chp'ye genel başkan olmak için aday olmuş isim. adaylığı komik çünkü bir siyasi hareketin başını çekecek potansiyelde insan değil balbay. cezaevinden çıktı kaç kere konuştuğunu gördük? ben görmedim hakkı yenen adam hakkıyla ilgili konuşmazken bir parti başkanlığını yapması zor. kılıçdaroğlu destek oldu ona rağmen aday oldu lafları komik. ne yani ömrü boyunca biat mi edecek bu adam kılıçdaroğluna? beğenmiyorsa kılıçdaroğlu'nun yanlış yaptığını düşünüyorsa elbet aday olacak. ne sığ düşüncelere sahip insanlarsınız. evet.
kumpasla cezaevine yatırıldığı dönemde kendisine destek çıkan, onu milletvekili yapan kemal kılıçdaroğlu'na karşı chp genel başkan adayı olarak çıkınca, gazeteci ismail küçükkaya tarafından eleştirilmiştir. balbay da ona ben nankör değilim demiştir.
ikili yarın sabah fox tv'de çalar saat programında buluşacak ve balbay kendini savunacaktır.
2 Ocak 2014 tarihli köşe yazısında "Türkiyede hukuk ne yazık ki bir yabancı dil düzeyinde biliniyor. Özellikle iktidar çevrelerinde bu yabancı dili bilenlerin de bir kısmının telaffuz sorunu var. Bir kısmının kelime hazinesi birkaç yüz sözcüğü geçmiyor. Çoğu da çevirmen kullanıyor." şeklinde bir tespitte bulunmuş ve ne iyi etmiş gazeteci-yazar-milletvekili.
yazarın, cumhuriyet gazetesi gündem köşesinde 17.04.2007'de yayınlanmış yazısıdır;
--- alıntı ---
14 nisan cumhuriyet mitingi, sol icinde akp hukumetiyle sekillenen bir ayrismayi da gun isigina cikardi. su noktayi bir kez daha vurgulayalim; 14 nisan mitinginin sagi solu yoktu, tum turkiye vardi. soldan bu mitinge kimi farkli bakislar oldu. toplumla arasina "10 aralik" koymus kimi hareketler mitinge de mesafeli durdular. bu gelismeler bizde ister istemez iran'a molla rejimi nin getirilis surecini animsatti. sah rejimine karsi cikan mollalar, solcularin sistem karsitligini cok iyi kullandilar. iran'dan birkac kilometre tasi animsatalim:
70'lerin ikinci yarisi sah karsiti gosteriler yogunlasti, islamcilarla solcular ortak cephede yer aldi. sah'i devirip demokrasi getireceklerdi.
uye sayisi milyonu asan iran komunist partisi (tudeh) yonetimi, mollalara iki isim yakistirdi:
ilerici din adamlari, devrimci islam.
16 ocak 1979'da sah, iran'i terk etti. 1 subat'ta humeyni tahran'a dondu, 1 nisan'daki halkoylamasinin tek maddesi vardi:
o kosullarda hayir cikmasi olanaksizdi. solcular hâlâ uyanmamisti!
***
bir yil sonra subat 1980'de humeyni, uzerine kucuk bir yetki aldi:
tum yargi atamalarini yapmak!
nisanda "islam kultur devrimi" paketi kabul edildi.
artik baska kultur yoktu.
ve sol uyandi!
tum universitelerde eylemler yapildi, karsi cikildi. mollalar buna cok demokratik yanit verdi:
"universiteler iki yilligina kapatilmistir."
bu zaman diliminde universitelerdeki molla rejimine karsi cikan tum ogrenciler, ogretim uyeleri ayiklandi.
1983'te son darbe indirildi:
tum tudeh yoneticileri tutuklandi.
o surecte iran'da molla rejiminin kiyimina ugrayan solcu, aydin sayisinin 2 milyon oldugu tahmin ediliyor.
kadinlar icin ayri bir pencere acalim...
mollalar ilk gunlerde basi acik kadinlara dokunmadilar. biraz guclenince devlet dairelerinde kara carsaf sart dediler. kadinlar buna gulup gectiler, olur muydu oyle sey? bu yasanin cikma arefesinde tahran sokaklarinda tumu kadin 50 bin kisi yurudu.
rejimin ikinci yilinda devlet dairelerinde, sokaklarda, ozel isyerlerinde, kisacasi hicbir yerde basi acik tek kadin kalmamisti. basi kapali ama ojeli oldugu anlasilan kadinlar, rejim muhafizlari pasdaranlar tarafindan sari renkli minibuslere goturuluyor, elleri ici bocek dolu posetlere sokuluyordu.
