklık kazanmış mazoşist bünyelere birebirdir...

    (bkz: entry girerken ağlamak) *
    3 ...
  10. 69.
  11. arabesk yaparken de müzik tarzı konusunda kendisiyle pek aram olmamasına rağmen yorum bakımından kendisini tekdir ederdim. müthiş bir bas, neredeyse sıfır detone. ve yıllar sonra şaşırtan cover albümünü çıkardı. cover olmasına rağmen özgündür; saatlerce dinlenesidir.
    2 ...
  12. 70.
  13. kendisi ile ilgili anlatılan eski hikayelerden biri de şudur.

    'Arabeskin babası Müslüm Gürses yıllar önce ilk albümünü
    çıkarmak için stüdyoda çalışıyor. Yanında da ünlü
    müzik hocaları. Müslüm baba ağzında mikrofon kulağında
    kulaklık şarkılarını okuyor. Müzik hocaları zaman
    zaman müslüme "detone okuma, detone okuma" diye
    uyarılarda bulunuyor. Müslüm baba hiç oralı olmuyor.
    Hocalar devamlı "detone okuma diye uyarılarda
    bulunuyor. Sonunda patlayan müslüm baba "bunaltmayın
    be kardeşim BETONA okumuyorum mikrofona okuyorum"
    diye hocalarına çıkışmış.'
    3 ...
  14. 71.
  15. şanlıurfa'nın halfeti ilçesinin fıstıközü köyünden kaç ula memet'in oğlu olan arabesk sanatçısıdır.
    Adana'da büyümüştür, urfa kültüründen çok adana kültürünü yaşayan sanatçıdır.
    yıllardır tüm tukakalara rağmen varolan sanatçıdır. kendisini ve müziğini eleştirenlerin onu gizli gizli dinlediğini öğrenmek çok enteresan olmuştu.
    bu kadar alaya, horgörmeye, gülümseyerek cevap veren bir sanatçı olmasıyla daha da enteresandır. bazan herkesle dalga geçtiğini bile düşünüyorum.
    3 ...
  16. 72.
  17. 73.
  18. bırrrr reklamından sonra, şimdi de ihtiyacım var krediye tarzı sanat içerikli şarkısıyla ekranlara gelen arabesk yıldız. ama reklam on numara, hakikaten çok şeye ihtiyacı var herkesin. hele depresif sesi ile müslüm baba yakışıyor reklama.
    ne yaparsa yapsın gözümde imajı zedelenmiyor, karizma çizilmiyor. bırr da dese tırrr da dese.

    bir de orhan gencebay , ferdi tayfur ve de ibo gibi nikahsız yaşamaz hanımı ile. *
    yıllardır muhterem nur ile evlidir. bu da müslüm baba'nın ne kadar asil bir adam olduğunu gösterir.
    10 ...
  19. 74.
  20. son dönemde hom tiyatır sisteme ihtiyacı varmış.
    5 ...
  21. 75.
  22. ''Ben şimdi düşünebildiğime göre varım tabii.'' demiş ünlü filozof.
    bu sözü ondan önce telafuz eden 'biri' nin varlığını duyunca da

    ''Olabilir. Bizden duymuş, söylemiştir. Mümkündür. O da bizim kardeşimizdir.''
    demiştir..
    4 ...
  23. 76.
  24. bir içten bakışına delice tutulmuşum diyerek aşkı en sade ve yoğun biçimde anlatmıştır baba ne kibar aşık orhan gencebay nede ağlak ferdi tayfur ile karşılaştırılmamalıdır baba ekoldür.
    3 ...
  25. 77.
  26. can dündar'ın bugünkü yazısında, muhteşem bir yazıyla etüd ettiği arabeskci.

    --spoiler--
    "Müslüm Baba" reklamlarda
    Varoş kralının ihtiyaç listesi
    Kentin sahipsiz yoksullarının kendini paralayarak dinlediği bir münzevi, "Akıllı olmak artık trend" dedi ve reklamda LCD TV istedi. "Tutunamayanların arabeskçisi" nasıl "perakendecilerin sesi"ne dönüştü?

