Her okuduğum da ben niye kimsenin Monna Rosa'sı olamıyorum neden bir muazzez akkaya değilim diye yakınmama sebep olan şiirdir. Şiirimizin Monna Rosa'sı yıllar sonra ortaya çıkıp o zamanlar Sezai abimize bir çekim hissedemediğini ve başkasıyla aşk evliliği yapıp mutlu bir hayat geçirdiğini söylemiştir. Ne aşklar heba olmuş böyle insan gördükçe okudukça dinledikçe hüzünleniyor.
sezai karakocun muazzez akkayam akrostisiyle bilinen tek kelimeyle kusursuz tekten fazla isterseniz ruha en fazla dokunabilen siiridir. insan okuyunca ulan biz niye bir maria puder bir milena bir monna rosa olamadik diyor ister istemez. sonra da bes para etmez guzelligin bendeki bu ask olmasa sozuyle edebimizle susuyoruz tabi.
hikayesi ustad universite boyunca ilan-i askini mezuniyete saklayip, mezuniyette monna rosa sini okudugunu, muazzez hanimin da onun askina karsilik vermek isteyip sezai karakoctan aldigi red cevabiyla intihar ettigi seklinde bilinse de aslinda muazzez akkayanin asigi sezaiden cebine birakilan mektuplar haricinde haberi yoktu.
gunumuzdeyse muazzez akkaya sezai karakocun monna rosasi degil, onun dergisinde reklami asla ve asla yayinlanmayan bankalarin gulen yuzudur.
bir rivayete göre... sezai karakoç üniversitedeyken bir arkadaşına sevdalanır. fakat kendisini yakışıklı bulmadığı ona bir türlü açılamaz. bir gün cesaretini toplayıp aşkını muazzez hanım'a arzeder. fakat reddedilince çok üzülür. okullar tatil olur. muazzez akkaya geyve'de yazlıkta kalmaya başlar. sezai karakoç'ta tam karşıdaki yazlıkta bahçıvan olarak çalışır. her gün karşılıksız sevgi duyduğu sevgilisini seyreder. ona şiirler yazar. mona roza şiirinin her kıtasının baş harflerine dikkat edersek muazzez akkayam ismi ortaya çıkar. gel zaman git zaman... okul biter ve mezuniyet töreni yapılır. mezuniyet töreninde sezai karakoç monna rosa şiirini okur. muazzez akkaya ise tam karşısındadır. şiiri bittikten sonra bir alkış tufanı kopar. herkes bir daha okunması için ısrar eder. ve tam 3 kez sezai karakoç bu şiiri ard arda okur. sahneden tam ineceği sırada muazzez hanım koşarak yanına gelir ve ona hala teklifinin geçerli olup olmadığını sorar. sezai karakoç senin aşkın benimkine yetişemez der ve hayır cevabını verdikten sonra muazzez hanım bayılır. ertesi gün ise muazzez hanım'ın intihar ettiği duyulur. sezai karakoç hala evlenmemiştir.
harikulade bir eserdir. duygusal yükünü anladıktan sonra ve muazzez akkaya ile yapılan röportajın ardından beni düşüncelere sevk etmiştir. yahu bu şiirle bile kız tavlanamıyorsa bu yol tıkalıdır. varsa bu yola umut ile düşen, hemen geri dönsün.
kanımca en güzel dört dizesi şöyle olan şiir; zambaklar en ıssız yerlerde açar, ve vardır her vahşi çiçekte gurur. bir mumun ardında bekleyen rüzgar, ışıksız ruhumu sallar da durur.
hikayesi olan şiirlerin anlamı da tadı da bir başkadır. kulaktan kulağa oynar gibi şehir efsanesine dönüşür bir çoğu ama hikayesi olan şiirler dedim ya kekretir yüreği biraz. bu şiir de mesala herkes kendisine göre bir şeyler bulur. kimisi aşk, kimisi sevda, kimisi merhamet öyle bir şiirdir işte bu.
insanı alıp çok uzaklara götüren,geri getirmeyen,içini kan ağlatan ancak tütün bastığınızda kanamayı tedavi edeceğiniz ( kısa süreliğine de olsa ) çivi misali kafaya çakılan şiirdir.
--spoiler--
birgün gözlerimin taa içine bak,
anlarsın ölüler niçin yaşarmış..
--spoiler--