mutlu olmaya kasmaktır. mutlu olmak için var gücünüzle savaşmayı bırakıp herşeyi olduğu gibi kabullenirseniz daha az mutsuz olacağınız neredeyse kesindir.
insan hep bir şeylere muhtaç bir yaratıktır; basit ihtiyaçları değil, kompleks ihtiyaçları vardır.
bu ihtiyaçların karşılanmaması onu mutsuz eder; mutsuzluğa yatkınlığı da doğasındaki arzular ve tutkulardır.
bunlar törpülenmedikçe mutlu olamaz, eline geçse dahi.
benim fikrime göre zamandır. bir başka bakış açısıyla dünyanın dönmesidir. mutlu olduğumuz anlarda geçmişi özlemeyiz ve gelecek kaygısı yaşamayız. zamanın hızlı geçmesini istemeyiz. aksine hep mutlu olduğumuz zamanları sonradan düşündüğümüzde zamanın nasıl da hızlı geçtiğini görürüz. bu durumda mutluluk zamanın hızlı geçmesi oluyor. bir başka bakış açısıyla dünya dönerken onun ritmini yakalayabilmek oluyor.
bu aralar biraz mutsuzluk borcum var. ama bunu ödemeye yüzüm yok. insanlar beni kıskanıyorlar çünkü. bir şekilde mutsuzluğumda bile mutlu olduğumu sanıyorlar. çünkü yaşadığım anlara değer veriyorum. burdan bir mutsuzluk kaynağı daha çıkıyor. o da başkalarının mutluluğu.. yani kıskançlık..
imkansız birinne platonik olarak aşıksanız kimseyle birlikte olamazsınız herkeste onu ararsınız ve yanlızlık artık bunaltmaya baslar işte ömür boyu mutsuz olmak için sebep.
(bkz: montla sıç)
evet mutsuzluğun ilacıdır montla sıçmak .
montla sıçarken çekilen çilenin yanında, basit şeyler için duyduğunuz mutsuzluğun ne kadar küçük kaldığını göreceksiniz.
mutsuzluğun kaynağı insanın beklentileridir. insan elinde olanlar ile beklentilerini belirler. tabi ki hiç bir insan elindekiyle yetinmez ve daha fazlasına sahip olmak ister. bu da hiç bir insanın beklentilerine sahip olmadığını gösterir ki bu önerme sonucu tüm insanlığın mutsuz olduğu sonucu çıkar.*