Hipopo biraz duygusal baktığı için surekli olayın dini boyutunu sorguluyor. Kendini haklı gorebilir.fakat insanların ozgurce yaşayacağı toprağı kazanmak önceliklidir. Sonra din gelir. Ozgur olmadığın yerde dinini yasayamazsin.
Alıntıların bana çok sığ geliyor arkadaş. Bunların metin başlangıcı ve bitişini de vermelisin. Tam ortadan koparıp almak aslında alıntı değildir.
Cok şükür ki dinini yaşıyorsun. Bulgaristan'daki, kibris'taki müslümanların (daha geriye gitmeye gerek yok) yıllar önceki hallerini bilmez misin. Üzerinde dinini yaşadığın bir vatanın var.
28 şubat dersiniz, fakat bu burjuva ve büyüyeceği kesin olan yeşil sermaye savaşıdır.
Burjuva darbenin nimetlerini kullanmıştır.
Halkın çoğunluğu hilafet veya başkanlık veya herneyse istedikleri zaman zaten istedikleri olacaktır. Ama ademi merkeziyetçiliği unut. Liberal manada bunu zaten büyük bloklar yapmaktadır.
Ama sonuç olarak Millet gene kötü durumlara düşerse, memleketi din değil, imanlı vatansever insanlar kurtaracaktır.
Eleştirıye açık bir insanın koruma yasası olurmu? Ayrıca m. Kemal i eleştirmek başınıza bela alır. Biz bunları gördük. Şimdi akp baştada onlar sayesinde yeni yeni insanlar fikirlerini söylemeye başladılar. 312 maddeyi bilen varmı? Düşüncenın suç olduğu madde.
Bundan 20 yıl önce değil m. Kemal i eleştirmek, sevmiyorum demek laiklik karşıtlığı ve suç olarak görülüyordu.
Mustafa Kemal'in istediği de budur. Halkın sorgulayabilmesidir. Olumlu ve olumsuz görüşlerimizi ifade edebildikçe birey oluruz. Saygı çerçevesini aşmayarak da insan.
M. Kemal’i tenkid ettiğimizde, hemen birileri çıkıp “Kurtuluş Savaşı’nda onun ordusunda savaşanların kemiklerini sızlatıyorsunuz” diyorlar.
Kurtuluş Savaşı’nda savaşanlar “Ezan-ı Muhammedi’nin yasaklanması” için mi savaştı ki, onu tenkid ettiğimizde kemikleri sızlasın?
Onlar “Hacca gitmenin yasaklanması” için mi savaştı?
Onlar “Ayasofya’nın kapatılması” için mi savaştı?
Onlar “Allahu Ekber demenin yasaklanması” için mi savaştı?
Düşmana karşı “şapkalı gavurlar geliyor” diyerek savaşanlar, “gavurun şapkasını giymek” için mi savaştı?
Onlar “ders kitaplarında dinimize ve Hz. Peygamberimize hakaret edilsin” diye mi savaştı?
Onlar “Halifeliğin kaldırılması” için mi savaştı?
Onlar “Kur’an ve Sünnet’i atıp gavurların kanunlarını almak” için mi savaştı?
Onlar “binlerce Cami’in yıkılması” için mi savaştı?
Onlar “din derslerinin kaldırılması ve yerine darwinizmin okutulması” için mi savaştı?
Onlar “Batum, Musul, Kerkük, Halep, Oniki Adalar, Batı Trakya vs. gibi vatan toprakları düşmanın olsun” diye mi savaştı?
Onlar “Kur’an okumanın yasaklanması” için mi savaştı?
Onlar “Başörtüsü yasaklansın” diye mi savaştı?
Onlar “Türkçe kelimeleri atıp fransızcadan kelimeler almak” için mi savaştı?
Onlar “Islam yazısını atıp düşmanın yazısıyla yazmak” için mi savaştı?
Onlar “Gökten indiği sanılan kitaplar bizi idare edemez denmesi” için mi savaştı?
Onlar “yunanın yaptığı mezalim yanlarına kâr kalsın” diye mi savaştı?
Tabiki hayır! Tam tersine… Bunları muhafaza etmek için savaştılar. Onlardan sonra birileri kalkıp ihanet ettiyse, elbette bunu tenkid ederiz ve bu asla onların kemiklerini sızlatmaz. Bilakis onları mutlu eder. Biz, Müslüman Ecdadımızın uğrunda harp ettiği şeyleri müdafaa ediyoruz. Bize karşı çıkanlar acaba neyi müdafaa ediyorlar?