En seçik mimarlarından birisi Lincoln'dür. Genelde hep tersi düşünülür, çünkü nihayetinde kağıt üzerinde köleliği kaldıran adamdır.
Ne var ki Lincoln köleliği, kölelerin dolaylı olarak istediği forma çevirmiştir. Artık köleler karın tokluğuna çalışmıyordur ama sadece karınları doyacak kadar kazanıyordur. Yani ekmek yerine sadece ekmek alacak para işveren isimli efendisi tarafından veriliyordur. Daha fazla ayrıntılı bir husus ama kısaca böyle.
Eğer bu modern hayatı yaşamak istiyorsan kapitalizmin kölesi olmuşsundur. Para kazan, harca, daha çok kazan, daha çok harca ama sürekli köle gibi çalışmak zorundasın.
Yok ben köle gibi yaşamak istemiyorum diyorsan ıssız bir adaya gideceksin, ne para lazım ne pul, iki balık avlarsın survivor gibi yaşarasın işte.
Abi sizi zorlamı çalıltırıyorlar. Çalışmak istemiyorsanız gidin bayıra ot yiyin bok yiyin. Ha ülkemizde gelir adeletsizliği ve üç kuruşa köpek gibi çalıştırma anlayışı yokmu? evet var, ama bu bütün dünya için geçerli bir durum değil bizim ekonomimizin boktanlığından kaynaklanan bir durum. Akşama kadar mis gibi klimalı ofiste çalışıp da ağzını yaya yaya modern kölelik diyenleri de sikesim geliyor kimse kusura bakmasın.
Hepimizin içinde bulunduğu sistemdir.
Peki biz 65 yaşına kadar it gibi çalışıp emekli olma hayali kuruyoruz.
Ama bu sistemin başında kimler var. Kime hizmet ediyoruz biz.
Mesaiye kalınca kafamda deli sorular...
insanların gözü açılmasın, ekmek, bir ev bir daire peşinde ömrünü tamamlasın, kafalarını boş işlerle meşgul edelim, pastadan büyük dilimi biz alalım sistemidir.
alan memnun veren memnun bir sistemdir. yeterki insanları oyalayacak küçük zevkler sunsunlar onlara. düşünmeyen sorgulamayan aptal yığınlarından oluşan bir toplumda her türlü iş görür.
bayram izninde biraz olsun düşünmeye fırsat bulup, yarın iş başı yapacağı gerçeğiyle rahatsız olanların atıp tuttuğu başlık. hadi siktir et bunları yarın ki faturaları işleri düşün amk. biraz kafanı rahatlamak için işten sonra Starbucks ta içeceğin kahveyi yada sikişeceğin kızı da düşünebilirsin sonuçta sistem böyle herkes böyle olduktan sonrada bu şekilde olmaya devam edecek. bu düzene kişiliğini, ruhunu, ömrünü satarak kazandığın parayı yine bu sistemin insanları tektipleştirmek ve standartlaştırmak adına dayattığı mekanlarda yiyip içiyorsan ağzını açmaya bile hakkın yok. (bkz: kapitalizmin olmazsa olmazları)
hayatın kanunu bu. doğanın düzeni de bu. büyük balık küçük balığı yutar. güçlü olan, uyum sağlayan ayakta kalır, güçsüz olan yok olur. mutlak adalet yoktur. iyilik kavramı yoktur. güzel mi değil tabi ki ama gerçek bu.
kravatlı kölelerin işi daha zordur ama çalışma sistemi sanayidekilerine göre kat kat iyidir arasında seçim yap desen kravatlı köle olurdum olucağımda şu dgs işi olmazsa.
Türkiye'nin 15 yıldır içinde bulduğun durum. iktidar gücünü koruyabilmek için burjuvaziyi adete halkın kıt kanaat verdiği vergiler ile besliyor. Zenginler vergi vermiyor en az çalışıp en çok kazanıyorlar. Fakirler de bir arabaya 120 bin TL vererek adete 20 yıllarını borç ödemek ve birikim yapmakla geçiyorlar.
Günde 10 saat çalışıyorsun mesai bitip eve yorgun gelince koltukta uyuyup kalıyorsun ne kendine zaman ayırabiliyorsun ne spor yapabilirsin nede kültürel bir aktivite bulunabilirsin. Çocuklarının büyümesini bile izleyemezsin.
Sonra ne olur biliyor musun işçi kardeşim ?
Spor yapmadığın için sağlıksız bir bünye sahibi olursun emekli olunca dinlemek bir yana hastane köşelerinde sıra bekleyerek ölümü beklersin. Ama zenginler gençlik zamanlarında spor yaptıkları için emeklilik zamanlarında gayet dinç ve sağlıklı olurlar.
Bence işçi sınıfı birleşmeli ve hakkını aramalı. En azından çalışma saatleri hafta da 35 düşmeli.
Yiyecek, giyecek ve barınma ihtiyaçları için insanlar iş bulamıyor günümüzde.
Aaah ahh, nerde o eski kölelikler!
Ekmek elden, su gölden yaşayıp gidiyordu millet.
calisma hayatini kolelik olarak gorenlere guluyorum. bok gibi paran oldugunu ve hic bir is yapmadan surekli tatil yaptigini dusunsene. ne kadar sıkıci olurdu.
kimse kimseyi zorla calistirmiyor. yaptigin isin karsiliginda ne alacagini ve ne kadar alacagini bastan biliyorsun. begenmiyorsan o isi terk etme hakkin var.
"esit işe eşit şartlar olmamasi" bu tartisiliabilir bir konu.
ama calisma hayati bir tercihtir. tabii bulacaginiz islerde sizin vasiflarinizla direk baglantilidir.
kimse ortaokul diplomasi bile olmayan bir adami oto yikamacidan alip buyuk bir sirkete genel mudur ceo falan yapmaz.
ama bu ortaokul diplamasi bile olmayan birey cok calismak, acikgoz olmak, karsisina cikan firsatlari degerlendirmek suretiyle binlerce universite mezununa patron olup istihdam saglayabilir. bunun icin yasal veya duzensel bir engel bulunmamakta. ve ornekleri azimsanmayacak kadar coktur.
uzucu olan bence sirket yoneticilerinin hayatlari. o noktaya gelmek icin cok calismis ve bu surecte kendini calismaya o kadar kaptirmis ki hayati kacirmis. geldigi noktadan dusmemek icin de soluksuz calismaya devam eden. cok para kazanan ama kazandigi paralari harcayacak zamani olmayan insanlar. bu tarzlar icin belki kole gibi olmus tanimi kullanilabilir. ama yine de tercihtir.