çirkin bir iftiradır. mezhepleri bir kenara bırakalım ve düşünelim.ruh ve akıl sağlığı yerinde olan herhangi biri buna teşebbüs edebilir mi?böyle iğrenç bir iftira cahil-eğitilmemiş değil,cahil-insanlar sayesinde yayılmıştır.saçmadır.
olduğunu iddia edenlrin aileleri ile katıldığını düşündüğüm sıçmık. zira olduğunu düşünenler yapmadan nerden bilsinler. yoksa insan aklı inanmaz. ancak uygulayacak ki inansın. velhasıl sapık bir sunni inanışıdır.
kuzu bayramı olarak nitelendirilen, alevilerle ilgisi olmadığı düşünülen, evli çiftlerin katılabildiği, en az iki çiftin katılımı ve gece sapıklıklara varan eylemlere dönüştüğü rivayet edilen ve son derece gizlilik içinde yapılan bir tür ritüel.
alevilere iftira atmaya çalışan bir takım sahte müslümanlar ve cemaatçiler tarafından uydurulmuş bir yalandır. yıllarca bu insanları kürtleştirmeye çalışan veya dinsizleştirmeye çalışan ve onların oyunana gelipte aleviyim deyip ve hala ateist olanlarda günah işlemişlerdir. öyle ki bu insanlar hiç kendi soydaşı türkler tarafından değil yobaz bazı milletler tarafından dışlanmıştır.
osmanlı dönemimde, yanılmıyorsan yavuz selim dönemimde, alevilere yapılan katliamlar nedeni ile, aleviler; gece bir evde toplanır, kimse onları görmesin diyede mum yakarak ibadet ederlermiş.
bir insanın kendi kanından birine bakmak bırakın bir mezhebin yoluna başkoymayı, insan olmayı bile gerektirmez ki, anadolu halk kültürünü örmüş, bu kültürden gelen insanların hertürlü zenginliğinden yararlanmak varken, neden bu hayvanlık anlamış değilim.
öncelikle şunu açık seçik ifade etmek gerekir ki; sözde mum söndü çirkinliği, alevilere isnad edilen mesnetsiz bir iftiradır. alevi müslümanları ve alevilik kavramını kıymetten düşürmek ve birbirimize düşman gibi göstermek isteyen bazı dış güçlerin ve bunların içerideki yandaşlarının çirkin planlarıdır. ve asıl amaçları, ne yazık ki;cahil sünni müslümanları böyle bir iftira ile oyuna getirip, biz alevi canlarına karşı kandırma çabalarından ibarettir. mesele esasen, alevi & sünni müslümanlarının aralarına fitne sokup, birbirine düşman gibi göstermek ve kardeşi kardeşe kırdırma planlarından başka birşey değildir. halbuki olayın aslı astarı şudur;
toplumun her alanınında fitne çıkarmak isteyen kafir ve münafıkların bir çoğu alevi & bektaşi müslümanlarının aralarına sızmayı başarmışlar ve böylece çok rahat hareket edebildikleri bu zümrenin içinde gizli olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. bunu yaparken de, bir tasavvuf, sevgi, insanlık yolu(tarikatı) olan alevi & bektaşi inancını da farklı anlayış ve yorumlarla anlatmışlar, özünden ve hakikatından uzaklaştırmışlardır. son zamanlarda yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan ali-siz alevilik yine bunların başlarının altından çıkmıştır. provokatif olaylarla sürekli gündemde tutulan alevi-sünni gerilimi de bu islam düşmanlarının kullandığı malzemelerden biridir. insan ve dost canlısı, kalender bir islam yolu olan türk aleviliğini toplumun diğer kesimlerine karşı geren bu zalimler, türkiyedeki mezhep kaynakli cepheleşmeyi sürekli körüklemişler ve kiskirtmislardir. bu kısa ön bilgiyi verdikten sonra, meselenin izahına geçiyoruz;
cumhuriyet kurulduğu ilk dönemlerde devrim kanunlarının yürürlüğe girdiği, ve özel bir kanunla türkiyedeki bütün tekke ve zaviyeler kapatılmış olduğu herkesin malumudur. bu kapatılma içerisinde, alevi ve bektaşilere ait tekke ve dergahlar, yani bugünkü anlamı ile cem evleri de ortadan kaldırılmıştır. bu dönem içerisinde bilindiği gibi alevi dedeleri katledilerek veya sürgün edilerek, alevi kitapları yakılarak, dergahlar kapatılarak dini bir amaç için toplanmalar ve cem ayinlerinin(zikirlerinin) yapılması engellenmekte ve yapılamamaktaydı,çünkü yasaktı. bunun üzerine alevi müslümanlar da geceleri evlerde toplanıp, cem zikirlerini kimseden habersiz yapmaktaydılar. tabii yasak olması hasebi ile çok ciddi bir tarassut ve devlet baskısı vardı. her hangi bir evde bir cem ayini yapıldığı tespit edilse, hemen karakola götürülüp ya dayak atılır, ya da mahkemeye sevkedilirlerdi. bu yüzden, evlerde toplanıldığında dışardan belli olmasın diye perdeler çekilir ve çıralar(eskiden elle taşınan lamba) yakılırdı.
