atatürk üzerinden para kazanmanın bir başka yolu. takvim, poster, rozet satıp para kazananlara alışmıştık. beyaz perde başka bir araç oldu. eğer eğitiminizi doğru düzgün aldıysanız veya az da olsa araştırma merakınız varsa zaten bildiklerimizi anlatıyor bize.(zaten o eğitimi alamadıysanız 9 ytl verip sinemaya gitmezsinizde. ilköğretim bilgileri bunlar.) belgeselden çıktıktan sonra aklıma madem atatürk'ü bu kadar çok seviyor neden bedava gösterim yapılmıyor? maliyeti çıkarması lazım denecek ama en azından ilköğretim çağındakilere bedava gösterim yapılabilir.
atatürk'ün terk ettiği ismidir. çocuk yaştayken "kemâl" ismini seçmiştir. mustafa ismindeki öğretmeninin kendisine kemâl ismini vermesi, işin bizim bilip inanmamız gereken yönüdür.
atatürk o kudrettedir ki kendisinden başka hiçbir beşer ona doğrudan bir tesirde bulunamaz. mustafa ismini reddettiği veya kemal ismini seçtiği gibi; mustafa kemal olarak nâm saldığı hâlde nüfus cüzdanına ismini kemal atatürk olarak yazdırmış ve kendisine bu şekilde bir imza seçmiştir.
can dündarın kendi bakış açısıyla anlattığı, benim atatürküm dediği belgeseldir.
yeni yetme gençliğin mustafa kemal hakkında bilmedikleri konulardan bazılarına değinmesi açısından faydalı bulduğumu söyleyebileceğim bir belgesel olmuştur. fakat; damga vuracak yok efenim iz bırakacak türden bir belgesel olduğunu söyleyemeyiz. bu demek değildir ki gitmeyin, izlemeyin.. her yeni yetmenin gidip görmesi gereken bir belgeseldir.
faydalı bulduğum konular :
- pek bilinmeyen atatürk'ün izmit'te gazetecilerle yaptığı ve gizli kalmasını istediği röportaja ucundan azcık değinmesi, içeriğinin başlıklarından söz etmesi.
- atatürk'ün din ve laiklik ile ilgili görüşlerini kendi yazdığı el yazmalarıyla yansıtması.
- lenin ile atatürk arasındaki bağdan, ucundan acık göstererek bahsetmesi..
eksik bulduğum konular:
- izmit görüşmelerinin ayrıntılarına girmemesi ve belki girememesi.
- ölümüne kadar geçen zamanlarda gerçekleştirilen isyanlar hakkında yeterli bilgi vermemesi,atatürk'ün bu isyanlar hakkındaki görüşlerini es geçmesi, sadece şeyh sait isyanından, onu da çok yüzeysel geçerek belirtmesi.
- genel anlamda son zamanlarını yalnız bir alkolik olarak geçirmiş gibi algılanabilecek görüntü ve anlatımlara yer vermesi.
tanım : rusların ankara belgeselinin can dündar versiyonu. doğru olduğu için değil, sadece bilinen atatürk'ten farklı yanlarını kendi bakışıyla gösterdiği için doğru kabul edilen bir belgesel.
öncelikle belirteyim ki söylemek istediklerim çok fazla ama hepsini bir araya getiremiyor ve çok devrik cümleler çıkarabiliyorum,bu yüzden elimden gelenin en iyisini yazmaya çalışacağım.bu film kesinlikle bir başyapıttır.filmi kötü yönde eleştiren insanları anlamakta güçlük çekiyorum, sinirleniyorum.sanırım insanların beğenmesi için illa ki sonunda deli gibi ağlanması falan gerekiyor.can dündar ı ayakta alkışlamanın ve filme verilen desteğin sonsuz olması gerektiğine inanıyorum.sinemadan çıktığınız an çevrenize çok boş gözlerle bakacaksınız bunu söyleyebilirim.hele ki beni hatırlayınız yazısını görmek gözlerinizi kapatıp, "ben eğer gerçek bir türk evladıysam, senin gibi bir insanı asla unutamam atam!" demenize ve gözlerinizi açtığınızda oradan yaşlar akmasına sebebiyet veriyor.uluönderimizi böyle güzel bir şekilde anlatan bu belgeseli lütfen izleyiniz çünkü can dündar daha iyisini yapana kadar en iyisi bu.
bu ülkeyi soyan, topraklarını nasıl kazanıldığını düşünmeden başka ülkelere satan insanların allah belasını versin.inşallah gün gelir, damarlarımızda mevcut olan asil kanı kullanır ve hem kendimiz hem geleceğimiz için bu güzel ülkeyi hakettiği ve atamızın zamanında sağladığı refaha biz türk gençleri yeniden ulaştırırız.
atatürk'ün kendi söylediği lafların bile eleştiri noktası olarak yöneltildiği belgesel. "yok efendim atatürk şöyle demişmiş can dündar'a göre" diye eleştiriyorlar belgeseli. ama demiş gerçekten de dediği iddia edilen şeyleri ("ben cahil halkı kendi seviyeme çıkartırım" lafı misal).
atatürk'ü bilmeyen atatürkçüleri afişe etmeye yaradı şimdiden. du bakalım daha çok şenlik göreceğiz.
mustafa kemal atatürk 2 saatte ne kadar anlatılabilirse o kadar anlatan bir belgesel. izlerken bile yorulmamak, duygulanmamak elde değil.
sinemadan çıkınca etkisinden kurtulamayıp, etrafa daha farklı gözlerle bakmaya başlıyorsun. sonra aklına daha çükünün yerini bile bulamadan burada at koşturanlar, götünde sıcak minderle atatürk'e tabu diyenler geliyor. iğreniyorsun, yazacak bir şey bulamıyorsun.
