mülakat diyalogları

entry10 galeri0
    1.
  1. mülakat sırasında gerçekleşen dialoglardır. özgeçmişine "şunu şöyle yaz iyi olur" diye her duyduğunu yazanlar ve işe alacağı elemanda kıl tüy ne varsa sorgulayan ego tatmincisi insan kaynakçıları ile yaşananları çok ilginçtir.

    yeni mezun olduğum da iş ararken benim çokca yaşadığım:

    personel müdürü: Baban ne iş yapar
    Kurshad: sigorta emeklisidir
    Personel müdürü: nerden emekli
    Kurshad: en son bir tekstil firmasından. ( içimden "ne o babamı da mı işe alacaksın" )

    Şu anda çalıştığım yerde ihtiyacımız olan dış ticaret elemanı alımı için başvuruları değerlendirirken:

    Kurshad: hoş geldiniz. Özgeçmişinizde yabancı dil bilginizi ingilizce; seviyenizi de orta olarak değerlendirmişsiniz. lütfen kendinizi bize tanıtırmısınız. mümkünse ingilizce tabi ki.
    Başvuru sahibi: my name is xxxx. eee kem küm
    Kurshad: how old are you ?
    Başvuru sahibi: eee kem küm.
    0 ...
  2. 2.
  3. - kendinizi 5 sene sonra nerede görüyorsunuz ?
    - tokat' da.
    - tokat ne alaka ?
    -memleketimdir.
    0 ...
  4. 3.
  5. +peki sizi niçin işe almalıyım?
    -onu da bana mı soruyorsun?
    +yeterli.biz sizi ararız.
    0 ...
  6. 4.
  7. - burada yozgatlı olduğunuz yazıyor
    + tatlı tatlı iki katlı, hep pilav yer yozgatlı
    - patron'umuz cemal beyde yozgatlı işe alındınız. tebrik ederim.
    0 ...
  8. 5.
  9. - neden firmamızda işe girmek istiyosunuz?
    + firmanız babamın oğlu değil. iş ilanı vermişsiniz. başvurdum. siz de görüşmeye çağırdınız. para lazım. karnımı doyurmam lazım. başka ne sebep olabilir?
    0 ...
  10. 6.
  11. - Kariyer planınız var mı, ilerisi için ne planlıyorsunuz?
    + Polis olacağım ben.
    - Neden polis olmak istiyorsunuz?
    + Üniformaları çok güzel.

    Söylenecek çok şey de kalmıyor tabi.
    0 ...
  12. 7.
  13. -Net ücret beklentiniz nedir?
    +6565671963 tl
    -O ücrete biyer bulamazsınız yanlız.
    0 ...
  14. 8.
  15. -Her haftasonu çalışıyor musunuz?
    +Yok hayır, sadece her cumartesi 08:00'den 13:00'a kadar çalışıyoruz.*
    0 ...
  16. 9.
  17. her iibf mezunu gibi mezun olduktan sonra tüm bankalara başvuru yapmıştım. sürekli sınavlar ve mülakatlar ile geçen bir kısır döngüye gitmiştim.sonunda büyük bir bankanın 'babalar' gibi zor bir sınavına girip iyi bir sonuç çıkardım. artık sınavlara girmekten kaşarlanmış olduğum için neredeyse soruları ezberlemiştim,iyi sonuç almamak işten bile değildi.sınavdan sonra arayıp bir sınava daha çağırdılar,ona da gittim.üç gün sonra bir telefon aldım,ankara'dan bir yetkili 'sonuçlarınız çok etkileyici,mülakatta sizinle görüşmeyi çok isterim' dedi. adam bana mı yürüyor,mülakata mı çağırıyor belli değil.hem etkilendiği şeye bak,belki şansım yaver gitti attım tuttu. neyse mülakat günü tüm gereksiz gördüğüm kıyafetleri üzerime geçirip sabahın köründe düştüm yola. meğer bildiğimi sandığım yeri bilmiyormuşum,kayboldum. yürü babam yürü,ayaklarım da mahvoldu bulana kadar. ben geç kaldım diye koşarken,beyefendi benden yarım saat sonra geldi.bir salona yanımda bir kızla birlikte çağırıldım. önce kısa bir tanışma yaşandı. yanımdaki kız heyecandan titriyordu,benimse yorgunluktan hislerim sıfırlanmıştı.

