ankara'daki bilumum üniversite şenliklerinde beni yalnız bırakmayan güler yüzlü ve samimi yazar kişisi. son bir haftadır elimizden geldiğince bütün şenliklere katılmaya çalıştık ama yalnızca 2 tanesine katılabildik. gönül isterdi ki bütün şenliklere gidelim ama nasip olmadı. ** nada ve luthien ile birlikte oldukları zaman ise yapacakları şey bellidir; en kralından kopma garantili muhabbet ve tabiki fotoğraf çektirmek. * ama bir insan ancak bu kadar fotojenik olur hee bunu söylemeden de geçemiyeceğim.
beni fenerbahçe kulübü ile akp arasındaki benzerlikler adlı başlığa girmiş olduğu entry ile birazcık gülümseten,biraz da kızdıran yazar.kendisini tanımıyorum ama çok iyi yazıyor harbiden.
zirvede güler yüzle bizi karşılamış olan yazar. geleceğin organizatörü, ahmet sanı.* her ne kadar fazla kalamamış olsam da aranızda olmaktan büyük mutluluk duymuşumdur, yeni projelerine katılmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.*swh~ ~
ben hayatımda böyle fotograf çektirme hastası birini görmedim, sizin de gördüğünüzü sanmıyorum.
sırf ikimizin fotografımızı çeken biri olmadığı için tepeden çektiğimiz 397,5 **tane fotograf var, diğerlerini hiç saymıyorum.
zaten ilk zirvemde, yeni tanıştığımızda hemen fotograf çektirmiştik, ben anlamıştım böyle bir şey oldugunu.
tanıma gel...
alışveriş yapmaktan, fotograf çektirmekten, birlikte hoplayıp zıplamaktan, her buluşmada bekletilmekten bıktırmış yazar.
şaka lan şaka... yukarda yazdığım şeyleri onunla yapmaktan çok zevk aldığım yazar, bekletilmek hariç. *
ha bide birlikte bir şeyler yemek var tabi;
nada: konserden önce benim eve gel bi şeyler yiyelim, ya da dışarda yeriz, olmadı şenlik alanında..
mystery: (kopmuş şekilde)her türlü yiycez yani.
nada:ahahah, evet, yemek için yaşıyorum.
tanışır tanışmaz kaynaştığımız, elinden düşürmediği fotoğraf makinesiyle bana kendimi fotomodel gibi hissettiren,sevimlilik abidesi, yanakları sıkılasıca *yazar.
ayrıca konserlerde sağolsun bir sözümü iki etmemiştir, "hadi şimdi zıplıyoruz, yihhu, heytt" diye kendimi kaybettiğimde, bana ayak uydurmuş hatta benden daha çok coşmuş ve benide daha çok coşturmuştur. ayrıca kendisiyle ajanlık maceralarımız sürecektir.*
şu kaos ortamında yüzümü güldüren, beni mesut bahtiyar eden yegane yazar *. öyle sakin, huzurlu ve neşeli ki insan kendisinden ilham alıyor. canlı hayat dersi veriyor sanki. adeta diyor ki, bak benim gibi ol, pozitif ol, cevrene ışık saç, mutlu et, mutlu ol. e daha ne desin aşkım.
peşin edit: nikaltı yazılarım eksileniyor mütemadiyen. sebebini anlamış degilim, asla yagcılık ya da şirin görünmek gibi bir derdim yok. fazla insan tanımam, tanımak da istemem. lakin içimden gelene içimden geldigi gibi, istedigim için yazarım. çok da yazmam. bu yani..
Platonik aşklar yorgunu çatlak göz bebeklerim senin çocuksu güzelliğinle ilk karşılaştığında, aylardan azılı bir Ekim di, Hani yıllarca aynı mahallede oturur da insan, hiç ama hiç görmez ya komşularını, sonra bir gün, yalnızlığın en kuytu köşesindeyken, aniden karşılaşıverir ya apartman boşluğunda, işte aynen öyleydi seni ilk görüşüm. Ben de gözümün önünde duran seni aylar sonra gördüm.
Dün gibi hatırlıyorum: azılı bir Ekimdi; sen dumanlı bir kış sabahı gibi çöküverdin çocuk gözlerimin içine! Etrafta dört nala çello melodileri, ve dolu dizgin kontrbas senfonileri yankılanıyordu, Karlı bir kış manzarası gibi ağarmıştı uzun kumral saçların ve dudaklarından belli belirsiz sevgi sözcükleri dökülüyordu...
