memur çocuğu olmam sebebiyle 3 yıl kadar yaşadığım şehir geliyor aklıma. yapacak hiçbir şey yoktu şehirde. tanıdığımız kimse yoktu. vakit geçirebileceğimiz öğretmen evi dışında hiçbir yer yoktu. ya da belki de vardı ama bize pek gelmiyordu. sinema salonu yoktu mesela. sık sık ankara'ya giderdik. her gidişte bir film izlerdik. titanik'i öyle bir gidişimizde izlemiştik mesela.
soğuk olurdu. babamın sakın hasta olmayın, hastanelerin durumu pek iç açıcı değil dediğini hatırlıyorum. nasıl görev edindiysem kendime o kadar iyi bakmaya başladım ki şimdilerde bile çok nadir hasta oluyorum.
abim ortaokuldaydı o zaman. o dönemler 6,7 ve 8.sınıf da liselerde okunuyordu. muş anadolu lisesi'ni kazanmıştı. ilerde de hava harp okuluna girip, askeri pilot olmak istiyordu. sınıf arkadaşlarından bir tanesine de bahsetmiş düşüncesinden. arkadaşı da "ben de dağa çıkacağım, belki karşı karşıya geliriz orada" demiş. insanın kanı donuyor.
sonuç olarak kendisi askeriyeye de girmedi zaten. hayatına sivil olarak devam ediyor.
bu 3 yıldan sonra bir daha muş'a gitmedim. yakınına bile gitmedim. orada edindiğim arkadaşlarımın hiçbiriyle iletişim halinde değilim. 3 yıl dayandık, bitti.