neticesinde bu vatanın ne kadar zor şartlar altında kurulduğunu en iyi anlatan belgesel. yakacak mum bile bulunamadığı günlerden bu günlere.
akp'li bakanların "mutlaka görülmesi gereken bir film" demeleriyle kıl kapmıştım zaten. gittim. sonuç: "bu bir film değil, belgesel de değil, sadece bir powerpoint slaytı"
esas konuya gelirsem, turkcell'e bıdı bıdı yapmıştım neden sponsor olmadı diye. sanırsam kemalistleri kaybetmek istemedi.
kesinlikle izlenmesi gereken bir film. her ne kadar bazılarının korkup destek vermekten çekinmesiyle bir kesimin dikkatini göz ardı edip başka bir kesimin dikkatlerini üzerine çekse de. izlenmeli her şey yerli yerinde işte. saçma sapan bir kurgu değil, hepimize okutulan anlatılan şeyler. daha objektif, belki de kirletilmemiş.
kendimce tanımlarsam deneysel bir belgesel. deney ise bizlerin ne kadar ilgili olduğu...
belgesel tadında yalnız ve bagımsız bir lider izledik 'mustafa' da. 'dört mevsim' tablosuyla baslayan bir film. evden kacip askeri lisede okurken, parasızlıktan istanbul'un nimetlerinden faydalanamadıgı icin yakınan bir 'mustafa'. annesinin ali rıza efendi öldükten sonra tekrar evlenmesini, madam corinne ye olan tutkusu nun anlatıldıgı bir belgesel...'lenin' den yardım istemis ve sonuc olarak kilolarca altın ve silah temin etmis. öyle bir kıvrak zekanın ayrıntısıydı ki bu, iki devleti de idare edebilmesini saglamıstı! kendi hayatı dısında ülkesi icin hep dogru kararları vermis bir 'mustafa' nın öyküsüydü. bu filmde vals ve zeybek yapan bir lideri de görüyoruz. kendi degerlerinden taviz vermezken yeniliklere ve evrene acık bir lider! hayallerinin hepsini gerceklestirmis bir 'mustafa'. ayrıca unutulmak gibi bir endisesi de vardı ama bu endise sanırım 'o' na düzenlenen suikasttan sonra kendisini yalnız hissetmesinden kaynaklanıyordu. izmire, verdigi sözden bir gün önce gitmesini; düsmanın hızlı kacısıyla acıklamıstı. ayrıca onu alkıslayan halka tam olarak güvenmedigini zafer sonu istanbul a dönüsü sırasında 'hic bir sey hissetmiyorum, bu alkıslayan kalabalık yarın bizi taslayabilir' türünden bi cümle ile ifade etmistir.
türkiye ye aydınlık bir gelecek bırakan atatürk, en büyük korkularından birini parasız kaldıkları bir gecede söyle dile getirmis:
açıkçası hayal kırıklığına uğratan filmdir. bukadar sponsor, bukadar reklam biraraya gelince sarı zeybek'ten de iyi bir film bekliyordum fakat hiç öyle olmadı. güzel yerleri, duygulandıran yerleri yok değil ama çok daha farklı olabilirdi. özellikle filmin bitişi çok daha farklı olmalıydı çok yalın çok havada bitmiş...
can dündar'ın atatürk adını kullanarak atatürk ve cumhuriyet'e attığı ikinci kazıktır. *
filmde kişisel görüşler atatürk'ün agzındanmış gibi yansıtılmış, belgesiz iddialar ortaya atılmıştır.
atatürk'ün insan yanını illa biri mi gösterecek bize? tahayyül edemiyor muyuz?
ismet inönü aşığı can dündar'ın gizliden gizliye giydirdiği film olmuştur.
gitmeyenler olduğu için ayrıntı vermek istemedim. ama eleştirel gözle bakıldığında gerçekler daha iyi gözüküyor.
spoiler koysam yine de dayanamayanlar olacaktır elbet.
ayrıca filme giderken bloknot ve kalem almanızı tavsiyer ederim. bazı noktalarda akla zarar cümleler sarf edilmiş. ben hazırlıksız yakalandım. en azından benim yerime de not almış olursunuz.
resmi söylemi (kürtler dahil) çeşitli konularda yalanlayan, atatürk'ün net biçimde ateist olduğunu (özgün bir film çekimindeki ifadesiyle) vurgulayan, saf ulusalcıları sevindirse de, aslında ikinci cumhuriyetçilerin perspektifini kuvvetlendiren, alttan alta yeni (ve bence daha gerçekçi) bir atatürk imajını çaktırmadan veren yapımdır.
filmden "yaw ne güzel oldu atatürk'ümüzün hayatını gördük" diyerek çıkacak ulusalcılara bıyıkaltından gülmek gerek.
can dündarın yazıp yönettiği belgesel tadında film.Mustafa kemal'i daha ayrıntılı tanıma fırsatı buluyoruz,izlenesi film beni etkileyenlerden biride madam corinne yazdığı duygusal mektup olmuştur.
günün politik şartlarında izlenmesi zorunlu olan ve ister kabul edin ister etmeyin gişesi, toplumdaki ''akp destekçiliği ya da karşıtlığı'' akımı doğrultusunda yorumlanacak sanat eseri. özgürlüğünün tehlike altında olduğunu düşünen kitleler bu filme giderek otoriteye karşı bir duruş ortaya koyduklarını hissedeceklerdir, -ki bu benim de içinde olduğum bir düşünce yapısıdır.
ilk eleştirisini atatürk'ün manevi kızı ülkü adatepe'nin yaptığı belgeseldir. kendileri özellikle belgeselin ikinci yarısında atatürk'ün çok boş bir insan olarak gösterildiğini söylemiştir.