O zamanlar öğrenciyiz, yurtta, altı kız bir odada istiflenmiş durumda yaşamaktayız. Nasıl oluyorsa? hem iyi anlaşmayı, hem de birbirimize destek olmayı başarabilmişizdir ki; yurtlarda kız kavgaları, görülmeye değerdir.
Gecenin bir yarısı, yine sohbetler devam ederken, karnım ağrıyor nidalarıyla oda arkadaşımız, uyanmıştır. Bu durum şiddetlenerek devam etmiştir, tabi ki devlet yurdunda kaldığımız için, mümkünse 17: 30' dan itibaren hastalanmamaya özen göstermeliyizdir. Zira acil kullanım için tahsis edilen araba, akşamları, şoförünü bar kapısında beklemekle meşgul edilmektedir.
Arkadaşımız, yürüyemeyecek duruma geldiği için, taksi durağı aranır ve taksi çağırılır. Kızcağız battaniyeye yatırılır ve iki kat aşağıya 8 kız sayesinde indirilir. Yanında gidecek gönüllü aranmaktadır ve her zaman ki gibi, gölgelerin gücü adına, eksipozitif duruma el atar.. Kız arkadaşımız da maşallah, eşşek gibi olduğu için(hem enine, hem boyuna), arka koltuğa uzanmıştır. Ben de doğal olarak, öndeki koltuğa yerleşmişimdir. Tam her şey tamam denirken, yavşak taksici, tek kaşını kaldırarak;
-Kızım yanlış anlaşılır gece gece, sen arka koltuğa geç.
der.
Mal olmuş bakmaktayımdır ki; birazdan adamın ağzını burnunu dağıtacağımdır, ancak durum acildir ve arkadan böğürmeler gelmektedir. Alel acele, arkadaşınızın kıçına yapıştırılmışız gibi, yerleşirim arka koltuğa.
Hızla, araba hastaneye gider, ancak arkadaşımın kıçıyla, o kadar haşır neşir olmuşumdur ki; düşen tansiyonum nedeniyle, refakatçi gittiğim hastanede, bir serum da ben yemişimdir.
Taksiciye not: Sevgili, şerefsiz, fikri zikri bir olan yavşak taksici abimiz,
-Sen bir kere 50 yaşındasın, bizi yanyana nasıl yakıştırırsın?
-Hadi sen kendini nimetten sayıyorsun, yol kenarındakiler de mi sanacaktır?
-orada insan canı mevzuyken, sen nasıl böyle ipneliklere çalıştırırsın kafanı?