***
turkiye iran olur mu?
olmaz ama, iran'a benzer baska bir turkiye ile karsilasabiliriz. iran'dan kacabilen solcularin ortak soylemlerinden biri sudur:
"alistira alistira geldiler. bir taviz kopardilar mi, aldiklari taviz sanki yillardir uygulamadaymis gibi dogal karsiladilar, hemen yeni taviz pesine dustuler. kisa sure sonra itiraz etmeyi unutan insanlar haline geldik. artik sagci, solcu, milliyetci, liberal yoktu, iyi musluman-kotu musluman vardi. bunun olcusunu de mollalar koyuyordu."
akp doneminde gerek alistira alistira, gerekse dayatilarak gundeme getirilen kimi degisiklikleri soyle bir dusunun...
sanki kosullar benzer bir surec yasadigimizi gosteriyor.
erdogan ab'ye soyle seslenmedi mi:
"bizi yormayin, almayacaksaniz soyleyin, kendi yolumuza gidelim."
Ergenekon iddianamesinin ruhu neyse, KCKdaki ruh da o. Madem ben milletvekiliyim, bu sorunun üstüne gitmek benim görevim.
"ABD'ye henüz davet almadım. Freedom House başta olmak üzere ABD'deki pek çok kuruluşun Türkiye'deki gazetecilerle ilgili çalışma yürüttüklerini biliyorum. Doğrusunu isterseniz kişisel bir davet almam gerekmez. Evrensel olarak gazeteciliğin sınır tanımayan bir meslek olarak özgür oluşuyla ilgilenilmesi gerekir. Doğrudan benimle ilgilendiklerinde tabii kendimi kişi olarak daha güçlü hissederim. Basın özgürlüğüne ilişkin bir sorun yalnızca o ülkenin sorunu değil diğer ülkelerin de sorunudur. Bu tür özgürlüklerde müdahale olduğunda buna müdahale etmek Freedom House güvencesi altında evrensel bir sorumluluktur diye düşünüyorum...."
Mustafa Balbay
13 Aralık 2013
***
Freedom House kimdir?
Freedom House Amerika'nın "think tank" diye tarif ettiği örgütlerden birisidir.
"Think tank" örgütlerinin içeriğini Amerikalı eski askerler, istihbarat elemanları, emekli dış işleri yetkilileri, CIA eski istasyon şefleri oluşturur.
ABD adına başka ülkelerde araştırma, inceleme ve yönlendirmeler yaparlar.
Bu tarz örgütler, "insanlık yararına çalışıyor" mesajı verirler. Bu kapsamda projeler hazırlayarak da esas görevlerini kamufle ederler.
Bu tarz örgütler sayesinde ABD, bir çok yere çok daha kolay ve dikkat çekmeden girebilir.
Freedom House, Türkçesi: Özgürlükler Evi.
1941'de Amerika Birleşik Devletleri'nin 32. başkanı Franklin D. Roosevelt tarafından kuruldu.
Bu örgüt, kendi not sistemi ile ülkelere özgürlük karnesi verir.
Notlama şu şekildedir:
1 ila 2,5 arası: Özgür
3 ila 5 arası : Yarı özgür
5,5 ila 7 arası: Baskıcı rejim.
Freedom House'a göre ülkelerin kalkınmaları ve daha özgür olmaları için toplumların cesur erkek ve kadınlara ihtiyacı vardır. Fakat bu gelişme aşamasında "dışarıdan gelen destek"in de çok katkı sağladığını ve sağlayacağını düşünür.
Amaçlarını "Demokrasi" , "Özgür Medya", "Bağımsız Yargı" başlıkları ile açıklar.
Özellikle de notu düşük olan ülkelere başta demokrasi getirmek amacıyla çalışır.
Bu demokrasiye ihtiyaç* duyan ülkeler, ne tesadüfse genelde ya yeraltı zenginlikleri bol olan ya da yönetimsel olarak NATO, IMF karşıtı olan ülkelerdir.
En az Amerika'nın niyeti kadar masum, iyi niyetli ve özgürlüklere saygılı bir örgüt Freedom House.
Tabii bu tarz örgütlerin amaçlarını dinlerken ABD'nin demokrasi getirdiği ve "özgürleştirdiği" ülkeleri düşünmekte fayda var.
***
"Ben CHP ilkeleri doğrultusunda iç barışa varım. Ama böyle bir açılıma yokum!"
Mustafa Balbay - 10 Aralık 2013
"Çözüm sürecinin başlamış olmasını önemsiyorum. Katkım olursa sevineceğim."
Mustafa Balbay - 16 Aralık 2013
BDP'li vekillerin bırakılmamasına üzüldüm. Yarım sevincim biraz daha yarım.
Mustafa BALBAY
16 Aralık 2013
***
içeriden çıktığından beri hep bir "iç barış" vurgusunu yapıyorsun ya sayın Balbay.
