ahmet hakan'ın tarafsız bölge canlı yayınında celal kolot tarafından hak ettiği ayarı canlı canlı almıştır. afiyet olsundur. ( sözde gazeteci ve güya beşiktaşlı olan murat çelik tabii ki )
güya gazeteci ve sözde beşiktaşlı olanından bahsediyorum, müzisyen murat çelik'ten değil. bu arkadaş bugünkü konumunu ( bir gazetede yazıyor olabilmesini ) tamamen beşiktaş'a borçludur.
bir zamanlar gerçekten çok sevdiğine inandığım beşiktaş'a.
lakin artık kulübüne ihanet etmektedir. o artık beşiktaşlı ve gazeteci murat çelik değil, sadece yıldırım demirören yancısıdır. yd'den nemalanacak diye beşiktaş yönetimindeyken kulübü felakete götüren kararlara ses çıkarmamış, aksine köşesinden tüpçüyü mütemadiyen aklamıştır.
kendisini uyaran kalpten beşiktaşlılara aldırış etmemiş menfaatinin kirli yollarında yürümüştür.
bugün de aynı şekilde devam etmektedir. haya etmeden köşesinde bir de '' keşke '' dip notu ile felsefe kasıp el aleme akıl vermektedir.
yazık bir insandır, sadece beşiktaşlı değil hangi takımı tutsa o takımın diğer taraftarlarına acı verecek kalibrede bir kişidir.
gazeteciliği de hayli vasattır da diğer özelliklerinin yanında ehemmiyeti kalmıyor. sevdiğine ihanet edenden hayır gelir mi ?
nam-ı diğer Tutsak Kahraman. Seyyah,Su Düşleri ve Aşkın Elif Hali gibi 3 muhteşem albümü vardır.. Aynı zamanda Aşkın Elif Hali adında bir şiir kitabı ve Gülziya adlı bir romanı olan düş sokağı sakini. Gerçek sanatçı diyebileceğimiz nadir insanlardan biri. bir zamanlar trt1 de bir programda sanatını icra etmişti değerli abimiz.
eski beşiktaş yöneticisi, star tv ankara çalışanı, iyi bir beşiktaş'lı. genelinde iyi bir abimiz olmakla birlikte twitter'da aktifleştikçe burnu kalkan tayfadandır malesef.
twitter'da bu kadar popüler değilken sorduğunuz her şeye veya attığınız her mention'a cevap alabilirken, şimdi 10 tane sorup belki 1 cevap alabiliyorsunuz..
Aşkın elif halini, Gülziyayı yazmış adamdır. Nurcu değildir. Susmak kendisine yakışır. "aklınızla kalbinizin kesiştiği yere dikkat edin. Bir elimizde o kaldı" demiş, modern zaman dervişiliği payesini tarafımdan almıştır efem... 'öff ne çok konuştum, biraz da sen sus!' cümlesini kurmuştur bu arada...
1 buçuk sene önce izmitte verdiği konserinde sohbet etme fırsatı bulduğum müthiş söz yazarı ve sanatçı.
o kadar alçak gönüllüdür ki, ara verdiğinde yanına gittim ve sevdan bir ateş şarkısını beraber çalabilir miyiz dedim, "benden daha iyi çalacağına eminim, şarkıyı unutmuş olabilirim" demişti. şarkı sözlerini unuttuğunda utanarak " bi insan kendi yazdığı sözleri nasıl unutur anlamıyorum" demiştir. pek güzel bi insandır.
murat yılmazyıldırım sayesinde değeri bir kez daha anlaşılan, üstad ı muhterem. programlara çıkıp kendisini rezil etmiyor. kemikleşmiş bir dinleyici kitlesi var. kitaplarını satın alan duyarlı hayranları var. ona bunlar yetiyor. yılmazyıldırım gibi popüler olmaya ihtiyacı yok. murat çelik 2 masaya şarkı söyleyecek kadar gerçek bir sanatçıdır. sadece sanatını icra ediyor. müzik kalitesi olarak yılmazyıldırım dan çok daha iyidir. yani kısacası adam gibi adamdır. neyse o dur. sahtekar değildir.
üstüste dinlenmemesi tavsiye edilen müzisyen. zirâ onu fazla dinlemek kişinin aşırı dozda melankoliyi damardan alarak altın vuruşu yapması anlamına gelir. ruh, kısım kısım gömülür başıboş bir yalnızlığa ve ne zaman ki o susar, artık bekleme vakti gelmiş demektir. sonu belli olmayan karanlığa atılan ruh bekler, bekler, bekler... çünkü, ya dibe vuracaktır ya da kıyıya...
düş sokağı sakinleri iken murat yılmazyıldırım ile birlikte sesini seviyordum ama solo olarak dinlemeyi pek sevmediğim sanatçı. yine güzeldir. düş sokağı esintileri vardır.
en başarılı solo albümü için;
(bkz: su düşleri)
bu albümün can yakan açılış şarkısı için;
(bkz: beyoğlu'nda bir öğle vakti)
3 solo albümü başarılıdır başarılı olmasına da su düşlerinin müzikal mana da yeri ayrıdır. her albümünde farklılığa yelken açıp kendisini yenilediği kanaatindeyim, fakat dinsel kaygı içinde tasavvufu tarzına çok fazla yedirdiği için son iki albümü bir su düşleri bütünselliğinde olamadı. seyyah'ta sözlere çok önem veren bir şarkı sözü yazarının albüm kartonetinde sadelikten başka hiç bir şey yoktu. özel bir albümdü biraz o. sade, duru içe dönük, doğuya yaslanmış. 3. albüm caz etkilenimleri içinde tasavvufu kaygısal zeminde sunuyordu bünyelere.
ilk albüm eksiksiz bir başyapıttır bu haliyle. 99'da çıkmıştır, candır, canandır.
diğer murat çelik'in pentagram'dan baterist cenk'le kotardığı ran grubunun tek albümü de dinlenilesi. albümün ilk şarkılarındaki hardn heavy hava sonlara doğru dağılıp yumuşuyor. bence biraz fazla yumuşuyor ama olsun. başarılı bir çalışma kesinlikle.
murat çelik'leri birbirine karıştırmamalı.