    Önceki hafta istanbul'da "Perakende Günleri" başladı. Açılışta konuşan bir yabancı holdingin yöneticisi "Türkiye bizim için büyük fırsat. ilk mağazayı Ümraniye'de açtık. Bütün ülkeye yayılan bir mağazalar zinciri kuracağız" dedi.
    Peki Ümraniye'den başlayıp ülke sathına yayılacak "en düşük fiyat"lı perakende taarruzunu en iyi kim seslendirebilirdi?
    Merkezde doyuma ulaşmış tüketim endüstrisi, varoş kapılarına dayanırken kimden yardım isteyebilirdi?
    Tabii ki Müslüm Gürses'ten... Fuarın açılışını o yaptı.
    Zaten o günlerde televizyon reklamında taleplerini bir bir sıralıyordu:
    "ihtiyacım var şu uzun tatile / ihtiyacım var bir güzel perdeye / Dünyanın bilgisine / Yeni bir elbiseye / Mutlu günler görmeye / ihtiyacım var."
    Devam ettikçe ihtiyaç listesi kabarıyordu:
    "Yatak yorgan setine / O LCD TV'ye / Home theater sisteme / ihtiyacım var."

    Hani itirazı vardı?
    "Müslüm Baba"nın ihtiyaç listesinin son 10 yılda nasıl değiştiğini görmek için, tanınmaz hale soktuğu şarkısının orijinalini dinleyelim:
    "itirazım var bu zalim kadere / itirazım var bu sonsuz kedere / Feleğin cilvesine / Hayatın sillesine / Dertlerin cümlesine / itirazım var.
    Yarım kalan sevgiye / Şu emanet gülmeye / Yaşamadan ölmeye / itirazım var.
    Ben hep yenilmeye mahkum muyum / Ben hep ezilmeye mecbur muyum / itirazım var bu yalan dolana..."

    Serzenişin evcilleştirilmesi
    "itirazım var" yürekten bir varoş yakınmasıydı.
    "Batsın bu dünya" türünden bir lanet okuyuştu.
    Bilinçli bir isyan değilse de ciğerden bir serzenişti.
    "Perakendenin gücü"ne bakınız ki, serzenişten öteye gidememiş bir "itiraz"ı bile eğip büküp "ihtiyaca" dönüştürebildi.
    Üstelik bu ihtiyacı, "yenilmeye mahkum" bir münzeviye söyletip onu, yakındığı şeyin reklamını yapar hale sokabildi.
    "ihtiyaç kredisi alın, itirazınızdan cayın" demeye getirdi.
    Hem de bunu sevimsiz bir cinsiyetçilikle yaptı:
    "Perdeye ihtiyacı olanlar" hep kadınlardı.
    "Dünyanın bilgisine ihtiyaç duyanlar" hep erkekler...
    Yorgan seti kadınlara lazımdı; LCD ekran erkeklere...

    Bu kaçıncı vukuat?
    Daha geçen yaz kola reklamında elektriğe kapılmış gibi "bırrrr"layarak kafasını sallarken karizmasını yarmasını hazmedemeyenler, Müslüm Baba'nın "hom tiyatır" türküsüyle kredi istemesi karşısında hepten dellendiler.
    "Damardan bir kadere isyan şarkısı, nasıl olur da alışveriş listesi haline sokulur" diye söylendiler.
    Ama "Baba"nın ilk vukuatı değildi ki bu...
    "Kederin müziğini yapan adam" piyasa tarafından yutulalı neredeyse 10 yıl olmuştu.