Hani Fox Tv'de "Apo çıkmalı mı?" sorusuna "Toplum bunu kaldıramaz ama kaldırmalı" diyorsun ya,
Yapay bir barış için ayrıştırma yaratılmasını destekliyorsun ya,
Bu açıklamalarını okuyan Balyoz ve Ergenekon tutsakları, başta Fatih Hilmioğlu ve Engin Alan olmak üzere,
ne düşünüyorlardır acaba senin hakkında?
tahliyesi sevindirmiştir.
ama...
bir aması var bu işin!
"karamanın koyunu sonra çıkar oyunu" diye boşa dememişler!
amaç suçsuz bir insanın yargılaması sonuçlanana kadar tahliyesini sağlamak mı?
tutuklu bir milletvekiline milleti temsil hakkı vermek mi?
yoksa
pkk ile yapılan pazarlık sonucu bdp li milletvekillerini serbest bırakmak mı?
yandaşlar "yeni anayasa meyvesini verdi çok da iyi çok da güzel oldu" şeklinde gazladığına göre bugün yediğimiz hurmanın acısı yakında çıkar.
Kaybolan 5 yılının hesabını kimse veremeyecek o ve onun gibiler bu hükümetin vicdan azabı olsun. Annesini babasını evladını eşini görmediği hergün azap olsun. Nihayet dışarıda tam olmasada özgür. Artık mecliste yerini almış chp milletvekili. Hoşgeldi sefa geldi.
5 yılla ucuz kurtulan darbeci.
ha tam olarak kurtulmuşta saylımaz gerçi, zira bu bir beraat değil, tahliye.
darbeci sistem kırıldı, kendisinin hizmet ettiği elemanlar çürüdü.
dolayısı ile artık vasıfsız darbecidir.
kendisinin hizmet ettiği postalcı zihniyet asardı. bu kadarla kurtardığına şükretsin.
o değilde şimdi "zafer kazandık, mücadeleye devam, şimdi görecek ak parti gününü!" kafasına da ayrıca hayranım.
aynılarını ilhan cihaner içinde demişlerdi. hatırlayan yoktur, zira bu cehape kafası bulanıktır. anca dünü hatırlar, hatırlatayım.
ilhan cihaner de bu darbecilerin değnekçisiydi, gelen emir üzere hukuku ve haddini aşarak hakkında "vatana ihanet dışında yargılanamaz " kesin hükmü bulunan cumhurbaşkanına dava açmaya cürret etmiş, açtığı dava "münasip şekilde" kendisine iade edilmişti.
sonrada kendisinin nasıl bir cehape amigosu olduğu ifşa olmuş ve tutuklanmıştı aynı balbay gibi. onun içinde böyle "çıktığında akp yi bitirecek" dediydiler... hani? pıfff uçtu gitti o balon.
adını hatırlayan yok şu anda. zira cihaner ve cihanerin hizmet ettiği darbeci hücre çökertilmiş. cihaner de ıskartaya çıkmıştı. o yüzden dışarda olmasının bir önemi yok. aynı durum şimdi balbay içinde geçerli.
ek olarak, "pardon" suçsuzlar için denir. hainler için değil. ahmet necdet sezer affettiği pkk lılar için pardon demediği gibi balbaya da pardon gerekmez. aynı profildeler sonuçta.
olay aslında bunlar değil. Hepsi kurulu bir düzenin oyunu. bizler de modern köle. bunların hiç birinin birbirinden farkı yok. suçsuzdu bilmem kaç yıl ceza aldı sonra tak diye çıkıverdi. ehehe yemeyin bizi ya. abi bu kadar mal mıyız biz bunu yiyor muyuz gerçekten? bu kadar mıyız? hiç mi geniş düşünmesek mi?
ergenekon davası kapsamında 4 yıl 277 gündür tutuklu bulunan güzel insan mustafa balbay'a tahliye kararı çıktı.balbay çıkacak, özgürce yazacak! demiştik... şimdi hem yazacak, hem konuşacak, anlatacak... gerçekleri, geleceği, cumhuriyeti, vatanı, çağdaşlığı, laikliği, dirliği, birliği, bütünlüğü... yazmakla bitmeyecek konuları anlatacak, anlatacak, bıkmadan, yılmadan... içeridekileri bir an bile unutmadan...
meclis'ten önce halka yemin etti
özgürlüğe merhaba dedi,:
içeride gelecek biriktirdim.
bu daha başlangıç mücadeleye devam.
Haksız yere yaklaşık 5 yılı çalınan ve geç te olsa tahliye edilen gazeteci ve milletvekilidir. Ancak bu tahliyenin abdullah öcalan'ın önce ev hapsine alınmasına, sonra da affedilmesine yönelik yeni bir planın parçası olmasından endişe ediyorum. Bu endişemi gazeteci, yazar Banu Avar bugünkü facebook sayfasında şöyle belirterek dile getirmiştir:
"Ardarda tahliyeler gerçekleşeceğini söylemek, falcılık olmayacaktır. Davullar, zurnalar, sevinç gözyaşları arasında 'tahliye'ler gerçekleşirken, TAKAS ufukta belirecek ve belki de yaratılan sevinç dalgasında fazla tepkiye neden olmadan 'ev hapsine' alınan bir cani 'dikkatlerden' kaçacaktır. ABD'nin en usta olduğu iş 'yumuşak harekat'tır. Ülke çıkarlarını savunanların ağzına KiLiT vuracak biçimde harekat gerçekleştirilir. Batı hedefine kilitlenmiştir ve buna yönelik MANEVRALARI en usta yollardan giderek gerçekleştirmeyi iyi bilir.
Bu günler, Türkiye siyasetinde 'değişim dönüşüm' rüzgarlarının hızlı estiği günler..ABD istihbaratı kalelerinden Brooking Enstitülü Kemal Derviş, YCHP'nin yelkenlerini şişiredursun, Edelman'lı, Abromowitzli Vamık Volkanlı heyet, bıkkın Türk milletine gaz verecek ve 'SiSTEM'in devamını sağlayacak 'hava'yı Türkiye'ye üfleyecektir... Bir seçim arifesinde 'AKP'nin ekmeğine yağ sürmeyelim' diyenlerin çoğaldığını onlar da görüyor ve fırsatı değerlendiriyorlar... Şapkadan yeni bir 'tavşan' çıkacak.. Ve o tavşan diğerlerinden farksız olacak! Yani, yeni anayasasıyla, federatif yapısıyla, Osmanlı modeliyle 'Kürdistan'ıyla Lazistan'ıyla ve GENEL AF'la salınmış canileriyle 'yepyeni' bir Türkiye. Demedi demeyin!"
Son olarak bu sayfada yapılmış en iyi yorumu paylaşıyorum:
"Bati kincidir. Unutmaz, kendini kuvvetli, karşısındakini aciz gördügü an affetmez. Sanmayın ki Haçlı seferleri unutuldu. istanbul'un Türklerin eline geçtigini oturup seyrediyorlar. Sevr'i onlara iade eden Atatürk'e "Aferin iyi yaptı" diyorlar. Bunlarin hepsini getirip bir gün bu halkın önüne koyacaklar. Peki bu halk ne yapiyor ? Kendini kandıran politikacıların yalanlarına kanarak gelecek nesillerine karanlık, bağnaz, bilimden uzak, çağdas olmayan bir gelecek hazırlıyor. Bugün affedilen Balbay'ın ve diğerlerinin neden içerde senelerce suçsuz bir sekilde tutuklu kaldığını sorguluyamayan bir halka bakalım daha hangi senaryoları, normal bir şekilde kabul ettirecekler ?
evet balbay dışarıda. evvela kendisine ve aile yakınlarına geçmiş olsun. bende hayallerin solduğu bir anda çıkmıştım dışarıya, neyse.
bu olay, cemaatin son günlerde ki yanlışlığına karşı ciddi ve doğru bir adımdır. ergenekon yapılanmasına dair belli bir süreçteki şişkinlik, yayılma; hükumetin en tepesinden, reisi cumhuruna değin tepki çekmişti.
üstüne üstlük k.c.k. göz altına alınmasının techir, toplama kampı görüntüleri; yakın zamanda paris, oslo, mit operasyonlarının mevcut iktidarın temellerine yönelik eylemlilik olması ve en kötüsü gezide o meşum yangın-toma girişminin gizi aralanmakta. bilgi sayarlara mütecaviz virüs yakalanmıştır. ülkeye geçmiş olsun.
şu anda beklenen tek şey c.h.p. dahil muhalefetin çözüm sürecine dair dillerinin iyileşmesi önemlidir. devlet barış yolunda istemsiz hatalarını tamir edecektir. etmektedir. taraflar gelişmeleri soğuk kanlılıkla takip etmelidir.
Tutuklanması, mahkümiyeti ve tahliyesi malesef Türkiye'de yargının siyasallaştığının en büyük örneği... Bu adam suçlu ise niye bırkatınız niye milletvekili olmasına izin verdiniz. Yok eğer suçsuz ise 5 yılını niye çaldınız , karısına , anasına, babasına çocuklarına ne diye işkence ettiniz...
en çok da ailesiyle buluşmasına, anasına babasına sevindim.. adalet sen ne güzel bir meleksin, sık sık gel, hatta hiç gitme,, bu memlekete en güzel sen yakışırsın..