modern insanın aşk sandığı o kutsal duygunun bu zamanda aslında ne kadar kıytırık bi heves olduğudur.
bi salı günü oturmuş televizyonun karşısına trt belgeseli açmışsındır.ömür dediğin isimli programda yüzünde yılların izleri kalbinde yılların özlemi olan bir dede konuşur. yavaş yavaş.sen de takılırsın öylece yüzünde bir tebessüm başlarsın izlemeye''ben hanımımı hiç görmedim evlenmezden önce,o zamanlar öyleydi göstermezlerdi namahrem diye sonra evlendik 67 sene beraber geçirdik iyisiyle kötüsüyle. sonra koydu beni bi başıma gitti,yerini hiçbişey dolduramadı doldurmazda... burda amcanın gözünden düşen iki damla yaş dilinizden bu cümlenin dökülmesine sebep olur....
67 sene be tam 67 yıl.. aşk bu işte var mı ötesi?
edit: aşk zaten bi insanı görmeden evlenip 67 yıl beraber geçirmek değil burdaki aşk tam 67 sene bi insanla yaşayıp o öldüğünde dedenin arkasından bütün samimiyetiyle döktüğü yaşlar..
her çift birbirine aşkım diye hitap ediyor ama sırtını döndüğün an ihanet ediyor. günümüzde nerde öyle 50-60 yıl süren aşklar. eskidenmiş siyah-beyaz aşklar.
eskiden aşkın nasıl olduğunu merak ettiren aşklardır. kitaplardan, efsanelerden, film ve dizilerden öğrenilen eski zaman aşklarına pek de itimadım yok insanoğlu hep aynı.
Sevgili olması istenilen insana bunu bir mesajla bildirecek kadar karşısındakine değer vermeyen , ikinci gün daha tam tanımadan hayatım diyebilen , bir hafta sonra başkasıyla ilgilenmeye başlayıp ondan olumlu cevabı alır almaz ölüyorum bitiyorum dediği insana ayrılık mesajı atan ,insanların aşkı kirlettikleri durum.