    "Kusursuz" bir ses
    17'nci yüzyılın Fransız filozofu Descartes "Düşünüyorum öyleyse varım" demişti ya...
    Müslüm Gürses de Okan Bayülgen'e "Ben şimdi düşünebildiğime göre varım tabii" demişti bir seferinde...
    Okan "Bunu birisi daha söylemişti Baba" deyince de salvoyu şöyle savuşturmuştu:
    "Olabilir. Bizden duymuş, söylemiştir. Mümkündür. O da bizim kardeşimizdir."
    Bizi "Baba"ya hasta eden, işte bu müşfik özgüvendi.
    Sadece o da değil tabii...
    Gazelhan geleneğinden kopup gelen bir dumanlı ses...
    O sesle dile gelen sahici acılar...
    içine yüksek dozda kahır tozu serpilmiş şarkılar...

    En doğru okuyan dört isim
    Ona ilişkin ilk şaşkınlığımı 90'ların ortalarında, bir araştırmanın sonuçlarını okuduğumda yaşamıştım.
    Niğde Üniversitesi'nden Prof. Dr. Erdoğan Sürat değişik müzisyenlerin konser kayıtlarını almış, hangi sanatçıların sesini daha doğru kullandığını saptamak için bu kayıtları Japonya'da bir ses laboratuvarına göndermişti. Orada ses teknisyenleri kayıttan rastgele bölümler seçip ses frekanslarını ölçerek icracıların notalara doğru basıp basmadıklarını kontrol etmişlerdi.
    Sonuç şaşırtıcıydı:
    Klasik devlet müziği korosunun kaydında, seslerin doğruluk payı 100 üzerinden 7 çıkmıştı.
    Erzurum Radyosu'ndaki "Doğudan Sesler" halk müziği korosunda ise 100 notanın 100'ü de doğru basılmıştı.
    Ajda'nın, MFÖ'nün, Kayahan'ın sesleri 100'e yakındı.
    Ama Japonlardan "kusursuz" raporu almayı başaran sadece dört ses vardı:
    Orhan Gencebay, Kibariye, Mine Koşan ve Müslüm Gürses...

    Tutunamayanların sesi
    O dönem daha çok dinlemeye başladım "Baba"yı...
    Bir araştırmaya göre çalışan nüfusun 5'te 1'i "Müslümcü" idi.
    Neden "ibocu" diye bir şey yokken "Orhancılar", "Ferdiciler", "Müslümcüler" vardı ki?
    Çünkü "ibo", merkeze, yani yırtma ihtimaline en yakın olanların sesiydi. Bir ayağı sistemin içinde, öbürü dışındaydı.
    "Ben de isterem" diyen bir yırtıcılıkla istediğini alanların müziğini yapıyordu. Sık sık kıyafet, dil, statü, iş, eş değiştirdiği için itikat düzeyinde kendisine bağlı bir kalıcı hayran grubu yaratamıyordu.
    Oysa (merkeze uzaklık sırasıyla sayarsak) "Orhancılar", "Ferdiciler" ve nihayet "Müslümcüler" bir tür tarikat gibi dinliyorlardı kendi şarkılarını söyleyenleri...
    Özellikle sonuncular, şehirden nasiplenmek şöyle dursun, şehrin en çok çilesini çekenlerdi:
    Tinerciler, fahişeler, sahipsizler, hapishanedeki kader mahkumları, kapkaççılar, "bütün duyguları ağır yaralı" olanlar, dibe vuranlar, tutunamayanlar...