Dün gibi hatırlıyorum: azılı bir Ekimdi; sen yağmurlu bir sonbahar akşamı gibi çöktün çocuk hayallerimin üzerine, tüm kenti kuşatmıştı sararmış yapraklardan sızan ölüm kokusu, Senin gözlerinde çakmaya uğraşan zavallı bir şimşek ve dudaklarındaysa şarap kokan ürkütücü bir gök gürültüsü! Kapattım o zaman tüm ışıklarını şehrin ve zehirli bir yılanyastığına dayayıp başımı, dilimde yarım yamalak peri masalları ile çıkmaya başladım bakışlarından fışkıran camdan merdivene..
Azılı bir Ekimdi, senin utangaç yüzün benim şairâne bakışlarımla ilk karşılaştığında. Hani olmayacak dualara güzel süslenmiş vurgulu Aminler okur ya hüzünlü delikanlılar, işte öyle olmayacak bir şey hayal etmiştim işte ben de seninle.
olmadıysa olmadı, hayat sağolsun, nice umutlu yıllara...
eh artık hayırlı bi kısmet bulup evlendirmeli. düğününe sözlük ahalisi olarak gidip ne kadar halkoyunu varsa oynanmalı. yaş aldı başını gidiyor. *
iyi ki doğdun. iyi ki varsın. zor zamanlarımda ve aşılamaz pazartesi sendromlarımda fırtına abimle elele verip voltranı oluşturduğunuz ve beni neşelendirdiğiniz saatleri nasıl unutabilirim?..
o güzel gözlerin hep gülsün. umarım hayatın boyunca hep mutlu olursun. ömrünün her yılının bir öncekisinden daha güzel geçmesi dileğiyle ahan da bu entry yi gönderdim bile.
canını yidigimin dünya tatlısı. doğum gününü de unuttugumu sanıyor ama canı sağolsun. tarih bakımından biraz geç olsa da nice güzel yılları beraber geçirmek dilegiyle doğum gununu kutlarım...
huzurunu daim kılman diledigyle tatlım. iyi ki dogdun ve iyi ki varsin onu da geçtim iyi ki benim kuşumsun. ısırırım lan. *
hey gidi hey...oysa daha dün gibi "miribaa, zirve varmış, gelmeyi düşünüyorum da" temalı mesajı, o gün bugündür gözümün önünde yaşlarını birer birer geride bırakmakta, derken yeni bir yaş günü daha. her günü doğum günüymüş gibi gülen birisi için pek de farklı olmaz belki de bugün. ekstradan kutlamalar olur, biraz da tatlı bir şeyler.
yurt çapında doğum gününü kutlayan yazarlardan birisi ve bize de kutlamak düşer.
gözlerin kadar güzel -ahaha- bir yaş geçirmen dileğiyle.
doğumgünü kutlu olası yazar diye klişenin de sıradanı, lümpenin de bayağası bi tanım yaptıktan sonra, tramisu borcumun ikiye çıktığının farkında olaraktan sözlük huzurunda en kısa zamanda ödemeyi teklif ediyorum. teklif derken yani, neyse.. *
20 yaşına giren yazar.
aslında yazar demek az kalır o artık yazarlıktan başka yerlere terfi etmiştir.
dostluk mu? daha ötesi mi? bunu zaten yakından tanıyanlar iyi biliyor.
kendisi benim için çok önemli bir değerdir, candır.
yeni 20 yaşında ve nice yaşlarında her zaman yanında olacağımızı bilsindir.
mutlu yıllar yazarı.
Benim için 13 Mart gününe bir anlam kazandıran, sevme ile ilgili kelimelerin kendisi için yeterli olmayacağına kanaat getirdiğim can. iyi ki doğmuş, doğum günü kutlu ve mutlu olsun. Tüm güzellikler, hayatın boyunca hep seninle olsun...
galaktik federasyonun tiki takım yıldızından geldiğini düşündüğüm, her daim gülmeye ve kahkaha atmaya müsait olan insan üstü yazar. o değilde onu güldürmek çok keyifli. o güldükçe siz daha çok gülüyorsunuz ve bir kısır döngüye sebep olan program döngüsüne giriyorsunuz.
her eve, bilgisayara, benliğe ve ruha böyle programlar nasip et tanrım.
keşke her program senin kadar sevecen olsa diyerek bu entry'nin de sonuna geliyoruz.
eyy uludağ sözlük, her nerede ve nasıl yaşatılıyorsan
iyi geceler.