gelelim karalama olayına; yukarıda da bahsedildiği gibi, alevi köylerinde cem zikir ayinleri sorun olmadan yapılmaktaydı. ancak merkezlerde, özellikle alevi&sünni müslümanların iç içe yaşadıkları bölgelerde, birbirlerine karşı kışkırtılmaya, dolayısı ile bu iftira ve karalamalara çok elverişli bir ortam bulunmaktaydı. ve maalesef, islam karşıtları, yıllarca beraber yaşamış bu islam meşreplerini birbirine düşürüp, her iki tarafıda biri birine karşı kışkırtıp, siyasi ranttan tutun, menfi çok farklı amaç ve bölücü fikirlerle, toplum üzerinden rant elde etme ve kötü ahlakı yayma amaçlı, bu milletin değerlerine saldırmışlardır.
alevilik islamın mümtaz bir yoludur. dedelerin bir çoğu evlad-i resuldür, yani seyyidtirler.. dedelerin ve seyyidlerin soyları osmanli imparatorlugu devrinde, hatta cumhuriyete yakın zamana kadar resmi kayitlarda tutulmakta ve bilinmekte idi. ancak son 100 yıldır islam düşmanlarının bu kesime yönelmesinden sonra bu silsilede de karışıklılar olmuştur. devrim kanunları ile bu resmi uygulama da kaldirilmis, dedeler ve seyyidler gelenegine de ciddi bir darbe vurulmustur. o günden bu güne, pek çok ve çeşitli alevi ve bektaşi dernekleri, vakıfları kurulmuş; ve bir çoğunun başına, ne yazıkki bu ayrımcı zihniyetteki insanlar getirilmiştir. aleviler inançları ve değerleri ile oynanarak, istismara açık hale getirilmişlerdir. netice olarakta ortaya bir çok alevilik anlayışı çıkmıştır.
çoğu yahudi asıllı bu dış güçler ve içimizde yetiştirdikleri müslüman görünümlü münafıklar, alevilerin içine 19.-20. yüzyıldan itibaren sızmış, alevilerin güvenini kazanarak temel öğretilerini değiştirmiş, alevilik tarihi kitapları yazarak aleviliği asil kaynagindan saptırmaya calisarak, alevi gençlerin pek çoğunu kültürel ve dini değerlerinden kopararak, sonuçta da ne yazıkki bir çoğunu fanatik siyasetçi veya ateist haline getirmeyi başarmışlardır.
allaha ve peygamberine (a.s.m) ve onun ehl-i beytine (r.a. ecmain) inanan, müslüman alevilerin böyle çirkin şeylerle hiç ilgisi ve alakası yoktur. böyle çirkin bir iftirayı alevi müslümanlara yakıştırmak bırakın yalnız alevi canlarına, insanlığa karşı bir ayıp olmakla birlikte, islama ve onun nurlu peygamberi hz. muhammed (a.s.m)e karşı en adi bir hakarettir !
sünni müslüman kardeşlerimizin doğru aleviliği öğrenmeleri , bilinçli olmaları bu fitnenin önüne geçecek önemli bir etkendir. ve alevi canlarımızın; inançlarını tahrip ederek kendilerini toplumun diğer kesimleriyle kavgalı hale getiren yabancı ve yerli münafik unsurlarla mücadele etmeleri, istismar edilmekten kurtulmaları, her türlü siyasi ve çıkarcı grupların oyunlarına gelmeden, siyasetten uzak bir din öğretisi olan gerçek aleviliğe yönelmeleri bu bakımdan çok ehemmiyetlidir. bunun en doğru yolu ise, hakiki aleviliği, bu yolun kurucusu şeyh ve pirlerin kitaplarından öğrenmektir. bizim sitemizdeki yazılar hep bu minval üzeredir, allah şaşırtmasın, amin.
yine alevi canlarımızın sünnilerle veya diğer islam yollarıyla uğraşmak yerine aleviliğin güzelliğini yaşamaları ve temsil etmeleri bütün sorunların önüne geçen en büyük silahtır. aynı şekilde sünni kardeşlerimizde alevilerle uğraşmak yerine kendi mesleklerini yaşamak ve temsil etmek için çalışmalıdır.
sorularla alevilik ekibi olarak, alevi ve sünni tüm müslümanları, bu gereksiz ve faydasız ve manasız önyargılardan vazgeçmeye, allaha, peygamberine ve onun ehl-i beytine inanan ve dinin esasatında ittifak eden müslümanların teferruattaki farklılıkları bir birlerine hoş görmelerine ve müslüman ve allaha kul olduğumuzu hatırlamaya davet ediyoruz.
