Bu ülkedeki derin bir travmayı ve bu travmaya sebep olanları sayfalarca yazının anlatamayacağı bir içtenlikle 1986 yılında vehbi vakkasoğlu'na verdiği ropörtajda anlatan yurdumuz sanatçısıdır.
Kısaca diyor ki, "bir algı dayattılar bize, sanki sanatçı olmak için aydın olmak için bu ülkede illa dinsiz olmak gerekiyordu. Böyle bir furya vardı. Dinden uzaklaştırıldık."
Adam cehaşpe zihniyetini, iki yüzlü türk solunu, koca bir devri özetlemiş. Anlattığı gerçeğe daha on - on beş senedir uyandı memleket ama yaşayan birinin itirafı daha kıymetli.
Bu ülkede batıdan arakladıklarını veya saçmaladıklarını sanat diye iteleyen, sinemada, tiyatroda, edebiyatta kulüpleşerek kendilerinden olmayanları dışlayan ve önlerini kesen, bir dönem trtyi (hani kimsenin izlemediği yiyici yatağı trtyi) ellerine geçiren bu güruhun kırıntıları geziyor ortalıkta hala.
Lisedeyken bir gün arkadaşımın biri bu ismi söylediğinde o kim demiştim. Bana öyle bir anlattı ki gerizekalı, münir özkulu senelerdir şu herif olarak biliyorum.
Trollük yapacağım diye şerefsizlik yapan insan müsveddeleri iki de bir açtınız şom ağzınızı şimdi rahatlamışsınızdır umarım. Yakınları belki burayı okuyordur üzülürler diye hiç düşünmediniz mi şerefsizler. Bakıyorum hala da devam ediyorlar ibişler. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
Allah rahmet eylesin. Ölümünden bile espri üretmeye çalışan orospu çocukları var. Keşke azalarak bitseler.
Türkiye'ye sinemayı miras bırakmıştır. Böyle diyorum çünkü Türk sinemasının zirve yaptığı dönemlerde hep Münir Özkul'u görürüz. Çok doğal bir oyuncu ve sevimli bir insandı. Bu sözlükte yazan çoğu insan doğmadan ekranlardan uzaklaştığı için çoğumuz onu sadece filmleriyle tanıyoruz.
Adamı vefat edene kadar rahat bırakmayanlar şimdi de ölüsünü rahat bırakmıyor. Yok efendim inançsızmış, yok ateizmden dönmüş... Bırakın adamın sevabını, günahını Divana kalsın.
Burada allahçılık oynayan tipler! Siz kendi götünüzü kurtarmaya bakın.
Kendisi her ne kadar "yok şunu da gördü, yok şunu da gömdü" şeklinde gereksiz ve acımasız bir zevzekliğin öznesi olsa da kuşkusuz Türk Film tarihinin en karakteristik oyuncuydu.
Tuluat geleneğinden yetişmişti. Sembolik kavuğu taşıyan ve orta oyununda pişekar'ı çok başarılı canlandırırdı. Ayrıca sohbetlerinin tadına doyum olmayan bir meddah idi. Yok olmaya yüz tutmuş gelenekleri yaşatmak için çalıştı. Ama ömrünün son 15 yılında bazı faydasızların zevzekliğine meze olmaktan kurtulamadı.
Sanırım yanlış ülkede aktörlük yaptı. mekanı cennet olsun.
" içki dedim, sonuna kadar gittim.
Tiyatro dedim o da oyle...
şimdi de allah diyorum.
o duygu, allah inancini icinde hissettigim zaman sonsuz bir huzurla beraber, sonsuz bir guc buluyorum.
butun hayatim boyunca aradigim sey, allah inanciydi.
secde sirasinda basimi egince,insanda bir kuculme, bir teslimiyet, bir mahiyet doguyor...
secdeyi cok seviyorum.."
bir çok kişi tarafından öldü denilerek ölümü yine tiye alınan sanatçı. hiç mi utanmanız yok inan bilmiyorum. gitgide çoğalıyor bu insanlar ya da bana öyle geliyor.