Babamın bu konuda güzel bir hikayesi var biraz da ben birşeyler katarak anlatacağım. 12 yaşındayken bıdısının dıdısına gidiyor. Köy yeri bulama çorbası denen bir yemek var ortaya konmuş ve herkes kaşığıni sallıyor bizimki bir köşede oturunca bıdının dıdısı oğlum gel diye cağırınca utanıyor bizimki halbuki sabahtan beri aç , tokum ben diyor. Birkaç dakika geçince kendi kendine lan keşke bir kere daha cağırsa bıdının dıdısı diyor tabi kadın gene çağırıyor bizimkinin ağzından gene tokum lafı çıkınca içten içten kendine sövuyor ve bi daha çağırırsa gitmeyenin mk diye kendini gazlıyor ve nitekim son çağırmada da gidemeyince tüm gün aç kalıyor. Artık ne zaman babamla misafirliğe gitsek ne yiyeceğiz diye acımadan soruyor. (bkz: tecrübe)
Kalk git evinde ye kardeşim. Ne diye elalemin evinde 2 büklüm olup ciğerci kedisi gibi aç aç oturuyosun ki.git evine, aç dolabın kapağını,koy sandalyeyi dolabın önüne,sabaha kadar zıkkımlan.oh be
çok sevdiğim bir hocam anlatmıştı eski zamanda misafirlere kahvenin yanında su verilmesinin nedeni misafirin aç olup olmadığını anlamakmış. aç olan suyu tok olan ise kahveyi alırmış bu sebeple kim aç kim tok öğrenilirmiş.