ideolojik olarak emrah serbesgillerle ile ahmet kekeçgiller arasında sıkışıp kalmış, daha çok kekeçgillere yakın ve buna rağmen en ufak bir devrimci olayda serbesgilci tarafa atlamak suretiyle popülistleşebilen bir yazar.
bu başlığın geçmişine bakarsanız kendisi hakkında övgü dolu ifadelerim mevcuttur. lakin bu övgüler romanları ve edebi entelektüelliği içindi.
kendisine diyeceğim şudur; hem iktidarcı olup hem iktidara karşı ayaklanmış bir harekatın övgücüsü olamazsın. edebi, sanatsal cümlelerin, felsefen, siyasi liboşluğuna kadar iyiydi lakin artık mide bulandırıyor.
romanlarina diyecek yok ama gezi olaylarinda popilist davranmiş gerçekleri çarptirmiştir bu da onun muhafazakar yapısına uyuşmamiştir.
kısaca ahmet kekeç gönüllere tercuman olmuştur.
tarantino tarzı kitap yazan kişidir. karekterlerin isimleri ile sözlüğe kayıt yaptırsa bildiğin hiç entry girmeden karma yükseltir. affili filintadır ve garage diye bir dergide yazıları da vardır.
kesinlikle senaryo yazması gereken kişidir. sinema yanlız gelsin guy ritche çeksin çok uzak değildir murat menteşin kalemi ile onun kamerası birbirine.
neyse velhasıl kelam kelimelerle oynayan kitap yazarıdır.
cümle mühendisidir kendisi.romanlarını okudukça okuyasanız gelir,karakterlerini okudukça başlarına gelenleri betimleyeseniz gelir.bana kalırsa korkma ben varım romanı başyapıttır ve umarım roman yazmayı hiçbir zaman bırakmaz.
bir kitabında edebiyatı şu şekilde övmüş, diğer sanatlardan üstünlüğünü dile getirmiş yazardır: "Allah bir kitap gönderdi. Bir fotoğraf albümü, bir ezgi notası, bir melodi, bir yağlıboya tablo, bir sinema filmi değil."
akıcı üslubu bitmek bilmeyen temposuyla kitapları günümüz dünyasının hızına yakın, ağır aksak klasik rus romanlarının ve bizde bu ara çok moda olan ağlak cıvık cıvık aşk kitaplarının yanında roket hızında okutan yazardır.
iftaralar atılan , linç kampanyalarına hedef gösterilen yazar ve aydın kişisidir. Tek suçu doğruları söylemek olan bir adam köşe yazarlığı bıraktırıldı.
Ha bu kadar harika bir üslup ve zihinle menteş kaybetmez orası ayrı.
iyi bir romancı. ama iyi bir müslüman değil. çünkü müslüman dediğin adam bu kadar çok yüzlü olmaz. tavrı, cephesi ve düşmanları bellidir. sen yazılarında barış çığlıkları at, birlik mesajları ver sonra da kalkıp sırf seni eleştirdi diye adama telefonda tehditler yağdır. bunun adı mürailiktir.
o yüzden, veda yazısının sonuna "iyiydi be. Ha?" yazınca hiç duygusal olmuyor. yapaylık akıyor her yandan.
köşe yazarlığını, bilhassa siyasete girince kıvıramamış yazar kişisi. liberal muhafazakar zihniyetiyle hem yeni şafak gibi yamyam bir mecrada yazıp hem gezi eylemleri gibi olaylara destek verme arafında kalmış ve neticesinde beceremeyip bırakmıştır. bıraksındır da zaten, yapamıyorsa bırakması en iyisidir. romanlarına dönsün, yeni kitaplar yazsın. yeter ki beceremediği işlere el atmasın. bu kadar özgürlükçülük, bu kadar liberalizm bize fazla. pe ka ke yazısını da unutmuş değiliz.
not: ayrıca biz onun hasret gültekin'e benzeyişini sevmiştik. son zamanlarda garip garip kıyafetler, entelektüel olma çabasıyla takıp takıştırılan aksesuarlar, renkli çoraplarla falan iyice bozmuştu kendisini.
muhafazakar camiayaya bir ahmet hakan şoku yaşatmış, kırmızı pantullu, şallı kezbanların kahramanı. oldu bitti sevememedim zaten. son yazısında, ayşe arman'dan da özür dilemiş ve yeni şafak gazetesindeki köşesini bıraktığını açıklamış. artık hürriyet'te yazma devam eder.
olmadı gecelere akar, kırmızı şarap dener falan filan. ama kitapları çıktığında niçe şallılar tarafından alınıp twitter'larda, facebooklarda afişe edildiydi. iyi oldu çoh da güzel oldu tamam mı?
Kafirdir samimiyetsizdir dingildir. Bir donem hurriyetteahmet arsan takma adiyla yazilar yazmis ama tutturamamistir. Belki yine doner donme uzmani ahmet abisinin yanina.
yeni şafak gazetesinden bence kovulan kimilerine göre yollarını ayıran sözüm ona gazeteciymiş. yaw arkadaş o sakalla, o gözlüklerle, o uçuk renkteki kıyafetlerle sen yeni şafakta ne yapacaktın emekli mi olacaktın? bidefa tipten kaybediyor kendisi. o tiple bu sarıklıların, sakallıların arasında barınamayacağı belliydi yani. gezi olaylarının ilk günlerinde ntv'deki haber aktüel programına çıkıp ilk konuşma hakkını alan sonrasında sözalan bir yardımcı doçent abinin murat menteş'e yönelik bu arkadaş ne diyor anlamadım demesi olayın özetiydi aslında. gerçekten ne diyor bu arkadaş yahu?
geç tanışıp çok sevdiğim bir yazar. ruhi mücerret kitabını okuyup, şimdi de dublorün dilemması nı okuyor olduğum yazar. dili ve kurgusu çok çok güzel, şiddetle tavsiye edilir.
hem kemalistlerin hem dincilerin nefretini toplamanın yükünü kaldıramayan yazar.
ayrılmış gazeteden, zaten o gazetede bunca zaman yazması da şaşırtıyordu beni.
kalemi güçlü adamdır ama bu nefretle beslenen siyasi ortamda barınmak çok zor.