başından sonuna hiçbir şey anlamıyorum da, özellikle ilk sahneyi komple filmin hiçbir yerine oturtamıyorum. o adamlar bi daha hiç görünmüyorlar ki, filmin başında işleri ne. bu hayatta hiçbir şey anlamadığım halde bayıldığım tek film. onu da yapsa yapsa lynch yapardı zaten.
-seneryoyu senaristten başka kimsenin anlayamayacağı şekilde yazmak
-izleyicinin bi bok anlamamasını sağlamak
-kamerayı yarım saat bulanık gösterip sonra netleştirmeler
-bir buçuk saat olması gereken filmi iki buçuk saate uzatmaya çalışmak
-seyirciyi gereksiz* yerlerde germe
-sonunda rüyaymışmış yok mavi sandıkmış kara kitapmış gibi dandik gizemler bırakmak:
filmin sanatsal değerini arttıramaz. *ok gibi film arkadaş! yönetmeni de öyle... gerçi filmin bazı sahnelerinde bende güzel bi hareketlenme olduğunu sizlerden saklamak istemem. ama yine de mok gibi filmdir kendileri.
filmi iki kere izledim ve filmi tam olarak çözdüm. yine de hiç bi boka o kadar da şaşırmadım *mına koyim. yine *ok gibi yine *ok gibi.
film bitince ilk 2 saniye hangi kız hangisiydi lan, o teyzesinin şeyi diil miymiş, adamın havuzlu evi? noluo lan die kendinize gelemiyorsunuz. sonra 1 saat geçiyor yine aklınızda anahtar var, o kara kitap neydi? lan gözlüklü piç?
bunları çözdüğünüzde ya da çözdüğünüzü sandığınızda, çözemeseniz de zevk alacağınız mükemmel bir david lynch filmi.
lost highway filmindeki döngüsellik ve çizgisel olmayan yapı bu filmde de karşımıza çıkmaktadır. hollywood'a aktris olmak üzere giden kadın karakterin "gerçeklik sorunsalı" ve "mavi kutu" göndermeleri; "gösteri toplumu" temelinde okunmalıdır.
lost highway'e oranla daha anlaşılır bir David Lynch filmidir. yine filmin temel öğeleri kişilik bölünmesi,şizofreni gibi konulardır. *
--spoiler--
duvarın arkasından çıkan siyah şeytani yaratık, beni yerimden hoplatmış ve biranda bağırmama yol açmıştır
--spoiler--
naomi watts'ın döktürdüğü filmdir ki haricinde klasik bir david lynch filmidir. sürekli bir merak duygusu aşılasa da insan nihayetinde bundan da sıkılıyor...
bu filmi, yaklaşık 20 saat önce uykusuz halde olmama rağmen izledim *.film bittiğinde herkes gibi,pek bir bok anlamadım.bu akşam tekrar filmi anlamak için hazırlandım ve filmin başına oturdum.
bu filmi ilk defa izleyecek arkadaşlar için bi zaman sıralaması çıkardım.eğer dediğim şekilde izlenirse, inanıyorum tek seferde bu filmi anlaşılacaktır.
filmi 1.56.28-2.12.15, 0.02.15-1.51.52, 1.51.52-1.56.28, 2.12.15-cast zaman sırasıyla izleyin.
--spoiler--
0.02.15-1.51.52 kısmı rüyadır
--spoiler--
filmin rüya kısmında çok fazla simge kullanılmış.bunların hepsi gerçek hayatta gördükleri veya hissettikleri ile alakalı.benim bariz yakaladığım;
--spoiler--
-filmin 02.08.50-02.09.10 saniyelerindeki gerçek hayat ile 00.30.50-00.31.20 saniyeleri arasındaki rüya baglantısını görebilirsiniz.iyi seyirler.
--spoiler--
--spoiler--
00.00.00'dan 00.02.15'e kadar ise aktristlikte başarılı olmak isteyen diana'nın hayalleri (yine rüya tabi).
