aşk tutkudur. tutku olan yerde hesap kitap olmaz. cok vahsi, kontrol edilemeyen duygular olur. siir ve siddet demis ya sair. ask zigzaglı bir seydir. sertap hanım diyor ya bir sozunle bahtiyar, bir sozunle ihtiyar olurum, kalbin onunde bir kız cocugu, kıyabiliyorsan gel üz.
ask bir insana kalbini teslim etmek, savunmasız bir sekilde, ve onu kırmayacagını ummaktır.
ama bu kaddar siddetli duygular iceren, kontrol edemediginiz sey, illa ki gun gelir sizi uzer de, sonra tekrar guldurur.
hicbir asık yoktur ki askında hic kalbi kırılmamıs olsun. askın dogasına aykırı bi kerem.
yanacagınızı bilirsiniz ama kendi ozgur iradenizle o atese gidersiniz. ask budur.
mutlu ask vardır ama mutsuzluklara da yolu cıkar ara ara.
olay budur:)
ha ask istemeyen koyden annesinin buldugu kızla evlenebilir.
louis aragonun çok önemli şiiridir. bense bu şiiri daha farklı bir açıdan okuyorum. özellikle "mutlu aşk yoktur" cümlesi bu anlamda önemli. peki neden mutlu aşk yoktur? aşk dediğimiz şey hazcı bir yaklaşımla bir âna özgü mutluluk hissi olarak tanımlanıyorsa o zaman değil mutluluk ortada aşk bile yoktur. oysa aşk dediğimiz olgu özünde körlüğü değil derinliği barındırır. bu yüzdendir ki aşkın mutluluğunu bir âna sığdırmaya çalışmak budalalıktan öte bir şey değildir.
bir romanın, öykünün, şiirin yazım sürecini ele alın. veya bir resmin, heykelin yapımını! bu örnekler daha da çoğaltılabilir. buradaki ana uğraş aşk ile yapılan eylemin o sonsuzluğu içinde evrimleşmektir.
evet, mutlu aşk yoktur. çünkü âşık olan kişi her an sevdiği şeyin veya kişinin bir yanını, özelliğini keşfederken -dahası- her seferinde yeni bir âna açken tek bir âna sığmak onu nasıl mutlu edebilir?
aşk, eğer karşılığı varsa mutludur, cıvıl cıvıldır hatta kıpır kıpırdır, midende uçuşan milyonlarca küçük kelebek vardır. salak salak sırıtırsın önüne çıkan herkese, ağzın kulaklarındadır yani.
aşk mutlu ya da mutsuz değildir o sadece hissettiğimiz ya da yaşadığımız duyguya verdiğimiz bir isimdir. aşıklar beklentileri karşılanabildiği ölçüde mutludur ve gerçek aşk var derler. istediği karşılığı bulamayan kişiler ise suçu aşka atarlar ve onun hakkında atıp tutarlar ve mutlu aşk yoktur derler. aşk bir duygu karşılığı olarak herkes için aslında aynıdır fakat içinde bulunduğu ortama göre şekillendirilir sürekli. aşka anlamlar yükleyip durmayın her şeyi bir kenara bırakıp sadece aşkı yaşayın...
üç kere üç dokuz eder bilirsin,
birin üç kere üç dokuz eder karesi birdir
kare kökü de bilirsin
"mutlu aşk yoktur" bilirsin
ama baharda ya da dışarda sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı nedendir bilinmez
garip bir biçimde hep sonsuzdur
Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insan soyunun Sevgim acıyor
Biz giz dolu bir şey yaşadık Onlarda orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak
En başta mutsuzluk elbet Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da öteden beri yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi sevgim acıyor
Yazık sevgime diyor birisi Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar Ve o kadar
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır Sonbahar geldi hüzün
ilkbahar geldi kara hüzün Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün sevgim acıyor
Kimi sevsem Kim beni sevse
Eylül toparlandı gitti işte Ekim filan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar Tarihe gömülür o kadar *
-mutlu aşk var mıdır aşkım
+vardır belki ama olsada bizi bulmaz ki aq senin gibi meymenetsizi bulduk anca biz ne mutluluğu...
-pardon ne dedin aşkım anlamadım?..