    Garipler anca kendini yakar
    Şu tabloyu unutamıyorum:
    90'ların sonu... istanbul'u sel almış. Gecekondu mahallesini su basmış. Perişan bir adam, diz boyu çamur içindeki evinden kameralara sesleniyor:
    "Yatak yorgan ne varsa gitti. Bi tek teyple Müslüm Baba'nın kasetini kurtarabildim."
    O bunları söylerken fondan "Garipler"in sesi geliyor: "Hor görülenlerin isyanıdır bu / Sevip sevilmeyenlerin isyanıdır bu / Düzensiz dünyanın günahıdır bu / Yakarsa dünyayı garipler yakar."
    O garipler, dünyayı değil, en fazla güçlerinin yettiğini ve en az maliyetliyi yani kendilerini yakabildiler bir tek...
    Hayata karşı hınçlarını, Müslüm Baba konserlerinde kendi bedenlerinden aldılar; naralar eşliğinde kollarına, vücutlarına jilet attılar.
    "Çektiğim çileler kendime benim / Tutup da birine vurmaz ki elim / Çekilin üstüme varmayın benim / Kötüysem, düşkünsem kime ne bundan?"
    Kendini paralayan, kan olup damardan akan ve ille de "kafa yapan" bu sevgiydi, Müslüm Gürses'i "Baba" tahtına, kasetlerini çıktığının haftasına "1 numara"ya oturtan...
    O, kendi yolunun yolcusuydu.
    Ne ibo gibi medyatikti ne "Orhan abi" gibi filozof...

    "Vazgeçmem" dedi ama...
    Birkaç kez sahnede izlemiştim onu:
    Ankara'da bir pavyonda, Bakü'de bir konserde...
    Girdiği ortamda keder tavan yapıyor, parçaları ayindeymiş gibi hep bir ağızdan söyleniyor; o, çevresinde oluşan yangına hiç aldırmadan, adeta dışarıdaki alemle inatlaşırcasına "dünya tersine dönse vazgeçmem" diyordu.
    Ama vazgeçti.
    Hem de sadece müziğinden, dinleyicilerinden, yaşam biçiminden değil; kendinden de...

    Acısız arabesk dönemi
    1978'de Adana'da bir trafik kazası geçirmiş Müslüm Gürses... Ağır yaralanmış. "Öldü" diye morga kaldırılmış. Sonra yaşadığı fark edilmiş. Bir beyin ameliyatı geçirmiş.
    O ameliyatta koku alma duyusunu yitirmiş.
    Şimdi o duyuyu yeniden kazanmışa benziyor.
    Önce magazinin kokusunu aldı. Anadolu'nun köhne sinema salonlarını silkeleyen filmlerden vazgeçip sarışın mankenlerle teknede klip dünyasına daldı.
    Ardından reklamcıların gözdesi haline geldi:
    2004'te bir terlik reklamında kadınlara "O sizin güzelliğiniz" diye iltifat ediyordu.
    O yıl Rockistanbul'da sahneye çıktı.
    Artık entelektüellerin ilgi alanındaydı.
    Teoman'ın "Paramparça"sını söyledi; Nilüfer'in "Olmadı Yar"ını...
    Murathan Mungan'la ortak albüm çıkardı.
    Yıllardır içinde gizlendiği dumandan sıyrılıyor, bembeyaz takım elbisesiyle şov dünyasının sahnesine çıkıyordu.
    "En güzel beyazzzzz" dedi mi duvarlar beyaza boyanıyor, "bııırrrrr" diye titredi mi, ortalık buz kesiyordu.
    Bu süreçte jiletli, dumanlı, dertli seyircisini Gülhane'de bıraktı, önce Açıkhava'ya, oradan Parkorman'a taşındı.
    Esma Sultan Yalısı'nda "isa'nın Son Akşam Yemeği" tablosuna katıldı.
    Adına yüzlerce internet sitesi açıldı.
    2006 albümünde dediği gibi "Digital çağda business friend / akıllı olmak artık trend" idi.
    40 yıllık ismini, 40 yıldır şikayet ettiklerinin hizmetine verdi.
    Arabeskçiler para'lanmış, kentleri satın almışlardı; piyasa da arabeskçileri satın aldı.
    "Batsın bu dünya"nın disko versiyonu çıkarken, "itirazım var" da, "ihtiyacım var"a dönüştü.
    Şimdi kendine "ihtiyaç sahibi" yeni evlatlar edinmiş Müslüm Baba'nın kasetleri, eski "müşteri"si kamyonculara, uluslararası petrol zincirleri tarafından dağıtılıyor.
    Hicranlı şarkılarını, kredi reklamlarında, perakende günlerinin açılışında söylüyor.
    Ve 80'li yılların "Acısız arabesk" hayali nihayet gerçek oluyor.
    --spoiler--

