sezai karakoç'un türk şiirine bir damga gibi vurduğu eseri..Platonik aşkı bu kadar güçlü anlatan başka bir eser yoktur varsa bile bunun kadar iyi değildir..
sezai karakoç muazzez akkaya'ya aşıktır ve çok yakın arkadaşı olan cemal süreya da kalbinde aynı aşkı hissetmektedir. bir gün iddiaya girerler her kim aşkına karşılık bulursa diğeri kaybetmesinin sonucu olarak adından bir harf atacaktır. Cemal Süreya kaybeden taraf olmuş ve isminden bir y harfini sildirmiştir.
bu olayı sonradan öğrenen muazzez akkaya bir iddiaya konu olduğunu öğrenince sezai karakoç'u bırakıyor ve o da arkasından bu şiiri yazıyor.
-----
bir diğer hikaye de şu şekilde;
sezai karakoç, Muazzez akkaya ile aynı okuldadır ve ona aşıktır lakin muazzez hanım aşkına karşılık vermemektedir. Sezai Karakoç onun adına bu şiiri yazar ve kısa sürede tüm okulda sadece bu şiir konuşulur olur. şiiri dinleyip etkilenen muazzez hanım sezai karakoç'a gider ve onu affetmesini söyler ama iş işten geçmiştir... Sezai karakoç affetmez ve bu olayın akabinde muazzez akkaya intihar eder.
her ne şekilde olursa olsun veya hiçbir hikayesi olmasın şiir türk edebiyatında yerini alan ender güzellikteki şiirlerden bir tanesidir.
Her okuduğunduğunda boğaza bişeyler düğümlenir. Ne Büyük bir aşktır ki Sezai Karakoç şiiri ithaf ettiği kişiden karşılık göremeyince hiç evlenmemiştir. Herkesin gerçek sevgide tek hakkı olduğuna bu hiçlik dünyasında bunun gücüne inandırmaktadır. Masal misali büyülü satırlara sahiptir bu şiir. Sızlatır derinden yüreği ..Ahh senin yüzünden kana batacak derken bile bu sızının şiddetini anlamak derinliği hissetmek mümkün
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
zambaklar en ıssız yerlerde açar
ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
işıksız ruhumu sallar da durur.
zambaklar en ıssız yerlerde açar.
Hakkında türlü efsaneler rivayet edilen( bakınız yukarılar) çok etkileyici sezai karakoç şiiri. Selçuk küpçük yavuz bülent bakiler'in bir şiirine yaptığı beste ile birlikte bu şiirin kimi yerlerini kullanarak dinlemeye değer güzel bir yorum getirmiştir bu şiire. Sezai KARAKOÇ belgeselinde efsanelerle ilintili bir ipucu aramama rağmen Sezai KARAKOÇ'un ısrarla reddettiği ama Akrostişinde Muazzez AKKAYAM olan efsane yada gerçek Türk şiirinin doruk noktalarından biri olarak düşündüğüm büyük eser.
Açma pencereni perdeleri çek:
Monna Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Monna Rosa ben öteliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.
....
....
Monna Rosa siyah güller, ak güller
Gülcenin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak,
Monna Rosa siyah güller, ak güller.
sezai karakoc'un platonik aski icin yazilmis siir.. ismi muazzez akkaya.. sezai karakoc bizler icin bir üstad, essiz sair olsa bile belli ki, muazzez akkaya icin sadece ve sadece sinif arkadasi olmaktan öteye gidememis.. muazzez akkaya baska bir erkege asik olmus sezai karakoc'ta yillarca derdine yanmis.. aslinda üzerine söylenecek o kadar söz var ki ama sadece biri cok önemli "en güzel ask zor olandir".. belki de sezai karakoc askina karsilik bulsaydi evlenselerdi bugün kimse mona rosa'yi okumayacakti kimsecikler üzerine hayaller kurmayacakti ask denildigi zaman mona rosa akla gelmeyecekti.. bunlar olasilik muazzez akkaya'nin (cok da önemsemedigi) kendisinden mona rosa'yi dinlemek icin;
sunu da belirtmeliyim ki muazzez akkaya dürüst ve zeki bir kadin inanilmaz bir hafizasi var olaylari günleri yillari teker teker hatirliyor ama sezai karakoc'u sevmediyse bu onun sucu degil..
''ellerinden belli olur bir kadın'' dizesi hep aklıma gelen sezai karakoç şiiridir.
Mona Rosa tek gül demektir ve HZ. Muhammed'in bir anlamda islami lakabıdır. Yani gül kokan peygamberimiz aynı zamanda tektir de.
Bunu neden anlatıyorum, efendim bir zamanlar tasavvufla yakından ilgili bir edebiyat hocam tanıştırmıştu bu şiirle bizleri ve sezai karakoçu tasavvuftan ve peygamber aşkından ayrı ele almak saçma olur demişti. Evet okuytunca anlaşılıyor ki şiir bir kadına yazılmıştır fakat sezai karakoç bu şiiri okurken bir anlamda, şiirin o kadından çok uzaklara gittiğini de belirtmiştir. Leylayı ararken mevlayı bulma durumudur kısaca. Bana durum böyle aktarılmıştır, şairin de islami çevrece seviliyor oluşu göz önünde bulundurulduğunda bu şiirin dini bir içerik taşıma olasılığı düşünülmektedir.
şairinin kitaplaştırmadığı ancak yaklaşık 40 yıl fotokopisi çekilerek elden ele dolaştırılan, bana göre edebiyat tarihin en güzel aşk şiiri... sacit onan dinlenmeli... http://ulu.li/udjmgf
sezai karakoç un muazzez akkaya için yazdığı şiirdir. rivayetlere göre sezai karakoç muazzez hanıma aşıktır fakat açılamıyordur ve bu şiiri yazmıştır. çeşitli söylentiler dolaşır şiirle ilgili. buyurun bir tanesi : http://www.hurriyet.com.t...sp?yazarid=131&gid=61