içinden çıkılması en güç ama bence en çekici david lynch filmi. bu çekiciliğin en büyük kaynağı başroldeki iki kadın oyuncu kuşkusuz. bir önceki filmi ve elbette yine bir muammalar sarmalı olan Kayıp Otoban bile bu filmin yanında daha çözülebilir kalmaktadır. yukarıdaki bir girdide filmi anlamak için verilen 10 maddenin önemli olduğu doğrudur ama çözüm için bunlar kesinlikle yeterli değildir, çünkü belki de ortada kesin bir çözüm yoktur ve lynch'in istediği de zaten budur. çünkü onun filmlerinin artplanında, en büyük temsilcisi jaques lacan olan 20. yüzyılın postyapısalcı psikolojisinin kuramları yer alır ve filmlerinde kullandığı dil bilinçdışının dilidir. diğer filmlerinde denetimsiz kötülüğün simgesi olarak genellikle patolojik ve absurd bir orta yaşlı erkek kullanılırken bu filmde onun yerini bütün bir holywood almıştır. filmin dikkat edilmesi gereken yerlerini 10 maddeyle sınırlamak imkansızdır bu nedenle. mesela filmin başında kaza geçirip hafızasını kaybeden esmer oyuncunun betty'nin evinde gördüğü gilda filmi afişi üzerinde, eski dönemin ünlü oyuncusu rita hayworth'un adını okuması ve daha sonra adının rita olduğunu söylemesi daha mı az önemlidir? ya da filmin bir yerinde sunset bulvarı tabelasının görünmesi gereksiz bir fantazi midir? bunların dışında filmdeki grotesk kişiliklerin ve gülünç gibi gözüken ama gülünemeyen yabancılaştırıcı sahnelerin sayısı da kafa karıştırıcı ölçüde fazladır, castillani kardeşlerin gözüktüğü toplantı sahnesi, yönetmenin karısını evde tamirciyle basma sahnesi, beceriksiz kiralık katilin bir yerine üç kişiyi öldürdüğü sahne, betty'nin deneme çekimini yaptığı sahne, kovboyla yönetmenin acaip bir zaman ve mekanda buluştuğu sahne gibi. bunların dışında da elbette filmin başında ve sonunda çok farklı biçimlerde, betty'le ilgili olarak ortaya çıkan yaşlı çifti asla unutmamak gerekir. aslında mulholland çıkmazı (bu arada şu çıkmaz lafı da bence önemlidir) tıpkı kayıp otoban gibi temelde iki bölümden oluşuyor. ilk bölümlerde heyecan verici bir gizem içeren keyifli bir anlatım varken filmler bir kırılma noktasıyla adeta öte tarafa, bilinçdışının alanına geçiyor ve işte orada tabiri caizse film kopmaya başlıyor. bu kırılma noktası kayıp otobanda fred'in pete'e dönüştüğü andır, ikincisinde ise o ünlü tiyatro sahnesi ve sihirli silencio kelimesi. bu ayrıca filmin kapanış kelimesi de olacaktır. bir de ortalarda dolaşıp duran "this is the girl" lafı vardır. filmin iki bölümünde bu ifade iki ayrı kız için kullanılır. bütün bunlar ve daha niceleri değerlendirilerek bu film üzerine bir kitap bile yazılabilir. slavoj zizek'in kayıp otoban filminin lacancı bir çözümlemesini yaptığı bir kitap türkçeye çevrilmiştir ve konuyla ilginenlere rehberlik edebilir. ayıptır söylemesi ben şu anda bu konu üzerine çalışıyorum.
bir deli bir kuyuya taş atmış kırk kişi çıkartamamışa en güzel örnektir herhalde david lynch filmleri. adamın beynini perte çıkartır, birşeyler anladım zannedersin, o kavram karmaşasının ortasında anlamlar yüklemeye çalışırsın, kendince çıkarımlar yaparsın ama iki gün sonra - aga o filmden ne annadın sen- diye soragelse bir insan hık!! die tıkanır kalır hiçbirşey söyleyemezsin ya. al bu film de bunun bir misalidir işte. picasso tablosuna bakarak kendince anlamlar yükleyerek saatlerce o tabloyu seyredenler gibi sende anlamlar yüklersin filme. neden ..çünkü david lynch filmidir o. izleyince madalya takıyorlar.. ayılsan da bayılsan da anlamasan da izleyeceksin arkadaş.hött!! bana gelince.. birşey anladım mı ..ilk izleyişimde anlamasam da bir kaç izleyişten sonra kendimce bir takım anlamlar yükledim, çıkarımlar yaptım, aklımda kalan bir kaç şey ile de anlatabilirim sanırım kendi bakış açımdan filmi. ancak begendim mi, ölüp bittim mi, david lynch e tapınmaktamıyım ..hayır..asla..hiçbir zaman da olmayacak .. ama filmleri gariptir, izlenesidir o ayrı .anlamasan da izle arkadaş .bir fikir edin ama değil mi...**
yönetmenlik açısından ve kurgu senaryo açısından bu tarz bir film olarak ayrıca (bkz: donnie darko)*
vay be ne film yapmış adam, dedirten filmdir. ama daha iyi algılamak bakımından iki ya da daha fazla izlenmelidir.
ve de lost highwayden çok daha anlaşılır bir film bu.
david lynch'in 'farklıyım abi ben' tadında filmi. neymiş rüya sekansları... sen yönetmenlikte çığır açtıysan ben de seyircilikte çığır açarım denilip, uykulu uykulu izlenmeli, yarısında yatılmalı.
mükemmel bir david lynch klasiğidir. aslında oyuncuların röportojda anlattığı gibi çok basit bir konu çok ağır bir sanata dönüştürülmüştür.filmdeki en etkilendiğim sahne; mealen diana ünlü olmak için hollywood a giderken arkasında (yanlış hatırlamıyorsam) teyzesi ve yanındaki bir adam onu güzel şekilde uğurluyor fakat sonra şeytani şekilde gülümsüyor. filmin son sahnelerinde ise ünlü olamadığı görülen diana şok üstüne şok yaşarken ve depresyona girmişken bu ikili cüce şeklinde kahkahalarla geliyor ve diana ölüyor.
bu sahne aslında hepimizin hayatında sıkça rastladığımız çok anlamlı bir enstantane... bir işe koyulup başarmak için yola çıktığımızda bizi iyi yürekle yol eden, o işi başardığımızı görmek isteyen birçok kişinin olduğunu biliriz. fakat işler yolunda gitmiyorsa yine en büyük kabusları o insanlar yüzünden görürüz. bu nedensizdir aslında, kimse tarafından ortada kötü niyet yoktur, fakat, başarısız olduğumuzda içimize kapanırız ve o iyi insanların yüzünü mahçup çıkardığımızı düşünerek bunalım yaşarız...
rüya tadındaki kurgusuyla dikkat çeken filmdir.
izleyip izleyip anlamamak bu filmi ünlü yapmamıştır. psikanalitik söylemlerin yoğun bir şekilde bulunduğu film rüya kurgusundadır. kırılma noktaları önemlidir.
şu da bilinmelidir ki david lynch filmleri bir seyirci için biraz da baştan kaybetmiş olmaktır.