"esmer, zayıfça, sıcak ve kıvırcık. baksan bir şeye benzetemezsin. ta ki sana bakacak. gözünün içine. seni çok seviyormuş gibi, kimsenin sevmediği gibi. hep seni beklemiş gibi, her şeyi anlatacakmış gibi, her şeyini verecekmiş gibi, sonrası yokmuş gibi, umrunda değilmiş gibi, dertli dertli bakacak sana, içimde böyle bir yer mi varmış dersin, oralarına kadar değer. çözülmeni bekler. görmek için nasıl soyunduğunu. koltukaltlarına kadar sevmek için seni. oralarına kadar ısırabilmek için. bırakma kendini. o gözler bir daha öyle bakmaz çünkü"
Beyrut'u tanımama, araştırmama vesile olmuş güzel kitaptır. Ayrıca muzların da bir sesi olduğuna ve uslu bir çocuk olursam belki birgün benim de bu sesi duyma şansım olduğuna inanmamı sağlamıştır.
Ece temelkuran'ın biraz sıkıcı bulduğum. Ortadoğu Avrupa çatışmasını yansıtan. Kökleri unutulmuşluk üzerine karakterleri oluşturduğu kitaptır. Bana göre gereğinden fazla benzetme ve betimleme mevcut.
ece temelkuranın ortadoğu temalı kitabı. kitapta karakterler başarılı bir şekilde anlatılmış. kitabın mektup kısmı duygusal, ancak kitapta çok fazla acıtasyon yapılmamış. kitabın tek olumsuz yönu birkaç küfür olması. bunun dışında kitabın en iyi kısmı, ece temelkuranın izmirli olmasına rağmen romanda levant (doğu akdeniz) araplarını aşağılamadan, önyargılı yaklaşmadan anlatması. (genelde türkiyenin batısındaki kentlerin insanları ortadoğuya, hristiyan araplar da dahil olmak üzere bölge halkına abartılı bir şekilde önyargılı davranır). bu kitap amin maalouf`un romanları kadar başarılı olmasa da okunabilir.