    http://www.milliyet.com.t...7/12/02/yazar/dundar.html
    3 ...
  27. 78.
  28. her zaman söylemişimdir muslum gurses divan edebiyatinin en buyuk sairidir
    halkın içinden gelen sanatçı. babası annesini gözlerinin önünde öldürmüştür. şarkılarındaki duyguyu buradan aldığı belirtilmektedir.
    müslüm gürses artık kültürümüz olmuştur. bu sebeptendir ki müslüm gürsesi divan edebiyatının en büyük şairleri arasında görme isteği toplumun genel bir isteğidir.
    tüm bunlar doğrultusunda mütevaziliğinden ödün vermeyen müslüm gürses şimdilerde yeni yetmelere izin vermektedir. sezen aksu gibi, bülent ersoy gibi, zeki müren gibi sadece kasıntı sanatçılardan kendisini uzak tutarak kültürümüze katkı sağlamıştır...
    6 ...
  29. 79.
  30. resmi ve gayri resmi 100 den fazla kasete sahip olan adam...
    2 ...
  31. 80.
  32. türkiye'de belki de dünyada en çok kaset çıkartan şarkıcıdır 80'den fazla albümü olduğunu bir müzik markette ben gözümle görüp şahit oldum.(80'lerde firmalardan habersiz çıkan farklı isimlerde korsan kasetler bu sayıya dahil değilmiş)
    2 ...
  33. 81.
  34. 82.
  35. Gazinomuz var bu yüzden tanışma fırsatı bulabilmiştik babam, abim ve ben ve de gazinomuzun elemanları Müslüm Baba'nın Gazinomuza gelmesiyle... Nasıl geldi derseniz; bizim gazinonun yakınlarında konser vermişti babam da haberi alınca adamlarına; "Bizim gazinomuza gelip, söyler misiniz?" Müslüm Baba'ya söylemelerini istemişti. Müslüm baba da gerçekten de baba adammış alçakgönüllü de ayrıca hiç öyle yılların sanatçısı diye ne para istedi ne de yüzsüzlük gibi birtakım davranışlar sergiledi... bizi kırmadı geldi damar şarkılarını söyleyip gitti...
    Metalist olsam bile seviyor ve sayıyorum kendisini her zaman gerçek sanatçıların önünde eğilirim tıpkı müslüm babanın önünde eğildiğim gibi.

    (bkz: Sanatçı)
    (bkz: Baba)
    4 ...
  36. 83.
  37. bir gün herkes arabesk dinleyecek tezini ortaya atmama neden olan üstad.
    4 ...
  38. 84.
  39. an itibariyle star tv de tanrı istemezseyi soylerken kendinden geçen kıvırcık saçlı bıyıkları boyalı sanatçımız.
    2 ...
  40. 85.
  41. onca yıl zirvede kalıp hala karizmasını çizme pahasına para için reklamlarda oynayan fenomen şarkıcı. bu kadar sene yeterli birikim yapamayip maddi sıkıntı çekmesi hayranlarını uzuyor olsa gerek.
    3 ...
  42. 86.
  43. müziği dünyaca ünlü rock grubu garbage a ait "bir ömür yetmez ki" adlı şarkısıyla beni benden alan sanatçıdır. revizyona girerek tarzını değiştirmiş bence çok da iyi yapmıştır...

    bu şarkının klibi için

    (bkz: http://www.youtube.com/watch?v=8Klr3gKIm_0)
    2 ...
  44. 87.
  45. Ne güzeldi seninle bir sevdayı yaşamak

    O sevdayı yürekte jiletle parçalamak

    Küstürdün rakıları, küstürdün şarapları

    Nerden çıktı be baba kola içip bırrrlamak?

    ahmet selçuk ilkan
    2 ...
  46. 88.
© 2025 uludağ sözlük