dokunulmazlığa daha milletvekili olmadan önce sahip olan çocuktur.
Ne annesi, ne de misafir gidilen ev halkı, çocuğa bir şey diyemez.
Yalancı bir gülücük altında, sinir ve öfke duyulan çocuktur.
ayrı bir eve çıkana kadar hep onlarla oynanmaya zorlandım. ne hikmetse peşimi bırakmadılar hiç. kötü bile davransam hep sevdiler kızlarla evcilik, erkeklerle evin içinde top bile oynadım. kucağımda uyuyanı üstüme kusanı, yatağıma çişini yapanına, kadar anneleri çocuklarına kızmasın diye gizlice altlarını değiştirmişliğim bile var. o kadar sinir etmelerine rağmen asla kızıp vurmamışımdır şimdi hayret ediyorum. şimdi bizimkilerin yanına gittiğim zamanlarda pencereden çıkıp göz ucuyla bakıyorlar. ama şu var çocukları sevdiğim kadar annelerini sevemedim.
her gittiği evde illa hayvan gibi gürültü yapacak ve bilgisayarı isteyecek olan çocuktur. yürü git lan demek istediğimiz ama misafir olduğu için zoraki güldüğümüz veleddir.
bilgisayarla sürekli oynamak ister, zır zır ağlar annesinden de yüz bulup piçliğin nirvanasına ulaşır, bazen öyle bir hırsla dolarsınız ki bilgisayarı kafasında parçalamak istersiniz. klavyeyi bir kürek gibi kullanıp onu biçmek istersiniz.
Niye hep bana ultra yaramazı denk geliyor diye merak ettiren ufaklıklar.
Kafayı yemek üzereyim ruju yemiş sözlük.
Ruj bu yau. Git bilgisayar a filan dal standartlarda yaşa tüyü bitmemiş yetim rujdan ne istedin e be velet.
Ruju niye kendi odamda masada bıraktım diye bir de fırça yedim.
abi arabalı oyun var mı diyip yok diyince ebeveynine araba oyunu var ama bana açmıyo diye zırlıyıp kafa ütülüyorsa ağzına en yakın terlikle vurulması gereken çocuktur.
Bir anı vardı küçük kız salona geldiğinde kukuma elledi diye şikayet ediyordu kimin anısıydı hatırlayamadım. Aklıma hep o gelir misafir çocuğu denince.