bu güne kadar müslümanların arasına fitne sokanların sebeb olduğu düşmanlığın, ki kardeşi kardeşe düşürmekten başka birşey değildir- ne dünyamıza ne de ahiretimize hiç bir faydası olmadığını gördük. cehaletimizden istifade eden bu zalimlerin oyuncağı olduğumuz artık yeter alevi ve sünni her iki müslüman tarafta artık daha fazla zarar görmeden ve bütün kalbimizle gelin canlar bir olalım diyorum.
söylendiği biçiminin iğrençlik olduğu kesindir. bunu ocak söndü şekline çevirip, Dersim'e doğru uzatırsak, orada 80 yıl önce insanların, hayallerin nasıl söndürüldüğünü, bunun nasıl güzel bir şeymiş gibi yıllarca cumhuriyet çocuklarının beynine sokulduğunu daha iyi anlayabiliriz. Güner ümit'in saf saf dile getirdiğini, bu sefer onur öymen dersim ocaklarının söndürülüşü olarak söylemiştir. öymen'in politik arenadan silinmesinin hayırlı olacağı kesindir ama bu toplum kendisine bir teşekkür de borçlu olacaktır: dersim yalanının hiç bilmeyenlerin bile gözünü açacak biçimde gündeme gelmesini sağladığı için. artık dersim'de ve başka yerde ocaklar sönmesin ama yalancıların mumu sonsuza kadar sönsün.
konu hakkında itimat ettiğim bir dilden olabilirliğini destekler yönde bir hikaye duymadım. ortalarda dolaşan bir şehir efsanesi bile duymadım. ilk defa demin sözlükte okudum ve osmanlı döneminde türediğini düşündüğüm bu rivayeti iğrençliği bir tarafa tutarsızığı cihetiyle aklım kabul etmedi. senelerdir osmanlı ve sonrasında türkiye, misak ı milliyi geçersek iran gibi über muhafazakar topraklarda yaşamakta olan, sayısı kayda değer derecedeki bir topluluğun böyle ekstrem derecede aykırılık ile varlıklarını sürdürebilmeleri ve hatta birliklerini muhafaza ederek bütün gelenek ve ritüelleriyle süregelmeleri bana imkansız geldi. yetmiş milyonluk nüfusta beş bin, on bin* arası sayılarda bulunmakta olan satanist bir grubu aklım kabul eder ama sayıları beş bin, on binden kat kat fazla olduğu aşikar, ne olduğu önemli değil, böyle bir ritüele sahip bir topluluğun kahir ekseriyetteki insanlarla beraberce şimdiki gibi, bu derece normal bir şekilde varlığını aklım kabul etmez. inanmıyorum ama önceden yapanlar olmuşsa bakınız: belhum adal
soyadının kafasına bakılarak verildiğini düşündüğüm, dönemin adalet bakanı şevket kazan'ın "sürekli aydınlık için 1 dakika karanlık "kampanyasına dair yaptığı benzetmedir. not:insan değildi, yaşaması günahtı.
hz. ali önderli bir mezhebin ibadeti olduğu söylenen iğrenç bir iftiradır. işin ilginç yanı 4 halifeden biri olan, islamiyeti yaymak için kılıcıyla savaşlarda ön sahflarda yer alan, putperestler tarafından gece uyurken yatağında öldürülmek istenen hz. muhammed'in yerine bir saniye bile düşünmeden geçen ve hz. muhammed'in hicret ettiğinde ona zaman kazandıran, hz.muhammed ve islamiyet için canını feda etmeye hazır olan birinin mezhebine bu yakıştırmayı yapan birisi bırakın müslüman olmayı insan bile olamaz.
hoşgörü dini islamiyette bu hoşgörüsüzlüğü yapan maalesef müslüman değildir. istersen 25 vakit namaz kıl, istersen 5 ay oruç tut, istersen hacdan çıkma bu böyle. müslümanım diye geçinmeden önce lütfen bazı şeyler sorgulansın. zamanında ülkeyi bölmek için kullanılan alevi-sunni ayrımı ve bu ayrım yüzünden kulaktan kulağa yayılan bu iftiralar son bulsun.
bazılarının kendi sapkın fantezilerini başkalarının üstünde hayal etmesi olayıdır.
bu konu açıldığı zaman tepkim aynen şu oluyor: " sen kendi ananı, bacını s.ker misin? şahsen birisi onlarla ilgili ters bir davranış sergilese, bir laf etse dahi çıldırırım, gözüm döner allah göstermesin..."
bir insanın annesiyle, kardeşiyle ensest ilişkiye girmesini hayal edebilmek bile iğrençliktir. çok isteyen, merak eden varsa alevi olmasına gerek yok! buyursun gitsin şimdi uyuyan ana - babasının odasına... engin bilgilerini bize aktarsın çıkışta...
not: sünni, alevi, türk, ateist, dindar senegalli, çekik gözlü vb... hiçbir insan ile problemim yoktur.