kliplerinde kendisini gördüğümde yandan yemiş break danscı sandığım şahsiyet. hakkını yememek lazım ama ilk kasetlerinde slow şarkıları lezzetliydi...
(bkz: iki tas çorba)
akustik müziğe yatkın olan sesine rağmen elektronik alt yapılı parçalarla ortama ayak uydurmaya çalışan popçudur kendisi. aslında kendi tarzında rakibi yoktur çünkü tarzı belli değildir daha doğrusu tarzını üçüncü albümde kaybetmiştir.
şarkı söylemeye çalıştığı sıradaki sesini dinledikten sonra, sanki tuttuğu takımın kazanmasının ardından bütün gece sokakta bağırıp çağırıp, ertesi gün kaset doldurmak için stüdyoya girmiş gibi bir izlenime kapıldığım enrique iglesias kılıklı mustafa sandal kişisi.
emre altuğ için; "öyle vücudum olsa soyunmazdım" diyen kişidir. emre altuğ'da kendisine "öyle sesim olsa şarkı söylemezdim" şeklinde bir ayar vermiştir. kendisi sakızdan çıkan sözler tadında şarkılar yazma konusunda da ustadır.
bir reklam filminde oynadı diye kişiliğine hakaret edilen müzisyen, yorumcu.
bu kadar eziğiz işte beğenmediğimize anca hakaret ederiz.
nasıl bir mantıktır tanıyormuş gibi burun kıvırım "mişimseee" demek?
40 yaşında adam lan karşındaki, enseye şaplak göte parmak kankan değil.
40 yıllık sanat hayatında ara sıra iyi parçalar çıkaran ultra pop yıldızı.
örn: (bkz: en kötü ihtimalle)
kendisinden pek haz etmesemde izmir'deki bir konserine gitme gafletinde bulundum bir arkadaşımla. bu çalıntı isyankar parçasıyla heryerde car car bağırdığı dönemler. kabus gibi bir geceydi.
daha konser başlamadann 8-10 kere istersem dağlaaar dağlaaaar adlı şarkısını dinlemek zorunda bırakıldık.(sanki bi boka benziyomuş gibi)
derken ilerleyen saatlerde assolistimiz çıktı sahneye istersen dağlaaar dağlaaar diye. daha sonra konser şu şekilde devam etti.
-isyankar
-başka bir şarkı
-isyankar
-başka bir şarkı
-isyankar
-isyankar
-başka bir isyankar.
hani görmemişin bi şarkısı olmuş hadisesi.
sineye çekip, içimize atıp şarkıya katlansak karga sesine nasıl katlancağımızı bilmiyoruz. çaresizlik içinde çareler alıyoruz. yani öyle böyle kötü bir ses değil ortada ses yok. sesi kısılmış bir adamın vanilatöre karşı bağırması gibi bir şey ulaşıyor kulağımıza. adam bağımıyo böğürüyo. aslında bu bile ülkemizde kayıt kalitesinin nasıl arttığının bir kanıtıdır.
kollarını ileri doğru (sanki birine sarılırmışcasına) açıp kapatan, ellerini birini çağırıyormuşcasına oynatan, bir yengeç edasıyla ayaklarını bir ileri bi geri biçimde oynatarak yaptığı dansını yıllardır sürdüren; şarkı tarzını da dansları gibi yıllardır yenilemeyen (sadece sözler değişiyo müzik aynı)
(bkz: gönlünü gün edeni)
isimli şarkısını fena bulmadığım şarkıcı.
yine de sesi güzeldir.
"bu kız beni görmeli bana kazak örmeli" gibi şarkı sözleri olan, karşısındaki hatun kişiyi sadece kışlık giyecek temin etmek için kullanmayı planlayan insan. Çok piste şınav çeker
bir rivayete göre bu beyefendi sadece şarkı sözü yazıp , beste yaptığı sırada erol köse bu besteleri beğenir ve bir şarkısını ajda pekkan okur . bunun ardından erol köse musti'ye sana da albüm çıkaralım teklifiyle gider . musti'nin cevabı 'benim sesim çok kötüdür.' olmuştur . bunun üzerine erol köse 'ohohoooh oğlum neler var gel sen bi ' tarzında birşeyler geveler ve o gün bu gündür hayatımızda mustafa sandal sadece besteci değil şarkıcı (!) kimliğiyle de yer almıştır. dediğim gibi bu bir rivayettir . ben sevmem , sevene saygı duyarım . zevkler değişkendir sonuçta.evet.
soyledigi sarkiyi yasayan, dinleyene de yasatmak isteyen uber sarkici. ustad genelde bir cok ogeyi kliplerinde el isaretleri ile sembolize ederek, sarkinin etkisini pekistirme teknigini kullanir.
ustad burda klibin ozellikle basinda siyah kusak katasi yapiyor adeta. vucut diliyle o kadar cok ogeyi bir arada sunuyor ki hangi birinden bahsetsem bilemedim simdi. ama 3.02 - 3.04 arasini tek gecerim. ana mesaj bu olsa gerek.*