1973, yugoslavya doğumlu amerikan vatandaşı ünlü tenisçi. oyun stili mükemmeldir, atak oyunu sever, ondandır ki her zaman servislerde fileye diğer oyunculardan daha yakın durur. bu ona, topu daha erken karşılama ve rakibine hazırlık zamanı bırakmama gibi avantajlar sağlar. talihsiz bir bıçaklanma olayı kariyerine devamını güçleştirmiş ve hiç bir zaman o eski günlerine kavuşamamıştır. çok hırslıdır ve topa vurmadan önce kendine has bir ses çıkarır. izlemesi büyük zevk veren ve birçok kişinin kalbinde her zaman bir yeri olacak olan mükemmel kadın tenisçi.
forehand vuruşunu da backhand vuruşunu da çift elle yapan tenisçi. 1998 yılnda australian open çeyrek finalinde martina hingis e yenilene kadar bu turnuvada hiç maç kaybetmemişti. kazanamadığı tek grand slam wimbledon dur.
30 Nisan 1993te Hamburgda Magdelena Maleeva ile oynadığı maçta psikopat bir alman seyircinin kortun ortasında bıçakladığı 'ilk aşk'tır. yaşadığı olayı asla atlatamamış; hala sırtını insanlara dönemeyen, tenis tarihinin en büyük kadın sporcusu olabilecek bu cevher yok olmuştur ve raketinin topa değdiği anda kopan çığlığı kalmıştır geride. şimdi ne zaman tv de çığlık çığlığa maç yapan hatunları izlesem monica'mın çığlıklarını duyuyorum sanki; herkes onun yasını tutuyormuş gibi.
son 20 yılın en başarılı tenisçilerinden biri. değişik bir tarzı olduğu kesin. bıçaklanmasaydı eğer bir alman tarafından, çok daha başka yerlerde olacaktı o ve graf. ama kaderin önüne geçmek zor. o olaydan sonra inişli-çıkışlı bir grafik sundu bizlere. sempatiktir ama şimdi olsa keşke-dir.
tenis tarihinin en dramatik senaryolarından birinin (belki de birincisinin) başrolünde olan eski efsanevi tenisçi. henüz yaşı 20 'ye gelmemişken 20 tane tekler zaferi kazanarak steffi graf'ın rekorunu kırmıştı. 90-91-92 yıllarında fransa açığı üst üste kazanırken 90 ve 92 de finalde grafı'ı yenmişti.90'da yendiğinde ise yaşı sadece 16 idi. 91 ve 92 de wimbledon hariç diğer 3 grand slami de kazanmıştı. nerdeyse iki yıl boyunca dünyanın 1 numarasıydı. ama 1993'te ki o bıçaklanmadan sonra...
tam 28 ay yani neredeyse 2.5 yıl tenise ara vermek zorunda kaldı. sonra geri döndü ama işte... ne kadar dönmek denirse. eğer o olay olmasaydı kadınlar tenis tarihi bambaşka şekillenebilirdi. belki monica en iyi olacaktı. belki graf en iyi olacaktı yine. ama kesin olan bir şey var; graf asla bu kadar çok şampiyonluk alamayacaktı.
1992’de gelen 3 Grand Slam zaferiyle toplam Grand Slam sayısını 7’ye çıkarmayı başaran Monica Seles, 1993’te de Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nı kazanarak bir düşüş evresine girmiştir. 1991’le 1993 arasında toplam 8 Grand Slam kazanmayı başaran Monica Seles, emekliye ayrılmadan önceki son Grand Slam’ini ise, 1996 yılında kazanmıştır.
(d. 2 Aralık 1973, Novi Sad-Yugoslavya). Tenis oyuncusu. Babası ilk antrenörüydü. Tenis oynamaya 8 yaşında başladı ve 9 yaşında Yugoslavya küçükler şampiyonluğunu, on yaşında da Avrupa küçükler şampiyonluğunu kazandı. Voyvodinalı Macar bir aileden gelmektedir. 1986'da ABD'ye taşınan Seles, 18 yaşını doldurmadan elde ettiği 20. tekler şampiyonluğuyla Steffi Graf'ın daha önceki rekorunu üç farkla geçti. 1990-1993 yılları arasında üç yıl Avustralya Açık Tenis Turnuvası'nı kazandı. 1993 Nisan ayında Hamburg'da bıçaklandı ve 28 ay kortlardan uzak kaldı. 1996'da Avustralya Açık Tenis Turnuvası'nda tek bayanlarda 4. kez şampiyon oldu.