+yok bişey güzelim takıl sen.
hiçbir şey verilmiş değildir insana. Ne gücü
Ne güçsüzlüğü ne yüreği kollarını açtığına
inandığında bir haçtan farklı değildir gölgesi
Kavradığını sandığından ezer bırakır mutluluğu
Garip acılı bir ayrılıktır yaşamı
Mutlu aşk yoktur.
Yaşamı silahsız erler gibidir
Başka bir kader için giydirilmiş
Günle uyanmak neye yarar ki onlara
Onlar ki akşam bezgin kararsız kalırlar
Söyle bunları hayatım Ve tut gözyaşlarını
Mutlu aşk yoktur.
Güzelim biricik aşkım yaram benim
Yaralı bir kuş gibi taşırım seni
Bilmeden bakıp geçenler
Tekrarlar ardımdan ördüğüm sözcükleri
Ve ölüverirler uğruna iri gözlerinin
Mutlu aşk yoktur.
Yaşamyı öğrenmenin vakti geçti artık
Birleşen yüreklerimiz ağlasın gecede
En küçük şarkı için nice mutluluk gerek
Nice pişmanlık bir titreyişi ödemeye
Bir gitar ezgisine nice hıçkırık
Mutlu aşk yoktur.
mutlu aşk yoktur da o yüzden bir sürü insan bile bile kendini mutsuzluğa itiyo değil mi ?diyeceğim ybsg dedirten laflardan birisi. mutsuz aşklar kadar, mutlu aşklar da vardır. şanslı insanlar yaşar bunu.
Neydi aradığımız?
Kapılarında kölelik yapacak kadar feragat edeceklerimiz?
Bizi bizden yeniden doğuracak sandıklarımız?
Tapındığımız para mıydı? Yoksa onun getireceği mutluluk muydu?
Uğrunda neşrettiğimiz bir parçacık aşk mıydı, bizi bizden alıp götürmesine izin verip, sonrasında da hep bir dağılmışlığımızın parçalarını aratan, aramaya mecbur kılan mefhum?
Sahi neydi mutluluk?
Mutluluktan doğan aşk mıydı?
Kimyasal bir coşkunluğun kodsal açılımı mıydı bu bize 'mutlu aşk' adında, yoksa beynimizin oynadığı ve gerçeği sakladığı penah bir yerin gizinin ihaneti miydi? Algıya açık bir durum dendiniz değil mi, evet; haklı serzendiniz...
Yaşanılanı kutsal sayıp, bittiğinde kutsallığın ırzına geçmekti mutluluğu anlatmak, öyle değil mi?
Anıları acıya çevirip, güzel olanı bir kalemde silmekti aymazca, algılandığınca tabii yazık ki pek insanca(!), Lafazan bir safsata ile geride kalanı geleceğe taşıma gafleti ile mahvettik bugünümüzü.
Anı yaşamayı bir türlü beceremeyip, onu geleceğimize taşıdık, taşıdık ki en güzel olanı, mutlu aşk olanı umutsuz gelecek yaptık, yeni ilişkilerimize yamadık, ne beriki ile olabildiklerimizin anısına saygı duyabildik, ne de şimdikinin elinde olanın kıymetini bilip, hakkını verebildik ona!
Her şeyin zamanında ve yaşanılan anında güzel olduğunun gerçeğini unuttuk, unutturduk ki, narsist tarafımızın daha da haz alacağına inandık acılarımızla doğduğumuzu sanarak. Yüzeyselliğinde yüzeye vurduk, bir balık canhıraşı ile, nefes alamamanın güdüklüğü ile!
Mutlu olan aşkı geçmişinde ve anında bırakamayıp, bugünlerimize taşımamızın bedbahtlığı ile söylendik durduk, küfürler savurup yaşanılan o canım güzelliğe ihanetler ettik, bize edilen ihanetlerin arkasına sığınarak!
Yok, bilemediniz; en büyük kötülüğü kendimize ettik, yaşanan aşklarda da tatminsiz ve biçare olduk.
Mutlu aşk vardır da, mutlu olmayı bilen insan çok yok demektir en doğrusu.
Mutlu aşk var da, bunu yaşayabilecek insan az var demek en gerçeği.