yuvarlak çerçeveli gözlükleri olan 74 doğumlu türk yazar.
bi ara samed karagöz'le tv programı yaptılar. (bkz: klark)
bi ara star gazetesinde röportajları yayımlanıyordu hala devam ediyor mu bilmiyorum.
roman yazar, şiir yazar. iyi kelime oyunları yapar. söylenmiş güzel lafları vardır.
'aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müzigini, coğrafyasını, edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor.'
'insan boş bir tüfektir ama bakarsın bir gün patlar.'
'elli yaşındaki bir adam kendini otuz yaşında hissediyorsa, yirmi yılını boşa harcamıştır.'
'gökle bir olmadıkça,yerle bir oluyor insan.' falan filan ...
hani insan bazen gökte yabancı bir cisim görür de gözlerine inanamaz ya, yanındakine "benim gördüğümü sen de görüyor musun?" diye sorar. ben de seninleyken gözlerime inanamıyordum. kulaklarıma inanamıyordum. vücudumdaki hiçbir hücreye inanamıyordum. kimseye soramıyordum da "benim gördüğümü sen de görüyor musun?" diye...
bütün kitaplarını okumak istediğim sıradışı yazar.
--spoiler--
insan kendi samimiyetinin altını çizmeye kalkıştı mı ister istemez üstünü de çiziyor. samimiyet mahremiyetle mukayyet olsa gerek.
--spoiler--
yazar görmemiş insanların yazar olarak nitelendirdiği değişik bişey... yeni şafak ve yan projelerinde boy da gösterdiğini de öğrendikten sonra kitaplarını masaüstlerinde sattığım günlere lanet olsun dedirten ve kimi taklitçi kimi popülarite peşinde kimi de aç yazarımsı insanlardan oluşan afili filintalar isimli sitenin kurucusu...
kitabın sonuna 'devamı 121. sayfada' yazmış zira akabinde 121. sayfaya döndüğümde bir sonuca varamadım. çözen varsa aydınlatın şu kardeşinizi a dostlar.
çok iyi bir yazar fakat çok kötü bir romancıdır. roman değil de deneme yazsa daha başarılı olur bence. onu çok iyi bir yazar yapan özellikleriyle çok kötü bir romancı yapan özellikleri aynıdır. örneğin karakter yaratmada başarısızdır. bir programda kitap okumayan insanlarla ilgili bir tartışma esnasında "dostoyevski okumamış bir psikologa mümkün değil, güvenmem" dediğini hatırlıyorum. böyle diyen bir romancı olarak karakter yaratmada bu kadar güdük kalması "şahane" doğrusu. hakkını yemeyelim karakter yaratamıyor demekten kastım farklı ağızlardan anlattığı metinlerdeki hikayelerin kahramanlarına bakıldığında cümle kurgusundan espri anlayışına, küfürlerinden centilmen tavırlarına kadar sanki hepsi aynı insanmış izlenimini uyandırıyor bir yerden sonra ister istemez. evet bir karakter yaratıyor eyvallah da isimler değişiyorsa da kahraman hep aynı kişi. bir de mesela, sallıyorum, göbekli diye tasvir ettiği insanı metnin ilerleyen bölümlerini okumaya devam ettikçe göbekli olarak hayal edemiyorsunuz bir türlü nedense. göbekli, şişman ve hantal insanın düşünüş tarzını ve tavırlarını yansıtmakta güçlük çekiyor anlatım ya da ben kıt anlayışlıyım. sıklıkla da detaylı tasvirlere girmektense şu yönetmenin x filmindeki y'nin ikizi gibiydi deme kolaycılığına kaçıyor çoğu yerde.
"Aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müzigini, coğrafyasını, edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor."
tnt'de estirmektedir şu dakikalarda. geleneksel ramazan şakşakçılarının ezberini bozarak anaakım medyada bir daha herhangi bir programa çağrılmamayı garantilemiştir kanaatimce. fakat doğru bildiğini, doğru olanı dile getirmiş, takdirimi kazanmıştır. aslansın.