Bir cep numarasından arayan, orası kimin evi diyen(azarlar bir ses tonuyla), babanızın ismini söylediğizde bi anda babanızla 'kanka' olan, sen c...z abinin oglumusun koçum diyen, adınızı soyadınızı soran, savtekin olan soyadınızı bir türlü anlayamayıp vazgeçelim diyip telefonu suratınıza kapatan yüzsüz ve profesyonel dolandırıcılardır. Aman dikkat.
Edit: SAVTEKiNi merak edenler; 1040 yılında kazandıkları Dandânakan zaferiyle Büyük Türk Hakanlığı tahtına yerleşen Selçuk oğlu Tuğrul bey ile halefi olan yeğeni Alp- Arslan zamanlarında Türkler, Bizansla karşı karşıya gelmemişlerdi. 30 yıl içinde Selçuklu Oğuz Türkleri, her yıl biraz daha büyük çapta olmak üzere birçok Anadolu akını ve seferleri yapmışlar, bu büyük ülkeyi olgun bir meyve hâline getirmişlerdi. Son bin yıllık Türk tarihinin umumi akışı, güneybatıya, açık denize, Anadoluya doğru olmuş, Selçuklular bu akışa, önüne geçilmez bir tufan derecesinde güç kazandırılmışlardı. Türk akıncıları, Eğeye kadar her yıl Anadoluyu tarıyor, Bizans hâkimiyetini yıkmak için zemin hazırlıyorlardı. Bizans tahtında oturan imparator Romanos Diogenes, Türklere karşı sefere çıktıysa da bir sonuç alamadı. Nihayet Selçuklulara darbe vurmak kararıyla 13 Mart 1071 günü büyük ordusuyla başkenti istanbuldan ayrıldı.
imparatorun gaye ve ümitleri o derece büyüktü ki, islâm dininin ortaya çıkmasından önce Bizansa ait olan Suriye, Filistin, hattâ Mısırı hattâ hiçbir zaman Bizansa ait bulunmamış Irak ile iranı almayı tasarlıyordu. Bu ülkelere şimdiden Bizanslı umumi valiler bile atamıştı. Diğer taraftan Sultan Alp- Arslan, Bizansın Doğu Anadoludaki belli başlı düşman üslerinin tahrip edildiği, esas Bizans ordusu yenilirse Anadolunun Türklere açılacağını bildiren ünlü rapor geldi.
Büyük Türk Hakanı Alp- Arslan, bu raporu alır almaz, Bizans imparatorunu karşılamak üzere Doğu Anadoluya yöneldi.
Bizans ordusu 200.000 kişiydi. Ordunun ağırlıklarını 3.000 araba ve on binlerce hayvan taşıyordu. Orduda bütün savaş vasıtaları, bu arada 1.200 kişi tarafından idare edilen ve devrinin en büyük silâhı sayılan bir mancınık vardı. Bizans ordusu, Bizanslılardan başka Franklar, Normanlar, Slavlar, Gürcüler, Abhazlar, Ermeniler, hattâ Müslüman olmayan Peçenek ve Uzlar gibi Avrupalı Oğuz Türklerinden müteşekkildi. Bu bakımdan tek elden yönetilmeye elverişli değildi. imparator da ünlü bir hanedandan gelmediği için yüksek otorite ve saygıyı sağlayamamıştı.
istanbuldan gelen Bizans ordusu ile Halebden ilerleyen Türk ordusu, 26 Ağustos Cuma sabahı gün ışırken, 7-8 kilo metre uzakta birbirlerini gördüler. Bulundukları yer, Van Gölünün 45 kilometre kadar kuzeyinde, Murat Suyu yakınlarında, deniz seviyesinden 1.500 metre yükseklikteydi. Yanı başlarında Malazgirt kalesi yükseliyordu. Türk ordusu, 50.000 kişilik yalnız Müslüman Oğuz Türklerinden müteşekkil yekvücut bir kitleydi. Zayıf ve yorgun birlikleri Sultan Alp- Arslan, savaş alanına getirmemiş, ya terhis etmiş veya veziri Nizâmülmülkle Hemedâna göndermişti. Türk ordusunda hakana itaat ve saygı, mutlak mahiyetteydi. Anadoluya yaptıkları akınlarla pişmiş ve bu ülkeyi yurt edinmeyi kararlaştırmış olan Türkler, yurt kurma enerjisinin ateşiyle yanıyorlardı.