    tüm gereksiz 'kişilik belirleyici' sorulardan sonra bir anda durup 'sizi fazla zorlamayacağım,son sorumu sorup bitireceğim.' dedi. zaten uzattıkça uzatıyordu andaval.canı sıkılmış saçma sapan detaylara girmeye çalışıyordu. neyse kıza döndü ingilizce seviyesini sordu.kız bir kaç kem küm ettikten sonra orta seviyede diyebildi. 'mesela bankaya tek kelime türkçe bilmeyen bir turist girdi ve size geldi ne dersiniz?' diye sordu. kızı iyice sıkıntıya sokmaya çalışıyordu,ben de bu duruma ifrit oluyordum. kız cevap veremeyince 'pekala' diyerek önündeki kağıda bir şeyler karaladı. ben akıllıyım tabi aynı soruyu bana da soracak diye kafamda bir senaryo oluşturdum hemen o arada,kullanacağım tüm cümleleri seçtim.

    bana dönüp 'sizin ingilizce seviyeniz nasıl peki?' diye sorunca boş bulunup 'her orta seviye ingilizce bilen gibi ingilterenin köylerinde bile zor anlaşılacak düzeyde bir ingilizcem var.' dedim. güldü. e ne gülüyorsun sorsana sorunu gerzek herif,desene turist senden yardım bekliyor ne dersin diye. ben ona,o bana bakarken birden 'lets speak english' demez mi. e ne diyeceksin o durumda 'ok' dedim adama,'ok'. baştan bi yardırdı bu,bana ingilizce bildiğini mi kanıtlamaya çalışıyorsun hayvan o nasıl bir cümle? ben sana ingiliz dili okudum dedim de benim mi haberim yok? beş dakikalı cümlesi bitince 'hiçbir şey anlamadım' dedim adama (ingilizce tabi). yine güldü.neye güldüğüne bir anlam verebilsem ben de gülücem onunla ama anlayamıyorum ki. neyse bu kez daha basit şeyler sordu. ıkına sıkına karşılıklar verdim.küçük yalan hikayeler oluşturdum. 2010 un yazında deli bir tatil yapmışım gibi anlattım. sonra 'neden bu banka?' diye sordu (ingilizce yine tabi.) ulan bak şimdi ben bu soruya türkçe olsa bile küfürle karşılık veririm,senin derdin ne. illa benden bir ingilizce 'lanet olsun' duyacak yani. 'çünkü seviyorum.'dedim. 'sadece bu mu?' dedi. 'evet sadece bu.' dedim. ne diyeyim ki,her bankaya başvuru yaptım ama sizinkinin maaşı daha yüksek ondan önceliği size vermeye karar verdim mi diyeyim? ayrıca ben bunu ingilizce nasıl söyleyeyim?

    ben kısa kestikçe uzattı muhabbet,ingilizceyi nerde öğrendinler falan başladı bu kez. az önceki kıza peki dedin geçtin kessene artık muhabbeti,ne oynuyorsun benimle diyemedim tabi. 'okul,annem,yabancı arkadaşlar ve özel..' ,özel ne? ah o kelimeyi bir bulabilsem,adama 'kuruluş' neydi diye de soramıyorsun ki. dik dik bakıyor gözümün içine ben de ha bire 'one minute,i m thinking.' diyorum. sonunda 'neyse ya bulamadım kelimeyi' dedim (türkçe) ve pes ettim.

    gülüşmeler gerinmeler bilmem ne,yazdı çizdi 'mülakat bitti ama biraz konuşalım' kısımları falan başladı.ulan senin canın sıkılıyor diye daha işe almadan ne bu bizi kitleme çabaları.hayır iş garanti olsa amenna gıkım çıkmaz,sabaha kadar oturalım şakalaşalım ama şimdi sonucu bilmeden seninle mi uğraşıcam ben!. 'mülakat bittiyse benim artık işe gitmem lazım' deyip elimi uzattım.anlamsızca yüzüme bakıp elimi sıktı,sonra ben arkamı dönüp çıkarken de içerlemiş olacak ki benim cv min üzerine kocaman bir çizik attı,göstere göstere. çok da fifi.

    bu da böyle bir anımdır.sabah sabah neye dolduysam,anlatayım dedim.
    13 ...
  18. 10.
  19. bazen mülakatta söylenmemesi gereken ancak özünde yaran cevaplara vesile olan diyaloglardır.

    uzun yıllar önce yaşanmış bir hikaye. bu hikayeyi isim vermeden anlatmam imkansız olduğu için doğrudan isim vermek durumundayım.

    mülakatlarda klişeleşmiş sorulardan birisi gelir;

    + peki, murat kara deyince aklınıza ne geliyor?
    - fatih'in fedaisi kara murat.
    + ???

    sonuç: olumsuz.

    (bkz: true story)
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük