amanin diyerekten gördügüme cok sevindigim canim, babishim. her daim muhabbette olmamiza ragmen sözlükte görmeme sevindim yine de. burda da beynimi yiyesice yazar. *
annesini tanımasam, şekerci mi anan senin diye soracağım yazardır.*
döndüğüne sevindiğim, ama zaten benim hiç kaybetmediğim, iyi ki musimsin, iyi ki missinim dediğim canım. **
3 metre uzaktan tanınabilme özelliğine sahip bir afettir kendileri. bıcır bıcırdır, hep pozitiftir, arada hüzünlenir ama hüznü bile hemen bitecekmiş gibi gelir, yağmur sonrası gökkuşağı hissi uyandırır. sabahlara kadar konusulur ama asla sıkmaz, asla doyulmaz sohbetine. yokluğu hissedilir, özlenir.
tanımadan sevdiğim*, tanıdıkça hayran olduğum*, birçok ortak nokta bulduğum, benim gibi düsünen, benim gibi hisseden, her şeyin en iyisine layık, annesinin bitanesi, mys'ının biriciği. ayçöreğim, musim, benim için en kıymetli insanlardan...
artık eğlenceyi başka yerlerde arayacak olan yazardır. hatta yazmazdır, zamanında "ahan da buraya yazıyorum, bundan sonra hakkaten yazacağım" demiştir ama yine de bi s.kim yazmamıştır.
bu sözlükten edindiği bir sürü dostu, çok özel insanlar vardır onun için. bu sözlüğün hatırlattığı çok özel insanlar...
arkamdan "madem gidecekti ne diye buraya bunları yazıp şaklabanlık yapıyo" denmeyeceğini de biliyorum. çünkü kimse gittiğimin farkında bile olmayacak dostlarım hariç. ben çok büyük bi kayıbım ayaklarıyla bokuma cila verecek halim de yok çünkü değilim. istediğim son kez, belki de ilk defa bu kadar samimi bir şekilde yazmak buraya, arkadaşlarıma onları ne kadar çok sevdiğimi söylemek.
öncelikle kimi zaman beğenilerini, kimi zaman da eleştirilerini nazik bir dille bildiren bütün yazar arkadaşlarıma teşekkürler. çok sinirlendiğim ya da aksilendiğim zamanlarda bile bana karşı olan kibar tavırlarını ve sabırlarını korudukları için.
canlarıma. radyo yayınlarında kaprislerimi çeken, "yaa bana ne ben bu şarkıyı isterim" diye tutturduğumda beni kırmayıp, başından savmayıp isteklerimi çalan, çenemin iki dakika bile durmamasına tahammül eden, hatta ve hatta sarhoş muhabbetimi çeken tüm dicilerime...
ve dostlarıma...
sabahlara kadar derdimi dinleyen, o tencere ben kapak bi tanecik kardeşim limon cicegi kolonyasi na,
beyefendiliği ve kibarlığıyla, zaman zaman beni hayrete düşüren abberline kankama,
canım babişim, kafası kızınca küsenim, yeri geldi mi sevenim kopush a, *
radyoda babişimin başına beraber bela olduğumuz, akıl verenim, gaza getirenim güzel gözlü mystery ye,
farklı fikirlere sahip olan insanların nasıl da sorun yaşamadan dost olabileceğinin en büyük kanıtı rosencroix ya,
vili abim, pelit turşularına hayran, ne istesem bulup buluşturup çalan imhotep e,
mutlu olmam için belki benden bile çok didinen, hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeceğim körebedehepebe ye,
kendi güzel, yüreği güzel, bu sözlükteki ilk dostum missbee ye,
ses getirmiş zirvelerin değişmez vantilatörü, aman pardon organizatörü selebiriti dedikleri, ama benim için içi yenmiş kabuğu kalmış bir karpuzdan çok daha öte olan karpuzkabugu na,
tuciii imdaaat diye her bağırışımda sesime gelen, moralimin elinden tutup ayağa kaldıran, geceleri özel mesaj yoluyla tacizlerime sesini çıkartmayan tucimania ya,
yüreğinin temizliği yüzüne vurmuş, üç karatlık pırlanta kıvamındaki insan fatal a,
dert anası gibi beni dinleyen, paylaşan, canım hemşom tatlı su levregi ne
ve son olarak, bana çok şey öğreten, çok şey paylaştığım, çok sevdiğim ve benim için yeri hep çok özel olacak canada dry a...
uzun zamandan beri dusundugum, guzel birseyler yazayim basligina diye ugrastigim yazar.
bana bugunun isini yarina birakma sozunu bir kez daha dogrulayan yazardir ayrica*. ona entry yazacagima dair taa ne zaman soz verdim. birazdan yazarim, yok yazarken sunu sunu diyim derken benim icin de gitme vakti gelip catti. bu entryi yazmak icin surem oldugundan ne yazik ki kisa tutmam gerekiyor. 24-mart-2007 de radyo uludagdaki bir yayinda tanismistim, ablam sayesinde. iste bu cumle ile baslayacaktim guya entryme ve nisan ayindaki bir konusmamizla nasil da yakinlastigimizi anlatacaktim ama kismet degilmis.
birincisi, iyi ya da kotu bir sey oldugunda, olayi anlatmaliyim diye dusundugum ilk kisi. hani tencere yuvarlanmis kapagini bulmus derler ya, bizimki de o hesap.
ikincisi de, turkiye'ye dondugumde yuzyuze sabahlara kadar oturup konusmak istedigim, calan sarkilarda karsilikli gobek atmak istedigim tek kisi. *
seni cok seviyorum.
rahatsız olmasına rağmen çileler çekip taksim'den tophane'ye kadar bize eşlik etmiştir helal olsundur. uzun bir aradan sonra gördüğüme de çok ama çok sevindim. her bakışıma bir anlam yükledi ama olsun...
annesi iyi ki dogurmus onu, o da iyi ki sozluge gelmis, ben de iyi ki tanismisim onla. buradan kendisine bir tefal clipso* bir de koccaman opucuk yolluyorum.
unutmadan tanim: bana kullanilmayacak sozcukler listesi hazirlayan, iyi de yapan yazar.*
hiç muhabbetimiz olmamamış olması doğum gününü kutlamama engel değil.. ömür boyu mutlu olursun umarım... umarım... tanımıyorum da, ne demek lazım ki şimdi? tamam, joker kelime her zamanki gibi mahmut. doğum günü kutlu olsun mahmut'u.
edit: babam bana sözlüğe ilk girdiğimde, bol bol doğum günü kutla ve yazacak hiçbir şey bulamadığında mahmut yaz diye nasihat etmişti de. o bakımdan. *
bildiğin ayçöreee. küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk da denebilir. muhabbetine, karizmasına, verdiği akıllara* kurban olunası, hem güzel, hem olgun, hem çıtır yazar.
"doğum günü kutlu olsun, en güzel günler onun olsun" yazarıdır.*
doğum gününü kutladığım, hanımefendiliği, karakteri, renkli üslubuyla, tanıdığım için her zaman çok mutlu olduğum yazar. yazar değil aslında, kankam. kadehleri tokuşturacağımız nice yıllara, hep mutlu ol.
iyi ki bu saatte ugramışım sözlüge de dogum günüsü oldugunu ögrenmişim.
herkeslerin yazdığı gibi dünya tatlısı olması haricinde çok olgun bi kişilik benim musim, üzerimde sakinleştirici bitki çayı etkisi gösteren tek varlık o. *
inşallah hep mutlu ol, sağlıklı ol, hayatının erkeğini bul, yok ya da o seni bulsun, sonra bi de bebek, ne kaldı ki başka di mi ama. **