Bir gün önce imparator, Sav Tiginin başkanlığında sulh teklifine gelen Türk elçilerini şiddetle reddetmiş ve elçi yollanmasını Türklerin korktuğuna yorarak sevinmişti. imparator, Sav Tigine; Sultanınıza söyleyin, demişti; kendisiyle sulh müzakerelerini Reyde yapacağım, ordumu Isfahanda kışlatacağım ve hayvanlarımı Hemedanda sulayacağım. Sert karakteri kadar zekâsı da kuvvetli olan Sav Tigin, nezakete ve diplomasiye uymasa da şu çok esprili cevabı vermekten kendini alamamıştı. Atlarınızın Hemedanda kışlayacaklarından ben de eminim; fakat Haşmetmeâblarının nerede kışlayacaklarını bilemiyorum
Güneş ortaya çıkınca Alp- Arslan, ordusun heyecanlandıran kısa ve veciz bir hitabede bulundu. Şehit düşerse vurulduğu yere gömülmesini, hemen oğlu Melik-Şâhın çevresinde toplanılmasını, Türk Hakanlığının birliğinin bozulmamasını vasiyet etti. Namaz kıldıktan sonra ön saflara geçti. Bu sıralarda Bizans ordusundan ilâhiler yükseliyor, râhipler askerleri takdis ediyorlardı. Türk ordusunda da hocalar, safları dolaşıp âyetler okuyorlardı. Öğleyi 2 saat geçe savaş başladı. Daha ilk anda, Bizans ordusunda ücretli olarak bulunan Müslüman olmamış Avrupalı Oğuz Türklerinden Peçenek ve Uzlar, Bizans ordusundan ayrılarak soydaşlarına katıldılar. Alp- Arslanın huzurunda yer öpen Peçenek ve Uz reisleri, Bizans ordusu hakkında çok değerli bilgiler de verdiler. Bu olay, Bizans ordusunda mânevi gücün sarsılmasına sebep oldu. Vuruşma, Türk atlılarının kitle hâlinde ok taarruzu ile başladı. Bizanslıların yabancı oldukları Türklerin bozkır taktiği ve Alp-Arslanın strateji dehâsı sonunda, karanlık bastığı zaman, savaş alanında muazzam Bizans ordusundan eser kalmamıştı, bizzat imparator esi edilip Alp- Arslanın huzuruna getirilmişti. Büyük Türk Hakanı, Roma imparatoruna çok nazik muamele etti ve kendisini, bir muahede imzalattıktan sonra salıverdi.
Bütün tarihçiler, Malazgirtin dünya tarihinin dönüm noktalarından biri olduğunda birleşmektedirler. Bu zafer, Anadolunun fethini ve Türkiye devletinin kurulmasını sağlamıştır. Türklerin tarih boyunca kazandıkları meydan muharebelerinin hiçbiri, istikballeri için bu derecede tesirli olmamıştır. Türk tarihinde Malazgirtten önemli tek olay varsa, o da istanbulun Fethidir. Dandânakanda kazanılan zaferi Malazgirt tamamlamış, istanbul taçlandırılmıştır. Malazgirtten 3 yıl sonra Türkiye devleti kurulmuş ve Osman oğulları çağında bir cihan imparatorluğu, tarihin gördüğü en muazzam siyasi teşekkül durumuna yükselmiştir. Alp- Arslan, Romanos Diogenesle yapılan muahedeyi Bizansın tanımaması üzerine, müstakbel Anadolu Fâtihi ve Türkiye devletinin kurucusu olan kuzeni Kutalmışoğlu Süleyman-Şâha Egeye Marmaraya kadar Anadolunun açılmasını emretmiştir.1
(1) Yılmaz Öztuna- Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Türkler-Babıali Kültür Yayıncılığı-2004-s.83